Adanmış Bir Yürek: Mazlum
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

 

 

01 Kasım 2013 / Partinin Sesi / Sayı: 77

 

Mutluluk, hüzün, umut, direnç ve öfke kendi renginde yeşerdi yüreklerimizde. Her bir duyguyu kendi şiddeti oranında hissettik derinliklerinde. Umuttu öncülüğe soyunan. Devrimi müjdeleyen genç komutanların her daim kendini varetmesinden yeşeren o yüce umut. Peşisıra adımlarının ritmini artıran öfke oldu. Düşmanı her hücresiyle yok etme isteğini bileyen o bilinçli öfke. Araya imrenme karıştı. Mazlum'un, her devrimcinin hayalini kurduğu o görkemli vedaya sahip oluşuna gıpta etme. Partisinin adıyla birlikte Rojava Devriminde sembolleşmeyi hakedişin ve görkemli bir törenle uğurlanışın mutluluğu izledi, imrenmeyi. Yüreklerimiz, dirençle doldu, cüretle doldu.
Bazıları sessiz akar. Derin ırmaklardır onlar. Şatafatlı sözcüklere yer yoktur yaşamlarında. Sözleri eylemleridir. Uzun uzadıya konuşmak zaman kaybıdır bu yoldaşlar için. Devrimciyi var eden pratiğidir onlara göre. Gözleriyle, emekleriyle, pratikleriyle, yürekten yani derinden konuşur bu yoldaşlar. Bu uğultuya kulak verdiğinizde devrimin yeraltı nehirlerinin o coşkun sesini duyarsınız. Okyanuslara ulaşma sabırsızlığıyla akan hızını görürsünüz. Yüzü hep ileriye dönük, dur durak bilmez şiddetli bir akışa tanık olursunuz. Bu yeraltı nehirlerinin yüreğine dokunmayı başardığınızda, sadelikle yüceltilmiş adanmışlığa, kendini hiçbir şeyden sakınmayan feda ruhuna dokunursunuz. Kendini her hücresiyle devrime armağan etmiş bir yüreğin atışlarını hissedersiniz. Mazlum da böyle, sessiz ama bir o kadar da coşkun akan yoldaşlardan biriydi işte. Gürültüsüzce akan ama tarihte iz bırakan, yeni bir yol açma gücü ve iradesi gösteren yoldaşlardandı.
Yaşamın içinde dimdik duran mütevazi bir ruhtu O. Sınırsız emekti. Saygı yüklü bakışlar, incitmekten korkan sarılışlar ve o kararlı kara gözlerdi. "Kararlı bir yoldaş" duygusunu, ilk anda çok güçlü şekilde oluşturan duruş, sert görünümlü bir mizaca karşın en küçük yakınlıkta ışıl ışıl gülümseyen yoldaş gözlerdi Mazlum yoldaş. Devrimci yaşamındaki başarıları konuşurkenki utangaçlık, taktir edilme karşısında "yapmam gereken görevimdi, birşey yapmadım" diyen sınırsız mütevazılıktı. Söylemde netlik ve somutluktu. Yaşamda olduğu gibi dilde de sadelikti.
Nerede yapılacak bir iş varsa, ilk ayağa kalkan Mazlum yoldaş olurdu. Nerede zor bir görev var, ilk aday Mazlum yoldaş olurdu. Emekçilikte sınırı yoktu. Yoldaşlarına, partisine ve devrime katkının, dayanışmanın büyük mutluluğuyla yapıyordu her işini. İhtiyaçlar O'nun yaşam pratiğinin belirleyeniydi. Partinin ve devrimin ihtiyaçları söz konusu oldu mu hızla öne atılırdı. Bir görev insanıydı Mazlum. Küçük büyük her ihtiyaca yanıt olmak O'nun mutluluk ve yaşam kaynağıydı. Devrimin emekçiliğini yürekten yapıyordu çünkü. Sessiz ama derinden yapardı tüm bunları. Doğru, devrimci gördüğü herşeyi eyleme geçirir, eylemini sözü kılardı. "Büyük küçük iş ayrımı yapmak doğru değildir" der her işinden mutluluk üretirdi. İşlerini zevkle yapan mutlu bir devrimcilikti Mazlum'unkisi.
Yoldaşlık sevgisi gözlerindeki ışıltıdan okunurdu. Yoldaşına verdiği emekten anlaşılırdı. Gülümseyen ışıltılı gözlerle baktığında, yüreğimizin derinliklerinde hissederdik sevgisini. Sözcüklere çok dökmezdi sevgisini. Bakışı, gülümseyişi, sarılışı ve emeğiyle hissettirirdi.
Kararlılık demekti Mazlum. Netlik demekti. Gösterisşiz inisiyatif, amaca kilitlenmişlikti. "Nasıl bir devrimcilik?" sorusuna olabildiğince sade ama bir o kadar da net, kararlı yanıtları vardı. Büyük eylemlere imza atan bir devrimcilikti onun isteği. Özgür'ün, Yasemin'in hayallerini gerçekleştirecek bir devrimcilikti. Hayalleri büyüktü. Doğallığında savaş içinde kendini varedişi de büyük oldu.
Mazlum, yoldaşları için sınırsız güven demekti. Bu güven kaynağını Mazlum'un kararlılığından, netliğinden, pratik duruşundan, emekçiliğinden ve gücünden alıyordu. Birlikte belli eğitimler aldıkları tüm yoldaşlarına, "eğitimlerin sonunda kiminle çalışmak istersin" sorusu sorulduğunda, istisnasız verilen yanıttı Mazlum. Her yoldaşı Mazlum'a, kaygısızca sırtını yaslayabileceğinden emin olduğu, çok güçlü bir güven duyuyordu.
Direnci, yüreğinin harcı kılmış bir yaşamdı Mazlum. Eylem yoldaşları olan Özgür'e ve Yasemin'e sarılmıştı sıkı sıkı. Acıları öfkesini kat kat bilemişti. Kabına sığmıyordu o öfke. Düşmanı yerle bir etme arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Şehitlerden güç alan, kararlığını, direncini ve umudunu buradan beslemeyi bilen bir yürekti O. Şehitlerimizin hedeflerini kendi hedefi kılmış, bunun sorumluluk bilinciyle yürüyordu Mazlum.
"Yasemin'in şehit düşmesınden sonra yeniden tercih yaptım, devam edebilir miyim bu acıdan sonra diye sordum kendime, bir duvar dibinde yoldaşıma bakarak öylece oturdum. Ve daha öfkeli, daha kararlı ayağa kalktım" demişti. "Kendime söz verdim, yoldaşıma söz verdim, bundan sonra eylemim daha büyük olacak dedim" diye sürdürmüştü konuşmasını hüzünlü bakışlarla. Ve öyle de yaptı. Büyük yaşadı. Hayalleri büyüktü, hedefleri büyük. Yoldaşlığı ise zirveler denli yüksekti. Konuşmayan ama bakışlarının sıcaklığıyla yüreğinin derinliklerindeki o sevgiyi hissettiren bir yoldaşlıktı Mazlum'unkisi. Utangaç, aşırı mütevazı, sınırsız emek yüklü, devrimciliğini geliştirmede mücadeleci ve her şeye devrimcilikten bakan bir akıldı. Böylesi bir güçtü mazlum.
Kendini hiçbirşeyden sakınmayan adanmış bir yürekti Mazlum. Fiziksel rahatsızlıklarını birgün bile dile getirdiği görülmedi. Olması gerekenler ve ihtiyaçlar, aklının temel kılavuzu olduğu gibi, fiziğini de yöneten bir etkendi. Yaşamın pratiğinden, devrimciliğin emekçiliğinden, partinin ihtiyaçlarından kendini sakınmayan bir yürek, kendini ölümden sakınır mı hiç? Savaşta canfedalıktan sakınır mı? Mazlum kendini yine sakınmadı. Bu adanmışlıkla, her hücresiyle ölümün üstüne üstüne yürümeyi de bildi. Tarihsel bir eylemin sahibi oldu, devrimciliğini tarihsel bir direnişle noktaladı. MLKP'nin Rojava devrimindeki ilk ölümsüzü olmayı başardı Mazlum yoldaş.
Her birimizin hayalini süsleyen, bu yaşama veda etmeyi düşleyebileceği en güzel biçimde veda etti bizlere. Bunu kendi emeği ve iradesi ile yarattı. Kararlığı ve cüreti ile yarattı. Kendini hiçbirşeyden sakınmayan adanmış devrimciliği ile yarattı. Kendi elleriyle ilmek ilmek ördü bu görkemli eylemi. Partimiz bakımından siyasal anlamı çok büyük bir eyleme imza attı. Hani bazı eylemler vardır ya, tarihte yeni bir yol açarlar. Mazlum'un eylemi de öylesi bir eylemdi. Yürünecek yola işaret eden ve bu yolda yürüme cesareti gösteren adanmış bir yaşamdı onunkisi.
Mazlum Yoldaşın militan savaşçı ruhu, komutanlaşma iradesi ve bu iradenin yarattığı şanlı savaş pratiğinin önünde saygıyla eğiliyoruz.
Bir direnç ırmağı gibi savaşa akan, kızıl bayraklar gibi mevzilerde dalgalanan, yaşama veda vaktinin geldiğini bile bile düşmanın üstüne üstüne yürüyen, yaralıyken saatlerce çatışarak devrimi savunan adanmışlığın ve feda ruhunun önünde eğiliyoruz. Rojava devrimine taşıdığın kanla yeşerttiğin başeğmez cüretin, umudun ve direncin taşıyıcıları olma sözü veriyoruz.

 

 

Arşiv

 

2019
Aralık Kasım
Temmuz Mayıs
2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz

 

Adanmış Bir Yürek: Mazlum
fc Share on Twitter
 

 

 

01 Kasım 2013 / Partinin Sesi / Sayı: 77

 

Mutluluk, hüzün, umut, direnç ve öfke kendi renginde yeşerdi yüreklerimizde. Her bir duyguyu kendi şiddeti oranında hissettik derinliklerinde. Umuttu öncülüğe soyunan. Devrimi müjdeleyen genç komutanların her daim kendini varetmesinden yeşeren o yüce umut. Peşisıra adımlarının ritmini artıran öfke oldu. Düşmanı her hücresiyle yok etme isteğini bileyen o bilinçli öfke. Araya imrenme karıştı. Mazlum'un, her devrimcinin hayalini kurduğu o görkemli vedaya sahip oluşuna gıpta etme. Partisinin adıyla birlikte Rojava Devriminde sembolleşmeyi hakedişin ve görkemli bir törenle uğurlanışın mutluluğu izledi, imrenmeyi. Yüreklerimiz, dirençle doldu, cüretle doldu.
Bazıları sessiz akar. Derin ırmaklardır onlar. Şatafatlı sözcüklere yer yoktur yaşamlarında. Sözleri eylemleridir. Uzun uzadıya konuşmak zaman kaybıdır bu yoldaşlar için. Devrimciyi var eden pratiğidir onlara göre. Gözleriyle, emekleriyle, pratikleriyle, yürekten yani derinden konuşur bu yoldaşlar. Bu uğultuya kulak verdiğinizde devrimin yeraltı nehirlerinin o coşkun sesini duyarsınız. Okyanuslara ulaşma sabırsızlığıyla akan hızını görürsünüz. Yüzü hep ileriye dönük, dur durak bilmez şiddetli bir akışa tanık olursunuz. Bu yeraltı nehirlerinin yüreğine dokunmayı başardığınızda, sadelikle yüceltilmiş adanmışlığa, kendini hiçbir şeyden sakınmayan feda ruhuna dokunursunuz. Kendini her hücresiyle devrime armağan etmiş bir yüreğin atışlarını hissedersiniz. Mazlum da böyle, sessiz ama bir o kadar da coşkun akan yoldaşlardan biriydi işte. Gürültüsüzce akan ama tarihte iz bırakan, yeni bir yol açma gücü ve iradesi gösteren yoldaşlardandı.
Yaşamın içinde dimdik duran mütevazi bir ruhtu O. Sınırsız emekti. Saygı yüklü bakışlar, incitmekten korkan sarılışlar ve o kararlı kara gözlerdi. "Kararlı bir yoldaş" duygusunu, ilk anda çok güçlü şekilde oluşturan duruş, sert görünümlü bir mizaca karşın en küçük yakınlıkta ışıl ışıl gülümseyen yoldaş gözlerdi Mazlum yoldaş. Devrimci yaşamındaki başarıları konuşurkenki utangaçlık, taktir edilme karşısında "yapmam gereken görevimdi, birşey yapmadım" diyen sınırsız mütevazılıktı. Söylemde netlik ve somutluktu. Yaşamda olduğu gibi dilde de sadelikti.
Nerede yapılacak bir iş varsa, ilk ayağa kalkan Mazlum yoldaş olurdu. Nerede zor bir görev var, ilk aday Mazlum yoldaş olurdu. Emekçilikte sınırı yoktu. Yoldaşlarına, partisine ve devrime katkının, dayanışmanın büyük mutluluğuyla yapıyordu her işini. İhtiyaçlar O'nun yaşam pratiğinin belirleyeniydi. Partinin ve devrimin ihtiyaçları söz konusu oldu mu hızla öne atılırdı. Bir görev insanıydı Mazlum. Küçük büyük her ihtiyaca yanıt olmak O'nun mutluluk ve yaşam kaynağıydı. Devrimin emekçiliğini yürekten yapıyordu çünkü. Sessiz ama derinden yapardı tüm bunları. Doğru, devrimci gördüğü herşeyi eyleme geçirir, eylemini sözü kılardı. "Büyük küçük iş ayrımı yapmak doğru değildir" der her işinden mutluluk üretirdi. İşlerini zevkle yapan mutlu bir devrimcilikti Mazlum'unkisi.
Yoldaşlık sevgisi gözlerindeki ışıltıdan okunurdu. Yoldaşına verdiği emekten anlaşılırdı. Gülümseyen ışıltılı gözlerle baktığında, yüreğimizin derinliklerinde hissederdik sevgisini. Sözcüklere çok dökmezdi sevgisini. Bakışı, gülümseyişi, sarılışı ve emeğiyle hissettirirdi.
Kararlılık demekti Mazlum. Netlik demekti. Gösterisşiz inisiyatif, amaca kilitlenmişlikti. "Nasıl bir devrimcilik?" sorusuna olabildiğince sade ama bir o kadar da net, kararlı yanıtları vardı. Büyük eylemlere imza atan bir devrimcilikti onun isteği. Özgür'ün, Yasemin'in hayallerini gerçekleştirecek bir devrimcilikti. Hayalleri büyüktü. Doğallığında savaş içinde kendini varedişi de büyük oldu.
Mazlum, yoldaşları için sınırsız güven demekti. Bu güven kaynağını Mazlum'un kararlılığından, netliğinden, pratik duruşundan, emekçiliğinden ve gücünden alıyordu. Birlikte belli eğitimler aldıkları tüm yoldaşlarına, "eğitimlerin sonunda kiminle çalışmak istersin" sorusu sorulduğunda, istisnasız verilen yanıttı Mazlum. Her yoldaşı Mazlum'a, kaygısızca sırtını yaslayabileceğinden emin olduğu, çok güçlü bir güven duyuyordu.
Direnci, yüreğinin harcı kılmış bir yaşamdı Mazlum. Eylem yoldaşları olan Özgür'e ve Yasemin'e sarılmıştı sıkı sıkı. Acıları öfkesini kat kat bilemişti. Kabına sığmıyordu o öfke. Düşmanı yerle bir etme arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Şehitlerden güç alan, kararlığını, direncini ve umudunu buradan beslemeyi bilen bir yürekti O. Şehitlerimizin hedeflerini kendi hedefi kılmış, bunun sorumluluk bilinciyle yürüyordu Mazlum.
"Yasemin'in şehit düşmesınden sonra yeniden tercih yaptım, devam edebilir miyim bu acıdan sonra diye sordum kendime, bir duvar dibinde yoldaşıma bakarak öylece oturdum. Ve daha öfkeli, daha kararlı ayağa kalktım" demişti. "Kendime söz verdim, yoldaşıma söz verdim, bundan sonra eylemim daha büyük olacak dedim" diye sürdürmüştü konuşmasını hüzünlü bakışlarla. Ve öyle de yaptı. Büyük yaşadı. Hayalleri büyüktü, hedefleri büyük. Yoldaşlığı ise zirveler denli yüksekti. Konuşmayan ama bakışlarının sıcaklığıyla yüreğinin derinliklerindeki o sevgiyi hissettiren bir yoldaşlıktı Mazlum'unkisi. Utangaç, aşırı mütevazı, sınırsız emek yüklü, devrimciliğini geliştirmede mücadeleci ve her şeye devrimcilikten bakan bir akıldı. Böylesi bir güçtü mazlum.
Kendini hiçbirşeyden sakınmayan adanmış bir yürekti Mazlum. Fiziksel rahatsızlıklarını birgün bile dile getirdiği görülmedi. Olması gerekenler ve ihtiyaçlar, aklının temel kılavuzu olduğu gibi, fiziğini de yöneten bir etkendi. Yaşamın pratiğinden, devrimciliğin emekçiliğinden, partinin ihtiyaçlarından kendini sakınmayan bir yürek, kendini ölümden sakınır mı hiç? Savaşta canfedalıktan sakınır mı? Mazlum kendini yine sakınmadı. Bu adanmışlıkla, her hücresiyle ölümün üstüne üstüne yürümeyi de bildi. Tarihsel bir eylemin sahibi oldu, devrimciliğini tarihsel bir direnişle noktaladı. MLKP'nin Rojava devrimindeki ilk ölümsüzü olmayı başardı Mazlum yoldaş.
Her birimizin hayalini süsleyen, bu yaşama veda etmeyi düşleyebileceği en güzel biçimde veda etti bizlere. Bunu kendi emeği ve iradesi ile yarattı. Kararlığı ve cüreti ile yarattı. Kendini hiçbirşeyden sakınmayan adanmış devrimciliği ile yarattı. Kendi elleriyle ilmek ilmek ördü bu görkemli eylemi. Partimiz bakımından siyasal anlamı çok büyük bir eyleme imza attı. Hani bazı eylemler vardır ya, tarihte yeni bir yol açarlar. Mazlum'un eylemi de öylesi bir eylemdi. Yürünecek yola işaret eden ve bu yolda yürüme cesareti gösteren adanmış bir yaşamdı onunkisi.
Mazlum Yoldaşın militan savaşçı ruhu, komutanlaşma iradesi ve bu iradenin yarattığı şanlı savaş pratiğinin önünde saygıyla eğiliyoruz.
Bir direnç ırmağı gibi savaşa akan, kızıl bayraklar gibi mevzilerde dalgalanan, yaşama veda vaktinin geldiğini bile bile düşmanın üstüne üstüne yürüyen, yaralıyken saatlerce çatışarak devrimi savunan adanmışlığın ve feda ruhunun önünde eğiliyoruz. Rojava devrimine taşıdığın kanla yeşerttiğin başeğmez cüretin, umudun ve direncin taşıyıcıları olma sözü veriyoruz.