PKK'den KONGRA-GEL'e
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

Kuzey Kürdistan'da 1984 atılımı ve ardından geliştirdiği gerilla mücadelesiyle ulusal devrimci savaşıma önderlik eden PKK, 1992'den sonra devrimci stratejiyi uygulamada sürekli yalpaladı. Bu süreçte kendisini sosyalist söylem, kavram ve sembollerden arındırmaya yöneldi. Türkiye devrimci hareketinin, faşist diktatörlüğü geriletecek ya da Kürt Ulusal Devrimi'ni Türkiye'ye sıçratacak ikinci bir cephe açamayışı, ABD ve dünya emperyalist gericiliğinin siyasi, ideolojik kuşatması, sömürgeci faşist diktatörlüğün yürüttüğü kirli savaş, Kürt ulusal hareketinin reformist çizgide derinleşmesi ve yenilgiye sürüklenmesinde önemli rol oynadı.

Partimiz, PKK'nin yenilgisi, Öcalan'ın İmralı duruşmalarındaki çizgisi ve PKK'nin bu çizgiyi resmileştirmesine ilişkin olarak 3. Kongresinde şu tespiti yaptı: "PKK Genel Başkanı'nın Suriye'den çıkarılmasıyla, faşist sömürgecilik stratejik dengeyi kendi lehine bozacak önemli bir hamle yapmış; Öcalan'ın uluslararası bir komployla esir edilmesiyle stratejik denge açık ve kesin bir biçimde Türk burjuva devleti lehine bozulmuştur. Abdullah Öcalan'ın İmralı çizgisi ideolojik teslimiyet, politik irade kırılması, yenilgi ve tasfiyecilik çizgisidir. PKK bunu onaylayarak ve 7. Kongresinde resmileştirerek küçük burjuva ulusal devrimci çizgiden, küçük burjuva ulusal reformcu çizgiye geçmiştir."

PKK, içine girdiği bu çizgi doğrultusunda daha sonraki süreçte, Kürt sorununu burjuvaziyle ortak çözme arayışına belirgin olarak girdi. Bunun ideolojik, politik ve örgütsel zeminini ve kanallarını hazırladı. Emperyalist çözüme yönelim olarak da ifade edebileceğimiz bu yönelimin sonucu olarak "soğuk savaş dönemi"nin ürünü olduğunu söylediği PKK'yi tasfiye etti ve KADEK'i kurdu. KADEK, stratejik bir değişiklik içine girdiğini açıkladı ve Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını yadsıdı. Devletle çatışmayı öngörmeyen siyasi çizgisi ve sınırları daraltılmış demokratik talepleri içeren, barış ve demokratik çözüm olarak ifade ettiği programıyla, esasen canlılığını koruyan Kürt ezilenlerinin devrimci dinamiklerini sınırlayıcı ve etkisizleştirici bir rol oynadı.

ABD'nin Irak'ı işgalini "demokratik sömürgecilik" olarak niteleyen KADEK, Kürt sorununun çözümünü ABD'nin bölge politikasında aramaya başladı. Türk devletine sunduğu "Yol Haritası"ndan da şimdiye kadar bir sonuç alamadı. Ve tüm çabalarına rağmen hiçbir şekilde muhatap olarak kabul edilmedi. Bunun ardından tüm umutlarını, çerçevesini ABD'nin belirlediği sınırlar içinde çözüm aramaya bağladı. Bu yaklaşımın bir sonucu ve gereği olarak KADEK'i de tasfiye etti. Ve bu kez ismini KONGRA-GEL olarak değiştirdi.

KONGRA-GEL, yaptığı açıklamalar ve ardından yayınladığı programla sınıfsal ve ulusal kurtuluşu reddeden bir noktada konumlandı. Ülke içinde girdiği ve "barış politikası" olarak tanımladığı Kürt sorununu sömürgecilikle uzlaşarak çözme arayışının sonuç-suzluğunu, şimdi de ABD emperyalizminin dayatmaları doğrultusunda adımlar atarak çözmeye çabalıyor. KONGRA-GEL, kendi kuruluşunu ABD'nin Ortadoğu bölge politikasına ve planlarına katkı olarak sundu.

Emperyalist barbarlığın 90'lı yıllardan beri yaydığı "sosyalizmin öldüğü" yaygarası ve YDD ideolojik saldırısının derin etkisinin ifadesi olan bu duruşla KONGRA-GEL, Kürt ulusal hareketindeki devrimci dinamikleri törpüleyen, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin kazanımlarını zayıflatan ve Kürt halkını hayalci çözümlere yönelten bir rol oynamaktadır.

KONGRA-GEL, isim değişikliğiyle, ABD emperyalizmi ve sömürgeci Türk faşizminin ortak saldırısını engellemeye, KADEK'le başaramadığı legal ya da yarı legal partiye dönüşme ve legal zeminde politika yapabilme koşullarını elde etmeye çalışıyor.

MLKP, dört parçaya bölünmüş Kürt ulusunun birleşme hakkı da dahil, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını savunur. Ve bunun için mücadele eder.

MLKP, tabii ki, Türkiye ve Kuzey Kürdistan birleşik devriminin öncü gücü olarak, Kürt ulusunun demokratik taleplerini proletaryanın gündemine taşır; Kürt halkının ulusal ve toplumsal kurtuluş talepleri arasında sosyalist görüş açısıyla doğru bağlantıyı kurar. Ve bütün çalışmaları ve savaşımını Türkiye ve Kuzey Kürdistan Sovyet Cumhuriyetler Birlği hedefine bağlar.

 

 

Arşiv

 

2019
Haziran Mayıs
Şubat
2018
Ekim
2016
Kasım Ekim
Eylül Ağustos
Temmuz Haziran
Mayıs Nisan

 

PKK'den KONGRA-GEL'e
fc Share on Twitter
 

Kuzey Kürdistan'da 1984 atılımı ve ardından geliştirdiği gerilla mücadelesiyle ulusal devrimci savaşıma önderlik eden PKK, 1992'den sonra devrimci stratejiyi uygulamada sürekli yalpaladı. Bu süreçte kendisini sosyalist söylem, kavram ve sembollerden arındırmaya yöneldi. Türkiye devrimci hareketinin, faşist diktatörlüğü geriletecek ya da Kürt Ulusal Devrimi'ni Türkiye'ye sıçratacak ikinci bir cephe açamayışı, ABD ve dünya emperyalist gericiliğinin siyasi, ideolojik kuşatması, sömürgeci faşist diktatörlüğün yürüttüğü kirli savaş, Kürt ulusal hareketinin reformist çizgide derinleşmesi ve yenilgiye sürüklenmesinde önemli rol oynadı.

Partimiz, PKK'nin yenilgisi, Öcalan'ın İmralı duruşmalarındaki çizgisi ve PKK'nin bu çizgiyi resmileştirmesine ilişkin olarak 3. Kongresinde şu tespiti yaptı: "PKK Genel Başkanı'nın Suriye'den çıkarılmasıyla, faşist sömürgecilik stratejik dengeyi kendi lehine bozacak önemli bir hamle yapmış; Öcalan'ın uluslararası bir komployla esir edilmesiyle stratejik denge açık ve kesin bir biçimde Türk burjuva devleti lehine bozulmuştur. Abdullah Öcalan'ın İmralı çizgisi ideolojik teslimiyet, politik irade kırılması, yenilgi ve tasfiyecilik çizgisidir. PKK bunu onaylayarak ve 7. Kongresinde resmileştirerek küçük burjuva ulusal devrimci çizgiden, küçük burjuva ulusal reformcu çizgiye geçmiştir."

PKK, içine girdiği bu çizgi doğrultusunda daha sonraki süreçte, Kürt sorununu burjuvaziyle ortak çözme arayışına belirgin olarak girdi. Bunun ideolojik, politik ve örgütsel zeminini ve kanallarını hazırladı. Emperyalist çözüme yönelim olarak da ifade edebileceğimiz bu yönelimin sonucu olarak "soğuk savaş dönemi"nin ürünü olduğunu söylediği PKK'yi tasfiye etti ve KADEK'i kurdu. KADEK, stratejik bir değişiklik içine girdiğini açıkladı ve Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını yadsıdı. Devletle çatışmayı öngörmeyen siyasi çizgisi ve sınırları daraltılmış demokratik talepleri içeren, barış ve demokratik çözüm olarak ifade ettiği programıyla, esasen canlılığını koruyan Kürt ezilenlerinin devrimci dinamiklerini sınırlayıcı ve etkisizleştirici bir rol oynadı.

ABD'nin Irak'ı işgalini "demokratik sömürgecilik" olarak niteleyen KADEK, Kürt sorununun çözümünü ABD'nin bölge politikasında aramaya başladı. Türk devletine sunduğu "Yol Haritası"ndan da şimdiye kadar bir sonuç alamadı. Ve tüm çabalarına rağmen hiçbir şekilde muhatap olarak kabul edilmedi. Bunun ardından tüm umutlarını, çerçevesini ABD'nin belirlediği sınırlar içinde çözüm aramaya bağladı. Bu yaklaşımın bir sonucu ve gereği olarak KADEK'i de tasfiye etti. Ve bu kez ismini KONGRA-GEL olarak değiştirdi.

KONGRA-GEL, yaptığı açıklamalar ve ardından yayınladığı programla sınıfsal ve ulusal kurtuluşu reddeden bir noktada konumlandı. Ülke içinde girdiği ve "barış politikası" olarak tanımladığı Kürt sorununu sömürgecilikle uzlaşarak çözme arayışının sonuç-suzluğunu, şimdi de ABD emperyalizminin dayatmaları doğrultusunda adımlar atarak çözmeye çabalıyor. KONGRA-GEL, kendi kuruluşunu ABD'nin Ortadoğu bölge politikasına ve planlarına katkı olarak sundu.

Emperyalist barbarlığın 90'lı yıllardan beri yaydığı "sosyalizmin öldüğü" yaygarası ve YDD ideolojik saldırısının derin etkisinin ifadesi olan bu duruşla KONGRA-GEL, Kürt ulusal hareketindeki devrimci dinamikleri törpüleyen, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin kazanımlarını zayıflatan ve Kürt halkını hayalci çözümlere yönelten bir rol oynamaktadır.

KONGRA-GEL, isim değişikliğiyle, ABD emperyalizmi ve sömürgeci Türk faşizminin ortak saldırısını engellemeye, KADEK'le başaramadığı legal ya da yarı legal partiye dönüşme ve legal zeminde politika yapabilme koşullarını elde etmeye çalışıyor.

MLKP, dört parçaya bölünmüş Kürt ulusunun birleşme hakkı da dahil, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını savunur. Ve bunun için mücadele eder.

MLKP, tabii ki, Türkiye ve Kuzey Kürdistan birleşik devriminin öncü gücü olarak, Kürt ulusunun demokratik taleplerini proletaryanın gündemine taşır; Kürt halkının ulusal ve toplumsal kurtuluş talepleri arasında sosyalist görüş açısıyla doğru bağlantıyı kurar. Ve bütün çalışmaları ve savaşımını Türkiye ve Kuzey Kürdistan Sovyet Cumhuriyetler Birlği hedefine bağlar.