Partinin Tüm Güçleri ''Bir Adım'' İleri
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

 

Ocak - Şubat 2018 / Partinin Sesi / Sayı: 94

 

Diktatör ve partisi, ideolojisini ırkçı milliyetçilikle sentezleyip, yeniden oluşturdu. "İçte" her şeye sahip olmak, komşu bölgelerde siyasi ve iktisadi imtiyazlar elde etmek, militarist gücüne ve coğrafi konumuna dayalı olarak "bölge gücü" olmak hırsıyla doluydular. Yarı-askeri faşist diktatörlüğü sivil faşist diktatörlük olarak restore etmeye giriştiler. Sınıf savaşımının ve karşıdevrimin iç mücadelesinin gelişimi, diktatörü ve müsiad'da örgütlenmiş burjuva güçleri, devlet ve toplum üzerinde ideolojik, siyasi, ekonomik, mali ve kültürel hakimiyet kurmanın en kestirme, en güvenli yolu ve imkanı olarak bu mecraya yöneltti.
Erdoğan ve akp, uzun zamandır, bir yandan tüm gücüyle faşizmi dinsel bir bayrak altında geniş yığınlara benimsetmeye, onları bölgesel savaş politikalarına ve bağlı ittifaklarına ikna etmeye, bir yandan da büyük çoğunluğunu "demokrasi", "değişim" vaatleriyle elde ettiği kitle desteğini korumaya ve sağlamlaştırmaya çalışıyor. Buna karşın yeni konumundan kitlesini büyütme imkanlarını tükettiği için, seçim barajına ve mhp, bbp gibi ırkçı faşist partilerle seçim bloku kurmaya kelepçeli hale geldi. Dört elle ohal'e sarılıyor. Faşist devlet terörünün yıldırıcı etkisini en yüksek düzeye çıkarmak, faşist psikolojik savaşı limitine vardırarak, emekçi sol saflarda ve diktatöre destek vermeyen kesimlerde umutsuzluk, güvensizlik, moral çöküntü ve teslimiyet ruh hali yaratmak istiyor. Bu faşist terör ve psikolojik savaş makinası gün yirmidört saat aralıksız çalışıyor. Gazeteler, televizyonlar, sosyal medya, radyolar, diyanet, cami imamları, silahlı ve silahsız yüksek bürokrasi, kontrgerilla ve üniversiteler onun hizmetinde.
Gerçek o ki, diktatör ve partisi, fazlasıyla güçlü, fakat aynı zamanda, aşil topuğu fazlasıyla açıkta. Güç ve güçsüzlük kefelerinin hangisinin ağır basacağını etkileyecek bir dizi faktör ve irade var. Yıkılmaz görünen, fakat aynı zamanda, "belki de, bir gün sonra" halk selinin önünde kumdan bir kale gibi çöküverecek bir rejimle karşı karşıyayız.
Savaş Veya Politika Dışı Kalmamak
Suruç katliamıyla birlikte, bir saray darbesi yapıldığını, Erdoğan cuntası kurulduğunu, yeni bir dönem başladığını derinliğine kavrayamayanlar, cunta programının içerik ve hedeflerini doğru anlamlandıramayanlar, en fazlasından birkaç ay sürecek sert bir döneme girildiğini, diktatörün kendine avantajlar sağlayacak kimi saldırılardan sonra 7 Haziran öncesi çizgiye döneceğini öngördüler, buna inandılar. Dönem politikalarını, "dönemi atlatmak" üzerine kurdular. Bu çizgide ısrar edenler ve zaten "burjuva yasallık zemininde kitlesini çoğaltma" temelinde yapılanmış, şekillenmiş olan partiler, gruplar son iki buçuk yılda, önce kısmen, giderek de bütünüyle savaş dışı kaldılar. Çünkü politik mücadelenin yeni düzeyi yasal, barışçıl ve silahsız biçimlerin alanını azami düzeyde daralttı. Yasadışı tonu daha belirgin bir fiili meşru mücadele ile devrimci zorun değişik biçimleri az çok etkili bir politika yapmanın koşuluna dönüştü.
Partimiz, Suruç katliamıyla ortaya çıkan durumu ve gelişmenin yönünü doğru kavradı. Gerek özgücüne dayalı, gerekse de birleşik mücadele perspektiflerinde bu kavrayıştan hareket etti. Politik savaşımına bu temelde sorular sordu, özeleştiri kurumunu bu zeminde işletti. En kısa ifadeyle, "savaşın içinde, onun etkin öznelerinden biri olduk, fakat politik mücadelenin ulaştığı düzeyin gerektirdiği çapta, yoğunlukta bir varoluş gerçekleştiremedik" dedi. Aklını, gücünü, imkanlarını bu sorunun çözümü için seferber etti. Bu uğurda risk almaktan, bedel ödemekten kaçınmadı. Değişik cephelerde öncü tutumlar sergiledi. Gözünü daha ileri hedeflerden ayırmadı.
2018'e bu koşullar altında girdik.
Nitelik Yükseltmek
2018, gerek faşist politik islamcı diktatör ve rejim için, gerekse de faşizme ve inkarcı sömürgeciliğe karşı toplumsal mücadele ve toplumsal muhalefet yürüten emekçi sol güçler için, stratejik sonuçlara gebe.
Partimizin tüm cepheleri ve güçleri, profesyonel devrimcilerden başlayarak tüm kadroları ve üyeleri kendi konumlarından "bir adım" öne çıkma, nitelik yükseltme sorumluluğuyla yüz yüze.
Bu görev politik, örgütsel ve ideolojik alanların tümü için geçerlidir. Elbette, değişim, dönüşüm ve nitelik yükseltmenin her cephe için hem genel hem özgün gerekleri var. Her parti örgütü ve her yoldaş bunu anlamayı, ortaya çıkacak devrimci görevlerin iradesi olmayı başarmalıdır.
1) Her şeyden önce, tüm cephe ve örgütler kendi gelişimini yönetme başarısında "bir adım" öne çıkmalıdırlar. Devrimci iradeye yüklediğimiz işlev en önce burada karşılık bulmalıdır. Parti literatüründe "örgütsel gelişim stratejisi", "siyasi gelişim stratejisi" biçiminde kavramlaştırılan kendi gelişimini yönetme niteliği, devrimci iddiadan güçlere ve olanaklara hakimiyete, planlı hedefli çalışmaktan enerjinin en yüksek verimle değerlendirilmesine, daha büyük görevlere hazırlıktan organ çalışmasının bürokratik tekrar tuzağına saplanmasını önlemeye değin bir dizi açıdan geliştirici, yenileyici olacak, organ işleyişini ve çalışmayı çok daha dinamik kılacaktır. Böyle bir ortam, eleştiri-özeleştiri kurumunun amaca uygun tarzda işlemesine de büyük bir katkıda bulanacaktır.
2) Düzgün parti işleyişinde daha ileri bir nitelik kazanılmalıdır. Düzenli (fakat bürokratik biçimsellikle malul olmayan, alanının önderliği iddiasına dayalı, işlevli) organ yaşamı, sekreterlik, eleştiri-özeleştiri, denetim, rapor, bilgi akışı, disiplin, örgütsel güvenlik, planlı hedefli çalışma bütünlüğünde ifade bulan düzgün parti işleyişi, cephe ve örgütlerimizin kendi gelişimlerini yönetmelerinin de koşuludur. Düzgün parti işleyişi olmaksızın, kendi gelişimini yönetmek boş bir söz olmaktan öteye geçemez.
3) Kadro yetiştirme çalışmaları her düzeyden tüm yönetici örgütlerin gündemine çekilmeli, her türlü genellikten kurtarılarak somutlanmalıdır. Bu somutluk, eğitimin amaç ve içeriğinin, eğiticilik sorumluluğunu kimlerin yürüteceğinin, bu eğitimlere kimlerin katılacağının, eğitimlere katılacak yoldaşlarda hangi niteliği geliştirmenin önde tutulacağının kararlaştırılmasında, uygulama zamanının ve koşullarının belirlenmesinde cisimleşmelidir. "Eğitim iyidir, gereklidir, yapmalıyız, yapacağız" tekerlemeleri biçimindeki lafazanlık ve iradesizlikle kopuşulmalı, kadro yetiştirme çalışmasında iddialı ve sürekliliği sağlanmış bir pratik geliştirilmelidir.
4) Parti bütününe katkı, tüm örgütlerin ve yoldaşların çalışmalarını yöneten ölçülerden biri olmalıdır. Hiçbir örgütümüz kendi kendinin amacına dönüşmemelidir. "Mücadeleyi geliştirmek, güçlendirmek" görüş açısı kaybedilirse, bürokratik varoluş egemen hale gelir. Mücadeleyi geliştirmek eylemi, bir örgütün özgün görevlerini yerine getirmesi ve o örgütün "kendi dışında kalan" meselelere devrimci ilgi göstermesi bütünlüğünde nitelik kazanır. "Etrafına" evrak, istihbarat, araç, ev, büro, para, teknik araç gereç ve benzeri olanaklar görüş açısından bakmak, bununla dışsal değil, kendine ait bir devrimci görev olarak ilişkilenmek tüm örgütlerin ve yoldaşların görevidir. Bu konuda elle tutulur bir gelişme sağlanmalı, görevle militan bir ilişkileniş var edilmelidir. Eleştiri-özeleştiri kurumu işletilirken, her yoldaşın dönem içinde bu meselelerle ilişkileniş pratiği de eleştirel bir değerlendirmeden geçirilmelidir.
5) Disiplin düzeyi birkaç misli yükseltilmelidir. Merkezi kararları veya organ kararlarını uygulamada, gündelik devrimci çalışmalarda, örgütsel işleyişte, görevlerle ilişkilenişte, kendi gelişimini yönetmede ve örgütsel güvenlikle bağlı kuralları uygulamada dönemin gerektirdiği disiplin düzeyi ve ciddiyet (resmiyet) kazanılmalı; bu düzey ve ciddiyet, örgütlerimizin rutinine dönüştürülmelidir. Politik savaşımın sertleşmesine veya partinin politik mücadele düzeyini yükseltmesine paralel biçimde, disiplin ve devrimci ciddiyet (resmiyet) de yükselmek zorundadır. Aksi halde, ilkinde dönem göğüslenemez, ikincisinde politik atılımın yaratacağı düşman refleksi boşa çıkarılıp, kazanımlar daha ileri götürülemez.
6) Faşizmin teknolojik olanakları, eğitilmiş kadro gücü ve aralıksız yürüttüğü yalana dayalı faşist psikolojik savaş koşullarında örgütsel güvenliğin gerekleriyle ilişkide nitelik yükseltilmeli, bu konuda partinin merkezi veya alt organ kararlarıyla yüksek bir uyum sergilenmelidir. Örgütsel güvenlik ihlalleriyle uzlaşmanın çok zarar vereceği bir döneme girildiği akıldan çıkarılmamalı, görev ve sorumluluğu ne olursa olsun, her yoldaş, kurallılık konusunda kendini yönettirmede ikircimsiz davranmalıdır. Sorunlar, hiçbir yoldaşın bu konuda bireysel alışkanlık ve eğilimlerine göre hareket etme hakkının bulunmadığı, aksi tutumların parti üyeliğiyle bağdaşmayacağı ölçüsüyle değerlendirilmelidir.
Yine bu çerçevede, ister sohbet veya çenesini tutamamak nedeniyle, isterse düpedüz dedikodu alışkanlığı veya esareti nedeniyle ortaya çıkan, kadrolara, örgütlere, olanaklara, çalışmalara dair iç illegalite ihlallerine, deşifrasyonlara anında tavır alınmalı, sorun, ideolojik mücadele konusu haline getirilmek dışında, organlarda parti disiplini çerçevesinde gündemleştirilmelidir. Keza aynı şey, kurallı örgütsel işleyiş zemininde olsa bile, düşmanın dinlemesine, denetlemesine açık ortamlarda tek tek yoldaşlara dair bilgi sunulması ve değerlendirme yapılması için de geçerlidir.
7) Ortamlarımızın ve ilişkilerimizin devrimci niteliği güçlendirilmeli, yoldaşlık kavram ve duygusunun sıradanlaştırılması örneklerine karşı ilkeli bir ideolojik mücadele yürütülmelidir. Yoldaşlığın zayıflatıldığı her yerde devrimci savaşım ve parti zayıflatılıyor demektir. Yoldaş sevgisi kıtlığı veya cimriliği, düzen kişiliğinin küçük burjuva yansımasıdır. "Panzerlere ve ölüme meydan okuyanların öncüsü", "devrimin feda bölüğü", "ölümsüzler partisi" gerçeği ve gelişimiyle kol kola yürümek yerine, "iş", "şirket", "aşiret" ilişkisi ruh hali ve seviyesine çakılarak, kendinde yabancılaşmayı örgütlemektir. Yoldaşlarına sevgisiz olanın, çoğunluğu hala burjuva ideolojisinin değişik biçimlerinin etkisi altında olan, burjuva ahlak ve kültür ölçüleriyle yaşayan işçileri, yoksulları, ezilenleri sevmesinde, kendini sınırsızca onların kurtuluşuna adamasında hakikatli bir derinlik oluşamaz. Bu ideolojik varoluş, "bu halk için değer mi" mikrobu karşısında antikor üretmez. Şu ya da bu düşüncesini, pratiğini eleştirmek, kişisel özelliklerin uyumsuzluğu veya zorlu çalışma içinde doğan gerilimli ilişkiler bir şeydir, yoldaşlarını sevmek bir başka şey. Her komünist, bu konuda kendini ideolojik eğitimden geçirmekte, dönüştürmekte ferah ve atak olmalıdır.
8) Parti örgütlerinde, parti işleyişi içinde, küçük burjuva bireyciliğinin, küçük burjuva ruh halinin, kronikleşmiş bozguncu memnuniyetsizliğin, çok konuşup az üretmenin, büyük laflar edip bireysel risk çıtasını en düşük tutmanın, daha baştan kendini kimi devrimci görevlere kapatmanın, eleştirilmemek için eleştirmeme veya eleştirilmekten kaçma geriliğinin, parti disipliniyle aydınca ilişkilenmenin, şu ya da bu devrimci görevi kendi "büyüklüğüne" yakıştıramama biçimindeki bürokratlığın, kolektivizme gelememenin bütün görünümleriyle açık, devrimci bir ideolojik kavga yürütülmeli, ideolojik uzlaşıcılığa izin verilmemelidir.
9) Ve elbette, "politik çalışma, bütün çalışmaların can damarıdır." Kitle cephesinin veya politik askeri cephenin değişik tipte örgütleri, partinin politik önderlik anlayışını, tarzını uygulama niteliklerini yükseltmelidir.
Partiye, içe değil, kitlelere, onların sorun, talep ve özlemlerine dönük olunmalı, takvim devrimciliğine saplanılmamalıdır. Kitlelerin sorun, talep ve özlemlerine dönük olunduğu koşullarda da, kaydediciliğe, olguculuğa, seyirciliğe düşülmemeli, hazır ve potansiyel güçlerle tüm bu konularda politika (eylem) yapmak, politik, iktisadi, toplumsal gündemleri "örgütsel güce" daraltmamak, "örgütsel gücü" politik, iktisadi, toplumsal gündemlere göre düzenlemek çizgisinde hareket edilmelidir. Ve kuşkusuz, "herkesin" gözü önündeki gündemlere müdahale kadar, egemenlerin partileri, medyası tarafından geriye itilmiş gündemleri öne çıkarmak, gündem belirlemek sorumluluğuyla hareket edilmelidir.
Bütün bu konularda yükseltilen nitelik, yaratıcılık, cüret ve devrimci atılım ruhuyla kaynaştırıldığı ölçüde, işçi sınıfı ve ezilenlerin dikkat merkezine oturan güçlü bir öncü parti pratiği açığa çıkarılacak, önder partiyi kazanma yolunda devrimci bir sıçrayış için gerekli koşullar elde edilecektir.

 

 

Arşiv

 

2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz
Şubat
2015
Aralık Ağustos
Mayıs

 

Partinin Tüm Güçleri ''Bir Adım'' İleri
fc Share on Twitter
 

 

Ocak - Şubat 2018 / Partinin Sesi / Sayı: 94

 

Diktatör ve partisi, ideolojisini ırkçı milliyetçilikle sentezleyip, yeniden oluşturdu. "İçte" her şeye sahip olmak, komşu bölgelerde siyasi ve iktisadi imtiyazlar elde etmek, militarist gücüne ve coğrafi konumuna dayalı olarak "bölge gücü" olmak hırsıyla doluydular. Yarı-askeri faşist diktatörlüğü sivil faşist diktatörlük olarak restore etmeye giriştiler. Sınıf savaşımının ve karşıdevrimin iç mücadelesinin gelişimi, diktatörü ve müsiad'da örgütlenmiş burjuva güçleri, devlet ve toplum üzerinde ideolojik, siyasi, ekonomik, mali ve kültürel hakimiyet kurmanın en kestirme, en güvenli yolu ve imkanı olarak bu mecraya yöneltti.
Erdoğan ve akp, uzun zamandır, bir yandan tüm gücüyle faşizmi dinsel bir bayrak altında geniş yığınlara benimsetmeye, onları bölgesel savaş politikalarına ve bağlı ittifaklarına ikna etmeye, bir yandan da büyük çoğunluğunu "demokrasi", "değişim" vaatleriyle elde ettiği kitle desteğini korumaya ve sağlamlaştırmaya çalışıyor. Buna karşın yeni konumundan kitlesini büyütme imkanlarını tükettiği için, seçim barajına ve mhp, bbp gibi ırkçı faşist partilerle seçim bloku kurmaya kelepçeli hale geldi. Dört elle ohal'e sarılıyor. Faşist devlet terörünün yıldırıcı etkisini en yüksek düzeye çıkarmak, faşist psikolojik savaşı limitine vardırarak, emekçi sol saflarda ve diktatöre destek vermeyen kesimlerde umutsuzluk, güvensizlik, moral çöküntü ve teslimiyet ruh hali yaratmak istiyor. Bu faşist terör ve psikolojik savaş makinası gün yirmidört saat aralıksız çalışıyor. Gazeteler, televizyonlar, sosyal medya, radyolar, diyanet, cami imamları, silahlı ve silahsız yüksek bürokrasi, kontrgerilla ve üniversiteler onun hizmetinde.
Gerçek o ki, diktatör ve partisi, fazlasıyla güçlü, fakat aynı zamanda, aşil topuğu fazlasıyla açıkta. Güç ve güçsüzlük kefelerinin hangisinin ağır basacağını etkileyecek bir dizi faktör ve irade var. Yıkılmaz görünen, fakat aynı zamanda, "belki de, bir gün sonra" halk selinin önünde kumdan bir kale gibi çöküverecek bir rejimle karşı karşıyayız.
Savaş Veya Politika Dışı Kalmamak
Suruç katliamıyla birlikte, bir saray darbesi yapıldığını, Erdoğan cuntası kurulduğunu, yeni bir dönem başladığını derinliğine kavrayamayanlar, cunta programının içerik ve hedeflerini doğru anlamlandıramayanlar, en fazlasından birkaç ay sürecek sert bir döneme girildiğini, diktatörün kendine avantajlar sağlayacak kimi saldırılardan sonra 7 Haziran öncesi çizgiye döneceğini öngördüler, buna inandılar. Dönem politikalarını, "dönemi atlatmak" üzerine kurdular. Bu çizgide ısrar edenler ve zaten "burjuva yasallık zemininde kitlesini çoğaltma" temelinde yapılanmış, şekillenmiş olan partiler, gruplar son iki buçuk yılda, önce kısmen, giderek de bütünüyle savaş dışı kaldılar. Çünkü politik mücadelenin yeni düzeyi yasal, barışçıl ve silahsız biçimlerin alanını azami düzeyde daralttı. Yasadışı tonu daha belirgin bir fiili meşru mücadele ile devrimci zorun değişik biçimleri az çok etkili bir politika yapmanın koşuluna dönüştü.
Partimiz, Suruç katliamıyla ortaya çıkan durumu ve gelişmenin yönünü doğru kavradı. Gerek özgücüne dayalı, gerekse de birleşik mücadele perspektiflerinde bu kavrayıştan hareket etti. Politik savaşımına bu temelde sorular sordu, özeleştiri kurumunu bu zeminde işletti. En kısa ifadeyle, "savaşın içinde, onun etkin öznelerinden biri olduk, fakat politik mücadelenin ulaştığı düzeyin gerektirdiği çapta, yoğunlukta bir varoluş gerçekleştiremedik" dedi. Aklını, gücünü, imkanlarını bu sorunun çözümü için seferber etti. Bu uğurda risk almaktan, bedel ödemekten kaçınmadı. Değişik cephelerde öncü tutumlar sergiledi. Gözünü daha ileri hedeflerden ayırmadı.
2018'e bu koşullar altında girdik.
Nitelik Yükseltmek
2018, gerek faşist politik islamcı diktatör ve rejim için, gerekse de faşizme ve inkarcı sömürgeciliğe karşı toplumsal mücadele ve toplumsal muhalefet yürüten emekçi sol güçler için, stratejik sonuçlara gebe.
Partimizin tüm cepheleri ve güçleri, profesyonel devrimcilerden başlayarak tüm kadroları ve üyeleri kendi konumlarından "bir adım" öne çıkma, nitelik yükseltme sorumluluğuyla yüz yüze.
Bu görev politik, örgütsel ve ideolojik alanların tümü için geçerlidir. Elbette, değişim, dönüşüm ve nitelik yükseltmenin her cephe için hem genel hem özgün gerekleri var. Her parti örgütü ve her yoldaş bunu anlamayı, ortaya çıkacak devrimci görevlerin iradesi olmayı başarmalıdır.
1) Her şeyden önce, tüm cephe ve örgütler kendi gelişimini yönetme başarısında "bir adım" öne çıkmalıdırlar. Devrimci iradeye yüklediğimiz işlev en önce burada karşılık bulmalıdır. Parti literatüründe "örgütsel gelişim stratejisi", "siyasi gelişim stratejisi" biçiminde kavramlaştırılan kendi gelişimini yönetme niteliği, devrimci iddiadan güçlere ve olanaklara hakimiyete, planlı hedefli çalışmaktan enerjinin en yüksek verimle değerlendirilmesine, daha büyük görevlere hazırlıktan organ çalışmasının bürokratik tekrar tuzağına saplanmasını önlemeye değin bir dizi açıdan geliştirici, yenileyici olacak, organ işleyişini ve çalışmayı çok daha dinamik kılacaktır. Böyle bir ortam, eleştiri-özeleştiri kurumunun amaca uygun tarzda işlemesine de büyük bir katkıda bulanacaktır.
2) Düzgün parti işleyişinde daha ileri bir nitelik kazanılmalıdır. Düzenli (fakat bürokratik biçimsellikle malul olmayan, alanının önderliği iddiasına dayalı, işlevli) organ yaşamı, sekreterlik, eleştiri-özeleştiri, denetim, rapor, bilgi akışı, disiplin, örgütsel güvenlik, planlı hedefli çalışma bütünlüğünde ifade bulan düzgün parti işleyişi, cephe ve örgütlerimizin kendi gelişimlerini yönetmelerinin de koşuludur. Düzgün parti işleyişi olmaksızın, kendi gelişimini yönetmek boş bir söz olmaktan öteye geçemez.
3) Kadro yetiştirme çalışmaları her düzeyden tüm yönetici örgütlerin gündemine çekilmeli, her türlü genellikten kurtarılarak somutlanmalıdır. Bu somutluk, eğitimin amaç ve içeriğinin, eğiticilik sorumluluğunu kimlerin yürüteceğinin, bu eğitimlere kimlerin katılacağının, eğitimlere katılacak yoldaşlarda hangi niteliği geliştirmenin önde tutulacağının kararlaştırılmasında, uygulama zamanının ve koşullarının belirlenmesinde cisimleşmelidir. "Eğitim iyidir, gereklidir, yapmalıyız, yapacağız" tekerlemeleri biçimindeki lafazanlık ve iradesizlikle kopuşulmalı, kadro yetiştirme çalışmasında iddialı ve sürekliliği sağlanmış bir pratik geliştirilmelidir.
4) Parti bütününe katkı, tüm örgütlerin ve yoldaşların çalışmalarını yöneten ölçülerden biri olmalıdır. Hiçbir örgütümüz kendi kendinin amacına dönüşmemelidir. "Mücadeleyi geliştirmek, güçlendirmek" görüş açısı kaybedilirse, bürokratik varoluş egemen hale gelir. Mücadeleyi geliştirmek eylemi, bir örgütün özgün görevlerini yerine getirmesi ve o örgütün "kendi dışında kalan" meselelere devrimci ilgi göstermesi bütünlüğünde nitelik kazanır. "Etrafına" evrak, istihbarat, araç, ev, büro, para, teknik araç gereç ve benzeri olanaklar görüş açısından bakmak, bununla dışsal değil, kendine ait bir devrimci görev olarak ilişkilenmek tüm örgütlerin ve yoldaşların görevidir. Bu konuda elle tutulur bir gelişme sağlanmalı, görevle militan bir ilişkileniş var edilmelidir. Eleştiri-özeleştiri kurumu işletilirken, her yoldaşın dönem içinde bu meselelerle ilişkileniş pratiği de eleştirel bir değerlendirmeden geçirilmelidir.
5) Disiplin düzeyi birkaç misli yükseltilmelidir. Merkezi kararları veya organ kararlarını uygulamada, gündelik devrimci çalışmalarda, örgütsel işleyişte, görevlerle ilişkilenişte, kendi gelişimini yönetmede ve örgütsel güvenlikle bağlı kuralları uygulamada dönemin gerektirdiği disiplin düzeyi ve ciddiyet (resmiyet) kazanılmalı; bu düzey ve ciddiyet, örgütlerimizin rutinine dönüştürülmelidir. Politik savaşımın sertleşmesine veya partinin politik mücadele düzeyini yükseltmesine paralel biçimde, disiplin ve devrimci ciddiyet (resmiyet) de yükselmek zorundadır. Aksi halde, ilkinde dönem göğüslenemez, ikincisinde politik atılımın yaratacağı düşman refleksi boşa çıkarılıp, kazanımlar daha ileri götürülemez.
6) Faşizmin teknolojik olanakları, eğitilmiş kadro gücü ve aralıksız yürüttüğü yalana dayalı faşist psikolojik savaş koşullarında örgütsel güvenliğin gerekleriyle ilişkide nitelik yükseltilmeli, bu konuda partinin merkezi veya alt organ kararlarıyla yüksek bir uyum sergilenmelidir. Örgütsel güvenlik ihlalleriyle uzlaşmanın çok zarar vereceği bir döneme girildiği akıldan çıkarılmamalı, görev ve sorumluluğu ne olursa olsun, her yoldaş, kurallılık konusunda kendini yönettirmede ikircimsiz davranmalıdır. Sorunlar, hiçbir yoldaşın bu konuda bireysel alışkanlık ve eğilimlerine göre hareket etme hakkının bulunmadığı, aksi tutumların parti üyeliğiyle bağdaşmayacağı ölçüsüyle değerlendirilmelidir.
Yine bu çerçevede, ister sohbet veya çenesini tutamamak nedeniyle, isterse düpedüz dedikodu alışkanlığı veya esareti nedeniyle ortaya çıkan, kadrolara, örgütlere, olanaklara, çalışmalara dair iç illegalite ihlallerine, deşifrasyonlara anında tavır alınmalı, sorun, ideolojik mücadele konusu haline getirilmek dışında, organlarda parti disiplini çerçevesinde gündemleştirilmelidir. Keza aynı şey, kurallı örgütsel işleyiş zemininde olsa bile, düşmanın dinlemesine, denetlemesine açık ortamlarda tek tek yoldaşlara dair bilgi sunulması ve değerlendirme yapılması için de geçerlidir.
7) Ortamlarımızın ve ilişkilerimizin devrimci niteliği güçlendirilmeli, yoldaşlık kavram ve duygusunun sıradanlaştırılması örneklerine karşı ilkeli bir ideolojik mücadele yürütülmelidir. Yoldaşlığın zayıflatıldığı her yerde devrimci savaşım ve parti zayıflatılıyor demektir. Yoldaş sevgisi kıtlığı veya cimriliği, düzen kişiliğinin küçük burjuva yansımasıdır. "Panzerlere ve ölüme meydan okuyanların öncüsü", "devrimin feda bölüğü", "ölümsüzler partisi" gerçeği ve gelişimiyle kol kola yürümek yerine, "iş", "şirket", "aşiret" ilişkisi ruh hali ve seviyesine çakılarak, kendinde yabancılaşmayı örgütlemektir. Yoldaşlarına sevgisiz olanın, çoğunluğu hala burjuva ideolojisinin değişik biçimlerinin etkisi altında olan, burjuva ahlak ve kültür ölçüleriyle yaşayan işçileri, yoksulları, ezilenleri sevmesinde, kendini sınırsızca onların kurtuluşuna adamasında hakikatli bir derinlik oluşamaz. Bu ideolojik varoluş, "bu halk için değer mi" mikrobu karşısında antikor üretmez. Şu ya da bu düşüncesini, pratiğini eleştirmek, kişisel özelliklerin uyumsuzluğu veya zorlu çalışma içinde doğan gerilimli ilişkiler bir şeydir, yoldaşlarını sevmek bir başka şey. Her komünist, bu konuda kendini ideolojik eğitimden geçirmekte, dönüştürmekte ferah ve atak olmalıdır.
8) Parti örgütlerinde, parti işleyişi içinde, küçük burjuva bireyciliğinin, küçük burjuva ruh halinin, kronikleşmiş bozguncu memnuniyetsizliğin, çok konuşup az üretmenin, büyük laflar edip bireysel risk çıtasını en düşük tutmanın, daha baştan kendini kimi devrimci görevlere kapatmanın, eleştirilmemek için eleştirmeme veya eleştirilmekten kaçma geriliğinin, parti disipliniyle aydınca ilişkilenmenin, şu ya da bu devrimci görevi kendi "büyüklüğüne" yakıştıramama biçimindeki bürokratlığın, kolektivizme gelememenin bütün görünümleriyle açık, devrimci bir ideolojik kavga yürütülmeli, ideolojik uzlaşıcılığa izin verilmemelidir.
9) Ve elbette, "politik çalışma, bütün çalışmaların can damarıdır." Kitle cephesinin veya politik askeri cephenin değişik tipte örgütleri, partinin politik önderlik anlayışını, tarzını uygulama niteliklerini yükseltmelidir.
Partiye, içe değil, kitlelere, onların sorun, talep ve özlemlerine dönük olunmalı, takvim devrimciliğine saplanılmamalıdır. Kitlelerin sorun, talep ve özlemlerine dönük olunduğu koşullarda da, kaydediciliğe, olguculuğa, seyirciliğe düşülmemeli, hazır ve potansiyel güçlerle tüm bu konularda politika (eylem) yapmak, politik, iktisadi, toplumsal gündemleri "örgütsel güce" daraltmamak, "örgütsel gücü" politik, iktisadi, toplumsal gündemlere göre düzenlemek çizgisinde hareket edilmelidir. Ve kuşkusuz, "herkesin" gözü önündeki gündemlere müdahale kadar, egemenlerin partileri, medyası tarafından geriye itilmiş gündemleri öne çıkarmak, gündem belirlemek sorumluluğuyla hareket edilmelidir.
Bütün bu konularda yükseltilen nitelik, yaratıcılık, cüret ve devrimci atılım ruhuyla kaynaştırıldığı ölçüde, işçi sınıfı ve ezilenlerin dikkat merkezine oturan güçlü bir öncü parti pratiği açığa çıkarılacak, önder partiyi kazanma yolunda devrimci bir sıçrayış için gerekli koşullar elde edilecektir.