Bilinçli Tercih ve Adanmış Yaşam
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

 

Mart - Nisan 2013 / Partinin Sesi / Sayı: 74 

Bizler devrimciliğe adım atarken bir tercih yapmış oluyoruz. Ya kapitalist sistemin kirli, yoz, kokuşmuş sistemi ve ilişkileri içinde çürümek veya insanın insanı yok etmediği, ötekileştirmediği, sömürmediği bir dünya özlemi için mücadele etmek. Burada verdiğimiz karar, yaşamımızın da yeni bir düzeyde örgütlenmesini gerektiriyor, tabi eğer devrimci kalmakta ısrarlıysak.
Sistem kendini her gün yeniden ve yeni biçimlerle örgütlüyor. Varlığını sürdürmek için yaşamın istisnasız her alanına müdahale ediyor. Yaşamımız köklü bağlarla sisteme bağlıyken, tüketim alışkanlıklarımız, duygulanışımız, ruhumuz, insan ilişkilerimiz, eğlence anlayışımız, rahatlama alanlarımız gibi daha uzayıp gidecek bir listede "temiz" kalmak çok zordur. Devrimci olmanın, devrimci kalmanın kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Burada bir zorlama değil, gönüllü ilişki vardır. Kendi irademizle verdiğimiz karar, yine irademizle sürdüreceğimiz bir yaşam anlamı taşır. Bu yaşam içinde eskiye ait izler barındırır. Onlardan arındıkça, bunu dert edindikçe, attığımız bu adımın hakkını vermiş oluruz. Saygı duyulan, devrimci pratiği gelişkin, aranılan, anlayan, güçlü ve tüm bunların getirdiği özgüvenle yürüyen bir devrimci olmak için kendi üzerimizde çalışmalı, kendimizi yönetmeliyiz.
Yaşam alışkanlıklarımız ya da kişilik özelliklerimiz pratik faliyet içerisinde, aynı zamanda, onunla yürüyen bir çalışmanın da konusudur. Özellikle yönetici sorumluluklar taşıyan yoldaşlarımız gözlerin üzerlerinde olduğunu bilmelidirler. Yeni örgütlenen ya da henüz ilişkilenilmekte olan kişiler üzerindeki etkilerinin tayin ediciliğini hesaba katmalıdırlar. Nitelik, salt teorik bilgi düzeyinde, yahut deneyim çıtasının yüksekliğinde verili değildir, nitelik, kişinin her anını nasıl örgütlediğinde, yaşamını hangi temeller üzerine kurduğunda, yoldaşlık ilişkilerinde, sevgili ve aileye yaklaşımda, paylaşımında, düşman algısında, burjuva kültür ve yaşam alıskanlıklarının reddinin ne derece içselleştiğinde verilidir. Ve bana kalırsa en önemli olan da bunlardır. Bu bakımdan şimdiye kadar soyut ifade ettiğim şeyleri somutlamak için bir iki örnek vereceğim.
***
Örneğin x semtinde görevli bir yoldaşımız uyuşuk ve tembel olamaz, saat 9'da-10'da uyanamaz. Bu devleti yönetenler sabahın 5'inde uyanıp hazırlıklarını yapıp, güne öyle başlıyorlarsa ve sistemi korumak, sürdürmek için kafa yoruyor, fiziksel ve zihinsel enerjilerini seferber ediyorlarsa, bizim de bu düzeni yıkmak için çok daha fazla emekçi olmamız gerekiyor. Mahallede, yakın işletmelerde nasıl bir çalışmanın etkili olacağını düşünmemiz, öneriler sunmamız gerekir. Temas kurduğumuz insanları partiye kazandırmak için, onun gelmesini beklemeden ihtiyaçlarını, ilgilerini, zayıf ve güçlü yanlarını tespit etmek, buna göre ilişkilenmek. Ya da gazeteyi matbaadan çıkar çıkmaz okurlara ulaştırmak. Üç gün sonra gidip, "biz bu hafta 50 gazete az alalım" demek değil. Daha iyisi, daha fazlası için zorlamak.
***
Gençlik çalışması yürüten bir yoldaşımız politik gündemden bihaber olamaz. Gençlik gündemlerine ve diğer toplumsal gündemlere hakim olmalıdır. Güncel gelişmeleri takip etmeli ve uyanık olmalıdır. Geçirilmek istenen bir yasanın, nasıl bir hak gaspını beraberinde getireceğini görüp anında müdahale edebilmelidir. Faşist saldırılara ve baskı politikalarına örgütlü cevaplar verebilmeli, püskürtebilmelidir. Stant açıp, bildiri dağıtıp, bazı takvimsel eylemleri örgütleyip, bunlarla yetinmenin sınırlılığını görebilmeli ve buna müdahale edebilmelidir. Ya da ders saati biter bitmez kendini yoldaşların yanına atmak yerine, çayını yeni tanıştığı bir arkadaşla içip, onunla sohbet etmeyi tercih etmeli, bir klübe kaydolup orada bir alan açmalı, yaratıcılığını bir çalışma başlatırken ya da yürütürken kullanmalı, bir kesimi görüp orada takılıp kalmak yerine, bütünü görüp değerlendirebilmelidir. AKP diktatörlüğü bugün gençliği kendi ideolojisine göre örgütlemek için daha ilkokuldan başlayarak hesaplar yapıyorsa -eğitimde 4+4+4 gibi yasalar çıkarıyorsa - ve hatta minik tayyipler, idris naimler, fatma şahinler yetiştirmek için ana rahmine el atıyorsa, buna dur diyecek güç tam da onların reddettiğini olmaktan geçer, yani isyankar olmaktan, boyundurukları kırmaktan geçer. Gençliğin militan ruhunu yansıtmaktan.
Cemaat evlerinde "abi" ve "ablalar"ın çalışması, tersinden kendimizi örgütlememiz için veri olmalıdır. Üniversiteyi yeni kazananlarla ilişki kurmak için daha üniversiteye ayak basmadan onları otobüs duraklarında, otogarlarda karşılayan, "yol gösteren" bu örgütlü güçle mücadele etmek, ancak çok daha fazlasını istemekle, daha yoğun bir emekle, daha güçlü bir iradeyle, daha örgütlü bir çalışmayla mümkündür.

***


Bir sosyalist basın çalışanını plaza çalışanından ayırt eden şeyler olmalı. Plaza çalışanı patronun ideolojisini ya da yatırımlarını hesaba katarak haber yapar, bir sosyalist işçilerin, ezilenlerin, yoksulların sesi, çığlığı olmak, gündemi kendi programı ve politik görüş açısı doğrultusunda değerlendirmek ve perspektif sunmak için çalışır. Bu arada, bu hengame içinde yaşam da akar bir taraftan. Ve esas fark işte burada gösterir kendisini. Bir sosyalist basın emekçisi sabah 8, akşam 6 mesai devrimcisi olamaz. Yaşamın her anı devrimci görev ve sorumluluklar çerçevesinde örgütlenmelidir. O günkü faaliyeti bitmişse, örneğin, akşam bir direnişi ziyaret edip işçi-emekçilerle buluşma, gecekondu semtlerine gidip yıkımla karşı karşıya olan yoksul halkın yaşamına girme, HES'lere karşı nöbet tutan çevrecilerle, köylülerle oturma, buralardan haber çıkarma ve çalışmanın diğer alanlarına önerilerde bulunma, yahut günün geri kalan kısmında yaşadığı eve koşmak yerine, ailelere gidip onlara moral güç olma, acılarını, sıkıntılarını dinleme, sofralarını paylaşma, aileden biri olabilme, güven oluşturma pratiğini geliştirebilmelidir.

***


Bu verdiğim örnekler meselenin devrimci bireylerle ilgili olan kısmı. Bir de örgüsel çerçeveden bakmak gerekir. Çalışma alanları çeşitlidir. Parti içerisinde herbirimiz yetenek, hazırlık ve isteklerimiz doğrultusunda farklı çalışmalar yürütüyoruz. Kadın, gençlik, işçi, basın-yayın, kültür-sanat, semt, yeraltı faaliyetleri, askeri çalışma gibi... Bunlar toplamda bir ve aynı amaca hizmet eder. Devrimci birey veya örgütlerin işlevlilik biçimleri farklı olabilir, fakat bu örgütleri bağlayacak disiplin tek olmalıdır.
Parti disiplini ve çizgisi tüm partililer ve tüm alanlar içindir. Ve böyle değerlendirilmelidir. Hangi düzeyde olduğuna bakmaksızın bir yanlış varsa, parti tarzına veya hukukuna aykırı bir durum varsa gündemleştirilmeli, müdahale edilmeli ve mücadele konusu yapılmalıdır. Burada verilecek her tavizin devrimciliği zayıflatacağı, hatta belirli koşullarda çözeceği bilinmelidir. O nedenle de, gerektiğinde yaptırım uygulamaktan geri durulmamalıdır. Proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişki uzlaşmaz ise, burjuva ideolojiye, kültüre ait davranışlarla, alışkanlıklarla mücadele de, aynı anlama gelmek üzere uzlaşmaz olmalıdır.
Bir partili güne en geç 7'de başlama, günlük gazete ve haber takibi, parti faaliyeti ve sorunları üzerine düşünsel emekçilik, okuma ve yazma, fiziki emekçilik ve paylaşımda kendinden verme, kolektif paylaşım alanları yaratma gibi sorumlulukları yaşamının bir parçası haline getirmelidir. Kendisini ve çevresini değiştirmek bir komünist açısından öncelikli görevdir.

Partili Bir Genç Kadın 

 

 

Arşiv

 

2019
Aralık Kasım
Temmuz Mayıs
2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz

 

Bilinçli Tercih ve Adanmış Yaşam
fc Share on Twitter
 

 

Mart - Nisan 2013 / Partinin Sesi / Sayı: 74 

Bizler devrimciliğe adım atarken bir tercih yapmış oluyoruz. Ya kapitalist sistemin kirli, yoz, kokuşmuş sistemi ve ilişkileri içinde çürümek veya insanın insanı yok etmediği, ötekileştirmediği, sömürmediği bir dünya özlemi için mücadele etmek. Burada verdiğimiz karar, yaşamımızın da yeni bir düzeyde örgütlenmesini gerektiriyor, tabi eğer devrimci kalmakta ısrarlıysak.
Sistem kendini her gün yeniden ve yeni biçimlerle örgütlüyor. Varlığını sürdürmek için yaşamın istisnasız her alanına müdahale ediyor. Yaşamımız köklü bağlarla sisteme bağlıyken, tüketim alışkanlıklarımız, duygulanışımız, ruhumuz, insan ilişkilerimiz, eğlence anlayışımız, rahatlama alanlarımız gibi daha uzayıp gidecek bir listede "temiz" kalmak çok zordur. Devrimci olmanın, devrimci kalmanın kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Burada bir zorlama değil, gönüllü ilişki vardır. Kendi irademizle verdiğimiz karar, yine irademizle sürdüreceğimiz bir yaşam anlamı taşır. Bu yaşam içinde eskiye ait izler barındırır. Onlardan arındıkça, bunu dert edindikçe, attığımız bu adımın hakkını vermiş oluruz. Saygı duyulan, devrimci pratiği gelişkin, aranılan, anlayan, güçlü ve tüm bunların getirdiği özgüvenle yürüyen bir devrimci olmak için kendi üzerimizde çalışmalı, kendimizi yönetmeliyiz.
Yaşam alışkanlıklarımız ya da kişilik özelliklerimiz pratik faliyet içerisinde, aynı zamanda, onunla yürüyen bir çalışmanın da konusudur. Özellikle yönetici sorumluluklar taşıyan yoldaşlarımız gözlerin üzerlerinde olduğunu bilmelidirler. Yeni örgütlenen ya da henüz ilişkilenilmekte olan kişiler üzerindeki etkilerinin tayin ediciliğini hesaba katmalıdırlar. Nitelik, salt teorik bilgi düzeyinde, yahut deneyim çıtasının yüksekliğinde verili değildir, nitelik, kişinin her anını nasıl örgütlediğinde, yaşamını hangi temeller üzerine kurduğunda, yoldaşlık ilişkilerinde, sevgili ve aileye yaklaşımda, paylaşımında, düşman algısında, burjuva kültür ve yaşam alıskanlıklarının reddinin ne derece içselleştiğinde verilidir. Ve bana kalırsa en önemli olan da bunlardır. Bu bakımdan şimdiye kadar soyut ifade ettiğim şeyleri somutlamak için bir iki örnek vereceğim.
***
Örneğin x semtinde görevli bir yoldaşımız uyuşuk ve tembel olamaz, saat 9'da-10'da uyanamaz. Bu devleti yönetenler sabahın 5'inde uyanıp hazırlıklarını yapıp, güne öyle başlıyorlarsa ve sistemi korumak, sürdürmek için kafa yoruyor, fiziksel ve zihinsel enerjilerini seferber ediyorlarsa, bizim de bu düzeni yıkmak için çok daha fazla emekçi olmamız gerekiyor. Mahallede, yakın işletmelerde nasıl bir çalışmanın etkili olacağını düşünmemiz, öneriler sunmamız gerekir. Temas kurduğumuz insanları partiye kazandırmak için, onun gelmesini beklemeden ihtiyaçlarını, ilgilerini, zayıf ve güçlü yanlarını tespit etmek, buna göre ilişkilenmek. Ya da gazeteyi matbaadan çıkar çıkmaz okurlara ulaştırmak. Üç gün sonra gidip, "biz bu hafta 50 gazete az alalım" demek değil. Daha iyisi, daha fazlası için zorlamak.
***
Gençlik çalışması yürüten bir yoldaşımız politik gündemden bihaber olamaz. Gençlik gündemlerine ve diğer toplumsal gündemlere hakim olmalıdır. Güncel gelişmeleri takip etmeli ve uyanık olmalıdır. Geçirilmek istenen bir yasanın, nasıl bir hak gaspını beraberinde getireceğini görüp anında müdahale edebilmelidir. Faşist saldırılara ve baskı politikalarına örgütlü cevaplar verebilmeli, püskürtebilmelidir. Stant açıp, bildiri dağıtıp, bazı takvimsel eylemleri örgütleyip, bunlarla yetinmenin sınırlılığını görebilmeli ve buna müdahale edebilmelidir. Ya da ders saati biter bitmez kendini yoldaşların yanına atmak yerine, çayını yeni tanıştığı bir arkadaşla içip, onunla sohbet etmeyi tercih etmeli, bir klübe kaydolup orada bir alan açmalı, yaratıcılığını bir çalışma başlatırken ya da yürütürken kullanmalı, bir kesimi görüp orada takılıp kalmak yerine, bütünü görüp değerlendirebilmelidir. AKP diktatörlüğü bugün gençliği kendi ideolojisine göre örgütlemek için daha ilkokuldan başlayarak hesaplar yapıyorsa -eğitimde 4+4+4 gibi yasalar çıkarıyorsa - ve hatta minik tayyipler, idris naimler, fatma şahinler yetiştirmek için ana rahmine el atıyorsa, buna dur diyecek güç tam da onların reddettiğini olmaktan geçer, yani isyankar olmaktan, boyundurukları kırmaktan geçer. Gençliğin militan ruhunu yansıtmaktan.
Cemaat evlerinde "abi" ve "ablalar"ın çalışması, tersinden kendimizi örgütlememiz için veri olmalıdır. Üniversiteyi yeni kazananlarla ilişki kurmak için daha üniversiteye ayak basmadan onları otobüs duraklarında, otogarlarda karşılayan, "yol gösteren" bu örgütlü güçle mücadele etmek, ancak çok daha fazlasını istemekle, daha yoğun bir emekle, daha güçlü bir iradeyle, daha örgütlü bir çalışmayla mümkündür.

***


Bir sosyalist basın çalışanını plaza çalışanından ayırt eden şeyler olmalı. Plaza çalışanı patronun ideolojisini ya da yatırımlarını hesaba katarak haber yapar, bir sosyalist işçilerin, ezilenlerin, yoksulların sesi, çığlığı olmak, gündemi kendi programı ve politik görüş açısı doğrultusunda değerlendirmek ve perspektif sunmak için çalışır. Bu arada, bu hengame içinde yaşam da akar bir taraftan. Ve esas fark işte burada gösterir kendisini. Bir sosyalist basın emekçisi sabah 8, akşam 6 mesai devrimcisi olamaz. Yaşamın her anı devrimci görev ve sorumluluklar çerçevesinde örgütlenmelidir. O günkü faaliyeti bitmişse, örneğin, akşam bir direnişi ziyaret edip işçi-emekçilerle buluşma, gecekondu semtlerine gidip yıkımla karşı karşıya olan yoksul halkın yaşamına girme, HES'lere karşı nöbet tutan çevrecilerle, köylülerle oturma, buralardan haber çıkarma ve çalışmanın diğer alanlarına önerilerde bulunma, yahut günün geri kalan kısmında yaşadığı eve koşmak yerine, ailelere gidip onlara moral güç olma, acılarını, sıkıntılarını dinleme, sofralarını paylaşma, aileden biri olabilme, güven oluşturma pratiğini geliştirebilmelidir.

***


Bu verdiğim örnekler meselenin devrimci bireylerle ilgili olan kısmı. Bir de örgüsel çerçeveden bakmak gerekir. Çalışma alanları çeşitlidir. Parti içerisinde herbirimiz yetenek, hazırlık ve isteklerimiz doğrultusunda farklı çalışmalar yürütüyoruz. Kadın, gençlik, işçi, basın-yayın, kültür-sanat, semt, yeraltı faaliyetleri, askeri çalışma gibi... Bunlar toplamda bir ve aynı amaca hizmet eder. Devrimci birey veya örgütlerin işlevlilik biçimleri farklı olabilir, fakat bu örgütleri bağlayacak disiplin tek olmalıdır.
Parti disiplini ve çizgisi tüm partililer ve tüm alanlar içindir. Ve böyle değerlendirilmelidir. Hangi düzeyde olduğuna bakmaksızın bir yanlış varsa, parti tarzına veya hukukuna aykırı bir durum varsa gündemleştirilmeli, müdahale edilmeli ve mücadele konusu yapılmalıdır. Burada verilecek her tavizin devrimciliği zayıflatacağı, hatta belirli koşullarda çözeceği bilinmelidir. O nedenle de, gerektiğinde yaptırım uygulamaktan geri durulmamalıdır. Proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişki uzlaşmaz ise, burjuva ideolojiye, kültüre ait davranışlarla, alışkanlıklarla mücadele de, aynı anlama gelmek üzere uzlaşmaz olmalıdır.
Bir partili güne en geç 7'de başlama, günlük gazete ve haber takibi, parti faaliyeti ve sorunları üzerine düşünsel emekçilik, okuma ve yazma, fiziki emekçilik ve paylaşımda kendinden verme, kolektif paylaşım alanları yaratma gibi sorumlulukları yaşamının bir parçası haline getirmelidir. Kendisini ve çevresini değiştirmek bir komünist açısından öncelikli görevdir.

Partili Bir Genç Kadın