İSTANBUL VAROŞLARINDA EV YIKIMI, ÇETELEŞME VE DİRENİŞ
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

AKP hükümeti, militarizm ve panzerlerin eşliğinde emekçi halkın evlerini başlarına yıkmaya devam ediyor. Emekçi semt halkı da başta MLKP olmak üzere devrimci güçlerin desteği ve önderliğiyle gecekondu yıkımlarına, yozlaştırma ve çeteleşmeye karşı direniyor, mücadele ediyor.

İstanbul - Kurtköy:

14 Temmuz sabahı binlerce asker tam bir iç savaş tablosu ve psikolojik savaş yöntemiyle ev yıkımları için Kurtköy mahallesini kuşattı. Onların panzerli, silahlı, gaz ve sis bombası donanımlı gelişleri karşısında kurdukları barikatlar başında bekleyen emekçi halk ve gençler ise, taşlar, sopalar, sapanlar, molotoflar, tüplerle direndi. Saatlerce süren çatışmada 44 ev yıkıldı, çok sayıda emekçi yaralandı, 15 kişi gözaltına alındı. Bir asker panzeri tahrip edildi. Mahalleyi sokak sokak işgal eden jandarma, sokak sokak direnişle karşılaştı.

Ertesi gün MLKP güçleri, "Kurtköy'de yıkım, her yerde direniş" pankartıyla İstanbul-Bağcılar'da molotoflarla yolları kapatarak Kurtköy direnişine destek verdi. MLKP-KGÖ milisleri ise, Kurtköy İş Bankasını molotoflayarak tahrip etti.

ESP'nin örgütlediği eylemlerle İstanbul E-6 ve E-5 otobanları molotoflarla kesildi. "Kurtköy halkı yalnız değildir", "Yıkımlara karşı tek yumruk, tek barikat" sloganlarıyla faşist rejim protesto edildi.

İstanbul - Okmeydanı:

AKP'nin "Kentsel Dünüşüm Projesi" kapsamında 85 bin emekçi evinin yıkılması planlanmaktadır. Bu arazilere el konularak rant çetelerine peşkeş çekilmektedir. İstanbul-Okmeydanı semti bunların başında gelmektedir.

21 Temmuz günü, polis onlarca evi yıktı. Sertleşen ve çatışmaya dönüşen gerginlikler yaşandı. Boşaltılmamış evlerin yıkılması üzerine "ABD uşağı satılmış Tayyip (Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan kastedilmektedir)" sloganları atan semt emekçileri, taş ve kiremitlerle polisle çatıştı.

Yaşanan çatışmanın ardından yıkım çemberinin dışına çıkarılan halk, "Yıkıma karşı omuz omuza", "Halkımız saflara, hesap sormaya" sloganlarıyla yürüyüşe geçti.

Öncesinde dağınık ve ne yapacağını bilmeyen bir halde bulunan semt sakinleri, ESP'lilerin müdahalesiyle hedefli tepkiler koymaya başladı. Polis, yine "aranızda teröristler var" diyerek, ESP'lileri hedef gösterdi. Ve onları gözaltına almaya çalıştı. ESP'li Sakine Altun'u halk sahiplendi ve polisin elinden aldı.

Evi yıkılan bir emekçi, "Yıkma Tayyip, yıkılırsın. Seni biz baş tacı ettik, şimdi de biz alaşağı edeceğiz.", yine bir başka emekçi ise, "1 Mayıs'larda sizi dayak yemekten biz koruduk, şimdi gelmiş gaz bombası atıyorsunuz. Sizi mahallelerine sokmadıkları için Gazi'dekilerin (Gazi, İstanbul'da direnişle tanınan bir emekçi semti) elini öpmek gerekir" diyerek tepkisini ortaya koydu.

İstanbul - Güzeltepe:

22 Temmuz günü, Güzeltepe mahallesinde yıkıma karşı barikat kurarak saldırı bekleyen halka polis saldırdı. Barikatı kaldıran polisle halk arasında çatışma çıktı. Yüzlerce polis, panzer ve yıkım dozerleriyle mahalleyi kuşattı. Bu saldırı Güzeltepe halkı tarafından "Barınma hakkımız engellenemez", "Güzeltepe faşizme mezar olacak" sloganlarıyla karşılandı.

ESP ve Halk Kültür Merkezi de Güzeltepe halkının direnişinde yer aldı. Polis megafonla burada da "aranızda terör örgütü üyeleri var, onları buradan çıkarın" diyerek ESP'li komünistleri hedef gösterdi.

Mahalle halkının kararlılığını gören polis, panzer ve gaz bombalarıyla saldırdı. Mahallenin girişinde kurdukları barikatlarda polisle çatışan halk, taş, molotof ve şişelerle direndi. Bir polis panzeri alev aldı. İlk barikatı ateşe veren direnişçiler, sokak aralarındaki ikinci barikatların başında faşist güçlerle çatışmaya devam ettiler. Atılım gazetesinin yaralanan muhabiri Hüsniye Seçgin polis tarafından gözaltına alınmaya çalışıldı, ancak gösterilen tepki üzerine bırakıldı. Yıkım karşıtları Okmeydanı O-2 otoyolunu 20 dakika boyunca trafiğe kapattılar ve polisin mahalleden çıkmasını talep ettiler.

İstanbul - 1 Mayıs Mahallesi:

Sınıfsal, ulusal ve mezhepsel çelişkilerin, dolayısıyla patlayıcı öğelerin biriktiği ve yoğunlaştığı emekçi semtlerde devlet destekli yozlaştırma ve çürütme saldırısı, kumarhaneler, birahaneler, madde bağımlılığının yaygınlaştırılması, uyuşturucu satış organizasyonu, fuhuş, çeteler, rant mafyaları biçiminde polisin desteği ve koruması altında yürütülmektedir.

Bu semtlerden biri olan İstanbul 1 Mayıs'ta, 12 Temmuz günü ESP ve 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği üyeleri, yozlaştırıcı ve çürütücü kuşatma ve saldırılara karşı faaliyet yürütürken sopalı ve silahlı bir çetenin saldırısına maruz kaldılar. Saldırı sonucu ESP'li A. Haydar Saygılı ve dernek mensubu üç devrimci silahla yaralandı.

Saldırının ardından halkla birlikte üç ayrı noktada barikatlar kuran ESP'liler, kitlelerin öfkesini sokağa taşıdılar. Diğer devrimci örgütlerin de destek verdiği ve toplam 250 kişinin katıldığı eylem, gece saat 01.30 da barikatlar ateşe verilerek sonlandırıldı.

13 Temmuz günü, " çetelerin ipi devletin elinde" sloganıyla 1 Mayıs halkı, sokaklarda büyük ve kitlesel bir tepki gösterdi. İşçiler iş bıraktı, esnaflar kepenk kapattı. 1500'ü aşkın kitle bir saat boyunca 1 Mayıs mahallesi sokaklarında öfkeli protestolarda bulundu.

Bu saldırılar karşısında gelişen eylemler ve direnişler gerçeğine baktığımızda diyebiliriz ki, halkı toplantılarda buluşturma, halkla birlikte karar alma, ortak bir irade ortaya çıkarma, sözü ve eylemi ile halka güven verme ve halkın somut, gerçek taleplerinin, ihtiyaçlarının yanıtlanması zemininde hareket edildiğinde, önderlik düzeyi yakalanabilir.

MLKP, bu direniş ve mücadelelerde örgütleyici ve etkin pozisyonda yerini aldı. Türkiye'de içine girilen yeni saldırı dalgası koşullarında, emekçi semtlerde sert irade çatışmaları kaçınılmaz olacaktır. Çünkü, faşist rejimin temsilcisi T. Erdoğan, yoksulluk, işsizlik ve ev yıkımlarına karşı İstanbul gettolarına yığılan emekçilerin öfkesi ve eyleminden ve aynı zamanda Kürt ulusal mücadelesine yönelik başlatılan "imha ve sindirme" hareketine karşı gelişecek devrimci bir kitle hareketinden korkmaktadır.

 

 

Arşiv

 

2019
Haziran Mayıs
Şubat
2018
Ekim
2016
Kasım Ekim
Eylül Ağustos
Temmuz Haziran
Mayıs Nisan

 

İSTANBUL VAROŞLARINDA EV YIKIMI, ÇETELEŞME VE DİRENİŞ
fc Share on Twitter
 

AKP hükümeti, militarizm ve panzerlerin eşliğinde emekçi halkın evlerini başlarına yıkmaya devam ediyor. Emekçi semt halkı da başta MLKP olmak üzere devrimci güçlerin desteği ve önderliğiyle gecekondu yıkımlarına, yozlaştırma ve çeteleşmeye karşı direniyor, mücadele ediyor.

İstanbul - Kurtköy:

14 Temmuz sabahı binlerce asker tam bir iç savaş tablosu ve psikolojik savaş yöntemiyle ev yıkımları için Kurtköy mahallesini kuşattı. Onların panzerli, silahlı, gaz ve sis bombası donanımlı gelişleri karşısında kurdukları barikatlar başında bekleyen emekçi halk ve gençler ise, taşlar, sopalar, sapanlar, molotoflar, tüplerle direndi. Saatlerce süren çatışmada 44 ev yıkıldı, çok sayıda emekçi yaralandı, 15 kişi gözaltına alındı. Bir asker panzeri tahrip edildi. Mahalleyi sokak sokak işgal eden jandarma, sokak sokak direnişle karşılaştı.

Ertesi gün MLKP güçleri, "Kurtköy'de yıkım, her yerde direniş" pankartıyla İstanbul-Bağcılar'da molotoflarla yolları kapatarak Kurtköy direnişine destek verdi. MLKP-KGÖ milisleri ise, Kurtköy İş Bankasını molotoflayarak tahrip etti.

ESP'nin örgütlediği eylemlerle İstanbul E-6 ve E-5 otobanları molotoflarla kesildi. "Kurtköy halkı yalnız değildir", "Yıkımlara karşı tek yumruk, tek barikat" sloganlarıyla faşist rejim protesto edildi.

İstanbul - Okmeydanı:

AKP'nin "Kentsel Dünüşüm Projesi" kapsamında 85 bin emekçi evinin yıkılması planlanmaktadır. Bu arazilere el konularak rant çetelerine peşkeş çekilmektedir. İstanbul-Okmeydanı semti bunların başında gelmektedir.

21 Temmuz günü, polis onlarca evi yıktı. Sertleşen ve çatışmaya dönüşen gerginlikler yaşandı. Boşaltılmamış evlerin yıkılması üzerine "ABD uşağı satılmış Tayyip (Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan kastedilmektedir)" sloganları atan semt emekçileri, taş ve kiremitlerle polisle çatıştı.

Yaşanan çatışmanın ardından yıkım çemberinin dışına çıkarılan halk, "Yıkıma karşı omuz omuza", "Halkımız saflara, hesap sormaya" sloganlarıyla yürüyüşe geçti.

Öncesinde dağınık ve ne yapacağını bilmeyen bir halde bulunan semt sakinleri, ESP'lilerin müdahalesiyle hedefli tepkiler koymaya başladı. Polis, yine "aranızda teröristler var" diyerek, ESP'lileri hedef gösterdi. Ve onları gözaltına almaya çalıştı. ESP'li Sakine Altun'u halk sahiplendi ve polisin elinden aldı.

Evi yıkılan bir emekçi, "Yıkma Tayyip, yıkılırsın. Seni biz baş tacı ettik, şimdi de biz alaşağı edeceğiz.", yine bir başka emekçi ise, "1 Mayıs'larda sizi dayak yemekten biz koruduk, şimdi gelmiş gaz bombası atıyorsunuz. Sizi mahallelerine sokmadıkları için Gazi'dekilerin (Gazi, İstanbul'da direnişle tanınan bir emekçi semti) elini öpmek gerekir" diyerek tepkisini ortaya koydu.

İstanbul - Güzeltepe:

22 Temmuz günü, Güzeltepe mahallesinde yıkıma karşı barikat kurarak saldırı bekleyen halka polis saldırdı. Barikatı kaldıran polisle halk arasında çatışma çıktı. Yüzlerce polis, panzer ve yıkım dozerleriyle mahalleyi kuşattı. Bu saldırı Güzeltepe halkı tarafından "Barınma hakkımız engellenemez", "Güzeltepe faşizme mezar olacak" sloganlarıyla karşılandı.

ESP ve Halk Kültür Merkezi de Güzeltepe halkının direnişinde yer aldı. Polis megafonla burada da "aranızda terör örgütü üyeleri var, onları buradan çıkarın" diyerek ESP'li komünistleri hedef gösterdi.

Mahalle halkının kararlılığını gören polis, panzer ve gaz bombalarıyla saldırdı. Mahallenin girişinde kurdukları barikatlarda polisle çatışan halk, taş, molotof ve şişelerle direndi. Bir polis panzeri alev aldı. İlk barikatı ateşe veren direnişçiler, sokak aralarındaki ikinci barikatların başında faşist güçlerle çatışmaya devam ettiler. Atılım gazetesinin yaralanan muhabiri Hüsniye Seçgin polis tarafından gözaltına alınmaya çalışıldı, ancak gösterilen tepki üzerine bırakıldı. Yıkım karşıtları Okmeydanı O-2 otoyolunu 20 dakika boyunca trafiğe kapattılar ve polisin mahalleden çıkmasını talep ettiler.

İstanbul - 1 Mayıs Mahallesi:

Sınıfsal, ulusal ve mezhepsel çelişkilerin, dolayısıyla patlayıcı öğelerin biriktiği ve yoğunlaştığı emekçi semtlerde devlet destekli yozlaştırma ve çürütme saldırısı, kumarhaneler, birahaneler, madde bağımlılığının yaygınlaştırılması, uyuşturucu satış organizasyonu, fuhuş, çeteler, rant mafyaları biçiminde polisin desteği ve koruması altında yürütülmektedir.

Bu semtlerden biri olan İstanbul 1 Mayıs'ta, 12 Temmuz günü ESP ve 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği üyeleri, yozlaştırıcı ve çürütücü kuşatma ve saldırılara karşı faaliyet yürütürken sopalı ve silahlı bir çetenin saldırısına maruz kaldılar. Saldırı sonucu ESP'li A. Haydar Saygılı ve dernek mensubu üç devrimci silahla yaralandı.

Saldırının ardından halkla birlikte üç ayrı noktada barikatlar kuran ESP'liler, kitlelerin öfkesini sokağa taşıdılar. Diğer devrimci örgütlerin de destek verdiği ve toplam 250 kişinin katıldığı eylem, gece saat 01.30 da barikatlar ateşe verilerek sonlandırıldı.

13 Temmuz günü, " çetelerin ipi devletin elinde" sloganıyla 1 Mayıs halkı, sokaklarda büyük ve kitlesel bir tepki gösterdi. İşçiler iş bıraktı, esnaflar kepenk kapattı. 1500'ü aşkın kitle bir saat boyunca 1 Mayıs mahallesi sokaklarında öfkeli protestolarda bulundu.

Bu saldırılar karşısında gelişen eylemler ve direnişler gerçeğine baktığımızda diyebiliriz ki, halkı toplantılarda buluşturma, halkla birlikte karar alma, ortak bir irade ortaya çıkarma, sözü ve eylemi ile halka güven verme ve halkın somut, gerçek taleplerinin, ihtiyaçlarının yanıtlanması zemininde hareket edildiğinde, önderlik düzeyi yakalanabilir.

MLKP, bu direniş ve mücadelelerde örgütleyici ve etkin pozisyonda yerini aldı. Türkiye'de içine girilen yeni saldırı dalgası koşullarında, emekçi semtlerde sert irade çatışmaları kaçınılmaz olacaktır. Çünkü, faşist rejimin temsilcisi T. Erdoğan, yoksulluk, işsizlik ve ev yıkımlarına karşı İstanbul gettolarına yığılan emekçilerin öfkesi ve eyleminden ve aynı zamanda Kürt ulusal mücadelesine yönelik başlatılan "imha ve sindirme" hareketine karşı gelişecek devrimci bir kitle hareketinden korkmaktadır.