Kadınlar Haykırdı: Özgürlük ve Eşitlik için Adalet
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

"25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü" Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da gerçekleştirilen bir dizi etkinliklerle kutlandı. Etkinliklerin finalinde, Emekçi Kadınlar Birliği'nin (EKB) çağrısıyla 27 Kasım'da İstanbul'da bulunan Birleşik Metal-İş sendikası binasında toplanan "Kadın Adalet Mahkemesi" emekçi kadınların maruz kaldığı ekonomik, fiziksel, psikolojik, kültürel şiddeti masaya yatırdı, yargıladı.

Dominik Cumhuriyeti'nde Trujillo diktatörlüğüne karşı yürüttükleri onurlu mücadele nedeniyle gözaltına alınan ve tecavüz edildikten sonra 25 Kasım 1960 tarihinde katledilen Mirabel kardeşlerin ölüm tarihi olan 25 Kasım, 1981 yılında "Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü" olarak ilan edildi. Kadına yönelik şiddetin eylem konusu edildiği 25 Kasım, bu yıl da tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de emekçi kadınların gerçekleştirdiği eylemlere, eşitlik ve adalet haykırışlarına sahne oldu. İstanbul, İzmir, Malatya, Adana, Antep gibi büyük il ve ilçelerde gerçekleştirilen toplantılar, basın açıklamaları, bildiri dağıtımı, sokak ajitas-yonları ve gösterilerde emekçi kadınlar özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla maruz kaldıkları cinsel, sınıfsal ve ulusal baskı ve şiddete karşı öfkelerini dile getirirken, tüm kadınları mücadeleyi yükseltmeye çağırdılar.

19 Kasım günü Kadıköy-Beşiktaş iskelesinde temsili mahkeme kuran EKB, Mirabel kardeşleri anarken, aynı zamanda, kapitalist toplumda kadının maruz kaldığı her türlü şiddeti kınadı ve 27 Kasım günü kuracağı Kadın Adalet Mahkemesine katılım çağrısı yaptı. Şiddete uğramış kadın fotoğraflarını sergileyen EKB'liler, giydikleri önlüklerle ev içi şiddeti, namus cinayetlerini ve Kürt kadınının kendi ulusal kimliğine sahip çıktığı için maruz kaldığı şiddet, işkence ve tecavüzü dile getirdiler. "Eşitlik için adalet", "Tecavüzcü devlet hesap verecek", "Şemdinli yalnız değildir" gibi sloganların atıldığı etkinlik alkışlarla bitirildi. Öte yandan, 22 Kasım günü Adana'da EKB, EMEP ve DÖKH tarafından bir dizi dayanışma etkinliğinin yanı sıra bir de panel düzenlendi. Yapılan konuşmalarda kadınların yaşadıkları şiddeti daha fazla haykırmaları ve ona karşı bir araya gelerek, örgütlü mücadele etmeleri gerektiği belirtildi. Siyasi tutuklu analarının ve cezaevindeki siyasi ve adli kadınların maruz kaldığı şiddete de değinen konuşmacılar, katliamların önünün ancak örgütlü bir kadın kitlesiyle alınabileceğini vurguladılar.

Kadın Adalet Mahkemesi

27 Kasım günü "Kadına Yönelik Şiddeti Yargılıyoruz" şiarıyla EKB tarafından organize edilen mahkeme, canlı tartışmalara sahne olurken, kadına dönük her türlü şiddetin asıl kaynağı olan sınıflı toplumu yargıladı. "Güçlüyüz çünkü örgütlüyüz", "Kadına yönelik şiddeti yargılıyoruz", "Eşitlik için adalet" yazılı pankartların ve şiddete maruz kalmış kadınların resimlerinin asıldığı salonda bir araya gelen 200 kadın, paylaşımın en güzelini yaşadı. Emekçi kadınlar, "Ekonomik şiddet", "Aile içinde şiddet", "Cinsel şiddet", "Medya şiddeti" ve "Devlet şiddeti" konularını ele aldılar.

BEKSAV Kadın Komisyonu tarafından hazırlanan ve dünyanın pek çok yerinde mücadele eden ve direnen kadınların görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösteriminin de yapıldığı mahkemede kadınlar, şiddetin yargılanabilirliğine ve kadın dayanışmasının önemine işaret ettiler. "Güçsüz" kadının gücüydü mahkemede dile gelen. Kimi zaman öfkenin, kimi zaman duygusal anların, kimi zaman da isyanın aleviydi mahkeme. Söz alan birçok kadın kendini ifade edebilmenin, yaşadığı şiddeti paylaşabilmenin mutluluğunu yaşadı. Kadınlar, kürsüden konuşmanın kendileri için önemli bir olanak olduğunu vurgulayarak, şiddetin kader olmadığını ve bunun mücadele ile aşılabileceğini öğrendiklerini belirttiler. Yasal düzenlemelerin de tartışma konusu yapıldığı mahkeme, her türlü cinsel, ulusal ve sınıfsal şiddete ve sömürüye karşı daha da fazla örgütlülük çağrıları ile son buldu.

Muhalif kimlikleriyle bilinen kadınların sokak ortasında şiddete ve tecavüze uğraması, kadınların ev içi şiddete maruz kalması ve namus cinayetlerine kurban gitmesi; işçi ve emekçi kadınların eşit işe eşit ücret alamaması, emperyalist savaşlarda savaş ganimeti olarak kullanılmaları vs. esas olarak, tüm diğer sınıflı toplumlarda olduğu gibi sermaye düzeninden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla kadının cinsel, ulusal ve sınıfsal olarak gerçek kurtuluşu ancak ve ancak içinde yaşadığımız kapitalist sistemin yıkılması, yani bir devrimle mümkündür.

Bu bakımdan kendi örgütsel iç yaşantısında yüzyıllardır ikinci cins olarak görülmüş ve her türlü toplumsal aktivitenin dışında bırakılmış kadınlara dönük "pozitif ayrımcılık" ilkesiyle hareket eden ve "Kadın Olmadan Kurtuluş Olmaz" sloganına, yürüttüğü gerek demokratik gerekse komünist kadın çalışması ile hayat veren partimiz MLKP, kadınların her alanda erkeklerle eşit haklara sahip kılınması için, kadının aşağılanmasına ve cins ayrımcılığına karşı sistemli bir savaşım vermektedir. P

 

 

Arşiv

 

2019
Haziran Mayıs
Şubat
2018
Ekim
2016
Kasım Ekim
Eylül Ağustos
Temmuz Haziran
Mayıs Nisan

 

Kadınlar Haykırdı: Özgürlük ve Eşitlik için Adalet
fc Share on Twitter
 

"25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü" Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da gerçekleştirilen bir dizi etkinliklerle kutlandı. Etkinliklerin finalinde, Emekçi Kadınlar Birliği'nin (EKB) çağrısıyla 27 Kasım'da İstanbul'da bulunan Birleşik Metal-İş sendikası binasında toplanan "Kadın Adalet Mahkemesi" emekçi kadınların maruz kaldığı ekonomik, fiziksel, psikolojik, kültürel şiddeti masaya yatırdı, yargıladı.

Dominik Cumhuriyeti'nde Trujillo diktatörlüğüne karşı yürüttükleri onurlu mücadele nedeniyle gözaltına alınan ve tecavüz edildikten sonra 25 Kasım 1960 tarihinde katledilen Mirabel kardeşlerin ölüm tarihi olan 25 Kasım, 1981 yılında "Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü" olarak ilan edildi. Kadına yönelik şiddetin eylem konusu edildiği 25 Kasım, bu yıl da tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de emekçi kadınların gerçekleştirdiği eylemlere, eşitlik ve adalet haykırışlarına sahne oldu. İstanbul, İzmir, Malatya, Adana, Antep gibi büyük il ve ilçelerde gerçekleştirilen toplantılar, basın açıklamaları, bildiri dağıtımı, sokak ajitas-yonları ve gösterilerde emekçi kadınlar özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla maruz kaldıkları cinsel, sınıfsal ve ulusal baskı ve şiddete karşı öfkelerini dile getirirken, tüm kadınları mücadeleyi yükseltmeye çağırdılar.

19 Kasım günü Kadıköy-Beşiktaş iskelesinde temsili mahkeme kuran EKB, Mirabel kardeşleri anarken, aynı zamanda, kapitalist toplumda kadının maruz kaldığı her türlü şiddeti kınadı ve 27 Kasım günü kuracağı Kadın Adalet Mahkemesine katılım çağrısı yaptı. Şiddete uğramış kadın fotoğraflarını sergileyen EKB'liler, giydikleri önlüklerle ev içi şiddeti, namus cinayetlerini ve Kürt kadınının kendi ulusal kimliğine sahip çıktığı için maruz kaldığı şiddet, işkence ve tecavüzü dile getirdiler. "Eşitlik için adalet", "Tecavüzcü devlet hesap verecek", "Şemdinli yalnız değildir" gibi sloganların atıldığı etkinlik alkışlarla bitirildi. Öte yandan, 22 Kasım günü Adana'da EKB, EMEP ve DÖKH tarafından bir dizi dayanışma etkinliğinin yanı sıra bir de panel düzenlendi. Yapılan konuşmalarda kadınların yaşadıkları şiddeti daha fazla haykırmaları ve ona karşı bir araya gelerek, örgütlü mücadele etmeleri gerektiği belirtildi. Siyasi tutuklu analarının ve cezaevindeki siyasi ve adli kadınların maruz kaldığı şiddete de değinen konuşmacılar, katliamların önünün ancak örgütlü bir kadın kitlesiyle alınabileceğini vurguladılar.

Kadın Adalet Mahkemesi

27 Kasım günü "Kadına Yönelik Şiddeti Yargılıyoruz" şiarıyla EKB tarafından organize edilen mahkeme, canlı tartışmalara sahne olurken, kadına dönük her türlü şiddetin asıl kaynağı olan sınıflı toplumu yargıladı. "Güçlüyüz çünkü örgütlüyüz", "Kadına yönelik şiddeti yargılıyoruz", "Eşitlik için adalet" yazılı pankartların ve şiddete maruz kalmış kadınların resimlerinin asıldığı salonda bir araya gelen 200 kadın, paylaşımın en güzelini yaşadı. Emekçi kadınlar, "Ekonomik şiddet", "Aile içinde şiddet", "Cinsel şiddet", "Medya şiddeti" ve "Devlet şiddeti" konularını ele aldılar.

BEKSAV Kadın Komisyonu tarafından hazırlanan ve dünyanın pek çok yerinde mücadele eden ve direnen kadınların görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösteriminin de yapıldığı mahkemede kadınlar, şiddetin yargılanabilirliğine ve kadın dayanışmasının önemine işaret ettiler. "Güçsüz" kadının gücüydü mahkemede dile gelen. Kimi zaman öfkenin, kimi zaman duygusal anların, kimi zaman da isyanın aleviydi mahkeme. Söz alan birçok kadın kendini ifade edebilmenin, yaşadığı şiddeti paylaşabilmenin mutluluğunu yaşadı. Kadınlar, kürsüden konuşmanın kendileri için önemli bir olanak olduğunu vurgulayarak, şiddetin kader olmadığını ve bunun mücadele ile aşılabileceğini öğrendiklerini belirttiler. Yasal düzenlemelerin de tartışma konusu yapıldığı mahkeme, her türlü cinsel, ulusal ve sınıfsal şiddete ve sömürüye karşı daha da fazla örgütlülük çağrıları ile son buldu.

Muhalif kimlikleriyle bilinen kadınların sokak ortasında şiddete ve tecavüze uğraması, kadınların ev içi şiddete maruz kalması ve namus cinayetlerine kurban gitmesi; işçi ve emekçi kadınların eşit işe eşit ücret alamaması, emperyalist savaşlarda savaş ganimeti olarak kullanılmaları vs. esas olarak, tüm diğer sınıflı toplumlarda olduğu gibi sermaye düzeninden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla kadının cinsel, ulusal ve sınıfsal olarak gerçek kurtuluşu ancak ve ancak içinde yaşadığımız kapitalist sistemin yıkılması, yani bir devrimle mümkündür.

Bu bakımdan kendi örgütsel iç yaşantısında yüzyıllardır ikinci cins olarak görülmüş ve her türlü toplumsal aktivitenin dışında bırakılmış kadınlara dönük "pozitif ayrımcılık" ilkesiyle hareket eden ve "Kadın Olmadan Kurtuluş Olmaz" sloganına, yürüttüğü gerek demokratik gerekse komünist kadın çalışması ile hayat veren partimiz MLKP, kadınların her alanda erkeklerle eşit haklara sahip kılınması için, kadının aşağılanmasına ve cins ayrımcılığına karşı sistemli bir savaşım vermektedir. P