İrfan yoldaş devrimci gelişimini anlatıyor
Share on Facebook Share on Twitter

 
Diğer yazılar
 

 

"Profesyonel Devrimciliğe Layık Olmaya Çalıştım" 

 

13 Ağustos 1985'te, devrimci bir ailede doğdum ve kendimi bildim bileli parti öncelleri ve partililerin arasında büyüdüm. Öncelikle onlardan etkilenerek devrimciliğe yakınlaştım. Sonrasında ise yaşamın her alanında süren sömürü ve saldırganlığa karşı sessiz kalmamak gerektiğini düşünerek örgütlü mücadelenin bir parcası olmak istedim. Tabi ki bunda yoldaşların yönlendirmeleri de etkili oldu.
Her dönem partili yoldaşlarla iç içe olduğum için, partiyi aklım erdiği dönemden beri biliyorum. Ama partili olmamda kuzenimin ve şu an mücadeleden geri düşmüş olan bir yoldaşın özel emeği oldu. Partili mücadelenin gerekliliği üzerine ve parti tarzı üzerine yapılan sohbetler örgütlü bir partili olmamda etkili oldu.
Ekim 1999'da KGÖ üyesi oldum. 2002 Aralık ayında parti üyeliği başvurum alındı ve aday üyelik sürecinin sonrasında 2003'te parti üyesi oldum.
1999'dan 2003 Ocak ayına kadar İstanbul'da KGÖ çalışması yürüttüm. Ocak 2003'den Haziran 2005'e kadar Gebze'de semt çalışmaları yürüttüm. Haziran 2005'den 2007 Ağustos sonuna kadar Bursa'da faaliyet yürüttüm. 2007 Eylül ayından 2008 Haziran ayına kadar İzmir'de faaliyet yürüttüm. Bu tarihten tutuklandığım 2009 Ekim ayına kadar İstanbul'da faaliyet yürüttüm. Gebze semt komitesi üyeliği, Bursa İl Komitesi üyeliği, İzmir İl Komitesi üyeliği, İstanbul Avrupa yaka komitesi üyeliği ve Alibeyköy semt komitesi sekreterliği yaptım. 2003 yılında Gebze'de faaliyete başladığım dönemde profesyonal devrimci olarak konumlandırıldığım söylenmişti. Ben de buna layık olmaya çalıştım.
Bulunduğum tüm alanlarda milis çalışmasını yürüttüm. Aynı zamanda günlük siyasal çalışmalarda örgütçü olarak konumlandım. Kitle ilişkisi kurma yönümün güçlü olduğunu düşünüyorum.
Toplamda 60'dan fazla defa gözaltına alındım. Bunların tamamında parti tarzına uygun davrandım. Gözaltılarda herhangi olumsuz bir tavrım olmadı.
İki defa tutuklandım. İlk tutuklanmam Ankara'da oldu ve 3 ay Sincan F tipinde kalıp tahliye oldum. İkinci tutsaklığım 5 yıl sürdü. Tekirdağ 2 No'lu F tipinde kaldım.
Zindan sürecini bireysel gelişim bakımından okuyarak değerlendirmeye çalıştım. Ama yanımızda daha deneyimli ve birikimli yoldaşların olmaması nedeniyle tartışma olanağım olmadı. Sadece okumuş oldum. Bu da daha verimli bir eğitim süreci olmasının önünü aldı. Ayrıca toplam tutsaklık dönemi boyunca partimizin verdiği bütün görevleri elimden geldiğince iyi biçimde yerine getirmeye çalıştım.
Sınıfsal intihar konusunda bir çekincem olmamakla birlikte küçük burjuva kökenliyim. Dönem dönem babamla boya badana işlerinde çalışmak dışında işcilik deneyimim yok. Bu yönlü taleplerim parti ve öncesinde komsomol tarafından uygun görülmedi.
Meslek lisesi mezunuyum (bilgisayar bölümü/yazılım). Rojava'ya geçene dek açık öğretim fakültesi kamu yönetimi son sınıf öğrencisiydim. Rojava'ya geçmek için bıraktım.
(...)

Mayıs 2016

 

 "Gelişmenin Ve Yenilenmenin Sınırı Yok"

 

Verimli bir profesyonel devrimcilik eğitimi\tartışmasından sonra her birimizden bu kapsamda kendi düzeyimizi değerlendiren raporlar hazırlamamız istendi. Bu kapsamda ben de tartıştığımız kimi başlıklar üzerinden kendi pratiğime sorular sorarak bir değerlendirme yapacağım. Belki sonda söylenmesi gerekeni başta söyleyerek başlayayım; "insan olmakta olan"sa, bu başlıkların tamamında kendi düzeyimi yükseltmek, bu kapsamda partinin ve devrimin ihtiyaçlarına yanıt olmak olmazsa olmaz bir konu.
Profesyonel devrimci olma iddiasına sahip bir devrimci olarak geçmiş dönem pratiğimin bu iddiaya denk bir düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Özellikle marksist bir formasyon sağlamak, dünya devrim deneyimlerini inceleyip onlardan öğrenmek bakımından hapishane öncesi sürecim dar pratikçiliğe denk gelen bir durumdaydı. Günlük pratik faaliyet içerisinde okuma\inceleme başlığı neredeyse hiç yer bulmuyordu. Bu konuda hapishane süreci önemli katkı sundu. Belli yanlarıyla biriktirmemi sağladı. Ama elbette bunun üzerine ekleyemezsem, "şu kadar okudum"a sığınırsam, başlattığım süreci kesintiye uğratmış olurum. En azından buradan kendimi geliştirmem gerektiğini bu eğitim sürecinde bir kez daha görmüş oldum.
Günün 24 saatini devrimci tarzda örgütlemek konusunda önceki çalışma alanlarımda bir düzey yakaladığımı düşünüyordum. En azından günü öncesinden planlamak, ne zaman ne yapacağımı biliyor olmaktan dolayı böylesi bir duygu taşıyordum. Ama eğitim süreci bu konuda çok yüzeysel kaldığımı gösterdi. Planlamayı sadece pratik faaliyetle sınırlamanın, nitelik gelişimini gözetmeyen bir planın ihtiyaca yanıt olamayacağını çok net gördüm.
Kadın Devrimi bilinciyle ilişkilenme sürecim asıl olarak hapishaneyle başladı. Gerek bu başlıkta okumalar yaparak, gerekse de bu okumalar kapsamında yoldaşlarla tartışmalar yürüterek, hem teorik temelde marksist bir bakış açısı kazanmaya çalıştım, hem de erkeklik tartışmalarıyla kendi gerçekliğimi tanımaya çalıştım. Bu konuda bir süreklilik yakalamam gerektiği noktasında kafam net.
İllegalite ve siyasi polise karşı ustalaşmak konusunda... Bugüne kadar tam anlamıyla özgür alan faaliyetinde yer almadım. Tüm sürecim fiili meşru mücadele alanı çalışmalarıyla geçti. Ama bu cephede de parti faaliyetinin illegal temele dayanıyor olması, randevu ve görüşme pratiklerinin bu temelde örgütlenmesi ve geçmiş dönem çalışmamızın bilinen yönleri (yeraltında olup organlarda yer alan yoldaşlar, milis çalışması vb) bu konuda sınırlı bir deneyim edinmemi sağladı. Aynı şey siyasi polise karşı uyanıklık konusu için de geçerli. Çalıştığım bir alandaki sorumlu yoldaşın takip atlatma, takip kontrolü konularındaki pratik eğitimi de önemli bir avantaj oldu benim için. En azından tüm devrimcilik sürecimde bu konuda hassas davranmaya çalıştığımı söyleyebilirim.
Disiplin konusunda tek yönlü bir gelişimin olduğunu fark ettim geçmiş bakımından. Partinin belirlediği kurallara uymak, esnetmemek konusunda hassas oldum. Uyku vb sorunlarım olmadı. Ama bireysel teorik gelişim söz konusu olduğunda pratiğime yön veren, bu tarz olmadı. Genel anlamda disiplinle örülmemiş bir çalışmadan verimli bir sonuç alınamayacağı kanısındayım. Bu da yaşamın her alanını kapsamalı.
Eleştiri-özeleştirinin devrimci bir silah olduğunu ben de çokça dillendirenlerdenim. Ama kendi pratiğimi sorguladığımda eleştirel bir gözle bakmak konusunda düzeyimi yükseltmem gerekiyor. Bu gerek kendi pratiğim, gerekse de kolektif ortamlarımız bakımından geçerli. Eleştiriye hiç bir dönem kapalı olmadığımı düşünüyorum. Yapılan eleştirilerden öğrenmeye çalışıyorum. Bu konuda temel ilkem eleştirinin yapıcı olması ve adalet duygusu. Eleştiri karşısında pratik özeleştirinin daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Gerilla tarzı yaşayabilmek... Şunu çok net söyleyebilirim ki partinin ihtiyaçları söz konusu olduğunda buna uygun davranmak, elimden geldiğince yanıt olmaya çalışmak konusunda kafam net. Bu konuda herhangi bir sınırım yok. Elbette yetenekler ve nitel düzey bir sınırdır ama bu alanda doğabilecek yetmezliklerimi aşmak için iradi davranacağımın, hangi alanda olursam olayım elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağımın bilinmesini isterim.
Farklı araç ve biçimler kullanma konusunda düzeyim pek de gelişkin değil. Ama özellikle Rojava pratiği askeri anlamda oldukça öğretici oldu. Bugüne kadar her ne kadar sürekli milis çalışması yürütsem de bir eğitimim yoktu. Teknoloji konusunda düzeyim oldukça zayıf. Ama geçmiş dönemde mücadelenin barışçıl veye askeri araçlarını birlikte kullanmakta da bir ikilem yaşamadım. Bildiğim veya öğrenebildiğim kadarıyla kullanmaya çalıştım.
Bir profesyonel devrimci bakımından olmazsa olmaz niteliklerden birisi de örgütler kurma, sistemler yönetme düzeyi. Bugüne kadar çeşitli parti örgütlerinde yer aldım. Örgüt sistemleri yönetme yönümün zayıf olduğunu düşünüyorum.
Devrimciliğe ilk başladığım dönemden itibaren irademi partiye teslim ettim. O günden itibaren bulunduğum her alanda yeteneklerim oranında partiyi temsil etmeye çalıştım. Elbette gerek saydığım başlıklar, gerekse de bu kapsamda eklenebilecek başkaca başlıklarda, "olmakta olan" olmaya devam etmenin devrimci yaşamak için kaçınılmaz olduğunun bilincindeyim. Çünkü gelişmenin, yenilenmenin sınırı yok. Buradan hareketle düzeyimi geliştirme ve partimizin beklentilerine yanıt olma konusunda daha iradi davranacağımın bilinmesini isterim.

 

Ekim 2015

 

 

 

 

Arşiv

 

2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz
Şubat
2015
Aralık Ağustos
Mayıs

 

İrfan yoldaş devrimci gelişimini anlatıyor
fc Share on Twitter

 

 

"Profesyonel Devrimciliğe Layık Olmaya Çalıştım" 

 

13 Ağustos 1985'te, devrimci bir ailede doğdum ve kendimi bildim bileli parti öncelleri ve partililerin arasında büyüdüm. Öncelikle onlardan etkilenerek devrimciliğe yakınlaştım. Sonrasında ise yaşamın her alanında süren sömürü ve saldırganlığa karşı sessiz kalmamak gerektiğini düşünerek örgütlü mücadelenin bir parcası olmak istedim. Tabi ki bunda yoldaşların yönlendirmeleri de etkili oldu.
Her dönem partili yoldaşlarla iç içe olduğum için, partiyi aklım erdiği dönemden beri biliyorum. Ama partili olmamda kuzenimin ve şu an mücadeleden geri düşmüş olan bir yoldaşın özel emeği oldu. Partili mücadelenin gerekliliği üzerine ve parti tarzı üzerine yapılan sohbetler örgütlü bir partili olmamda etkili oldu.
Ekim 1999'da KGÖ üyesi oldum. 2002 Aralık ayında parti üyeliği başvurum alındı ve aday üyelik sürecinin sonrasında 2003'te parti üyesi oldum.
1999'dan 2003 Ocak ayına kadar İstanbul'da KGÖ çalışması yürüttüm. Ocak 2003'den Haziran 2005'e kadar Gebze'de semt çalışmaları yürüttüm. Haziran 2005'den 2007 Ağustos sonuna kadar Bursa'da faaliyet yürüttüm. 2007 Eylül ayından 2008 Haziran ayına kadar İzmir'de faaliyet yürüttüm. Bu tarihten tutuklandığım 2009 Ekim ayına kadar İstanbul'da faaliyet yürüttüm. Gebze semt komitesi üyeliği, Bursa İl Komitesi üyeliği, İzmir İl Komitesi üyeliği, İstanbul Avrupa yaka komitesi üyeliği ve Alibeyköy semt komitesi sekreterliği yaptım. 2003 yılında Gebze'de faaliyete başladığım dönemde profesyonal devrimci olarak konumlandırıldığım söylenmişti. Ben de buna layık olmaya çalıştım.
Bulunduğum tüm alanlarda milis çalışmasını yürüttüm. Aynı zamanda günlük siyasal çalışmalarda örgütçü olarak konumlandım. Kitle ilişkisi kurma yönümün güçlü olduğunu düşünüyorum.
Toplamda 60'dan fazla defa gözaltına alındım. Bunların tamamında parti tarzına uygun davrandım. Gözaltılarda herhangi olumsuz bir tavrım olmadı.
İki defa tutuklandım. İlk tutuklanmam Ankara'da oldu ve 3 ay Sincan F tipinde kalıp tahliye oldum. İkinci tutsaklığım 5 yıl sürdü. Tekirdağ 2 No'lu F tipinde kaldım.
Zindan sürecini bireysel gelişim bakımından okuyarak değerlendirmeye çalıştım. Ama yanımızda daha deneyimli ve birikimli yoldaşların olmaması nedeniyle tartışma olanağım olmadı. Sadece okumuş oldum. Bu da daha verimli bir eğitim süreci olmasının önünü aldı. Ayrıca toplam tutsaklık dönemi boyunca partimizin verdiği bütün görevleri elimden geldiğince iyi biçimde yerine getirmeye çalıştım.
Sınıfsal intihar konusunda bir çekincem olmamakla birlikte küçük burjuva kökenliyim. Dönem dönem babamla boya badana işlerinde çalışmak dışında işcilik deneyimim yok. Bu yönlü taleplerim parti ve öncesinde komsomol tarafından uygun görülmedi.
Meslek lisesi mezunuyum (bilgisayar bölümü/yazılım). Rojava'ya geçene dek açık öğretim fakültesi kamu yönetimi son sınıf öğrencisiydim. Rojava'ya geçmek için bıraktım.
(...)

Mayıs 2016

 

 "Gelişmenin Ve Yenilenmenin Sınırı Yok"

 

Verimli bir profesyonel devrimcilik eğitimi\tartışmasından sonra her birimizden bu kapsamda kendi düzeyimizi değerlendiren raporlar hazırlamamız istendi. Bu kapsamda ben de tartıştığımız kimi başlıklar üzerinden kendi pratiğime sorular sorarak bir değerlendirme yapacağım. Belki sonda söylenmesi gerekeni başta söyleyerek başlayayım; "insan olmakta olan"sa, bu başlıkların tamamında kendi düzeyimi yükseltmek, bu kapsamda partinin ve devrimin ihtiyaçlarına yanıt olmak olmazsa olmaz bir konu.
Profesyonel devrimci olma iddiasına sahip bir devrimci olarak geçmiş dönem pratiğimin bu iddiaya denk bir düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Özellikle marksist bir formasyon sağlamak, dünya devrim deneyimlerini inceleyip onlardan öğrenmek bakımından hapishane öncesi sürecim dar pratikçiliğe denk gelen bir durumdaydı. Günlük pratik faaliyet içerisinde okuma\inceleme başlığı neredeyse hiç yer bulmuyordu. Bu konuda hapishane süreci önemli katkı sundu. Belli yanlarıyla biriktirmemi sağladı. Ama elbette bunun üzerine ekleyemezsem, "şu kadar okudum"a sığınırsam, başlattığım süreci kesintiye uğratmış olurum. En azından buradan kendimi geliştirmem gerektiğini bu eğitim sürecinde bir kez daha görmüş oldum.
Günün 24 saatini devrimci tarzda örgütlemek konusunda önceki çalışma alanlarımda bir düzey yakaladığımı düşünüyordum. En azından günü öncesinden planlamak, ne zaman ne yapacağımı biliyor olmaktan dolayı böylesi bir duygu taşıyordum. Ama eğitim süreci bu konuda çok yüzeysel kaldığımı gösterdi. Planlamayı sadece pratik faaliyetle sınırlamanın, nitelik gelişimini gözetmeyen bir planın ihtiyaca yanıt olamayacağını çok net gördüm.
Kadın Devrimi bilinciyle ilişkilenme sürecim asıl olarak hapishaneyle başladı. Gerek bu başlıkta okumalar yaparak, gerekse de bu okumalar kapsamında yoldaşlarla tartışmalar yürüterek, hem teorik temelde marksist bir bakış açısı kazanmaya çalıştım, hem de erkeklik tartışmalarıyla kendi gerçekliğimi tanımaya çalıştım. Bu konuda bir süreklilik yakalamam gerektiği noktasında kafam net.
İllegalite ve siyasi polise karşı ustalaşmak konusunda... Bugüne kadar tam anlamıyla özgür alan faaliyetinde yer almadım. Tüm sürecim fiili meşru mücadele alanı çalışmalarıyla geçti. Ama bu cephede de parti faaliyetinin illegal temele dayanıyor olması, randevu ve görüşme pratiklerinin bu temelde örgütlenmesi ve geçmiş dönem çalışmamızın bilinen yönleri (yeraltında olup organlarda yer alan yoldaşlar, milis çalışması vb) bu konuda sınırlı bir deneyim edinmemi sağladı. Aynı şey siyasi polise karşı uyanıklık konusu için de geçerli. Çalıştığım bir alandaki sorumlu yoldaşın takip atlatma, takip kontrolü konularındaki pratik eğitimi de önemli bir avantaj oldu benim için. En azından tüm devrimcilik sürecimde bu konuda hassas davranmaya çalıştığımı söyleyebilirim.
Disiplin konusunda tek yönlü bir gelişimin olduğunu fark ettim geçmiş bakımından. Partinin belirlediği kurallara uymak, esnetmemek konusunda hassas oldum. Uyku vb sorunlarım olmadı. Ama bireysel teorik gelişim söz konusu olduğunda pratiğime yön veren, bu tarz olmadı. Genel anlamda disiplinle örülmemiş bir çalışmadan verimli bir sonuç alınamayacağı kanısındayım. Bu da yaşamın her alanını kapsamalı.
Eleştiri-özeleştirinin devrimci bir silah olduğunu ben de çokça dillendirenlerdenim. Ama kendi pratiğimi sorguladığımda eleştirel bir gözle bakmak konusunda düzeyimi yükseltmem gerekiyor. Bu gerek kendi pratiğim, gerekse de kolektif ortamlarımız bakımından geçerli. Eleştiriye hiç bir dönem kapalı olmadığımı düşünüyorum. Yapılan eleştirilerden öğrenmeye çalışıyorum. Bu konuda temel ilkem eleştirinin yapıcı olması ve adalet duygusu. Eleştiri karşısında pratik özeleştirinin daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Gerilla tarzı yaşayabilmek... Şunu çok net söyleyebilirim ki partinin ihtiyaçları söz konusu olduğunda buna uygun davranmak, elimden geldiğince yanıt olmaya çalışmak konusunda kafam net. Bu konuda herhangi bir sınırım yok. Elbette yetenekler ve nitel düzey bir sınırdır ama bu alanda doğabilecek yetmezliklerimi aşmak için iradi davranacağımın, hangi alanda olursam olayım elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağımın bilinmesini isterim.
Farklı araç ve biçimler kullanma konusunda düzeyim pek de gelişkin değil. Ama özellikle Rojava pratiği askeri anlamda oldukça öğretici oldu. Bugüne kadar her ne kadar sürekli milis çalışması yürütsem de bir eğitimim yoktu. Teknoloji konusunda düzeyim oldukça zayıf. Ama geçmiş dönemde mücadelenin barışçıl veye askeri araçlarını birlikte kullanmakta da bir ikilem yaşamadım. Bildiğim veya öğrenebildiğim kadarıyla kullanmaya çalıştım.
Bir profesyonel devrimci bakımından olmazsa olmaz niteliklerden birisi de örgütler kurma, sistemler yönetme düzeyi. Bugüne kadar çeşitli parti örgütlerinde yer aldım. Örgüt sistemleri yönetme yönümün zayıf olduğunu düşünüyorum.
Devrimciliğe ilk başladığım dönemden itibaren irademi partiye teslim ettim. O günden itibaren bulunduğum her alanda yeteneklerim oranında partiyi temsil etmeye çalıştım. Elbette gerek saydığım başlıklar, gerekse de bu kapsamda eklenebilecek başkaca başlıklarda, "olmakta olan" olmaya devam etmenin devrimci yaşamak için kaçınılmaz olduğunun bilincindeyim. Çünkü gelişmenin, yenilenmenin sınırı yok. Buradan hareketle düzeyimi geliştirme ve partimizin beklentilerine yanıt olma konusunda daha iradi davranacağımın bilinmesini isterim.

 

Ekim 2015