Savaş Siperlerinin En Önüne Baranlaşmaya
Share on Facebook Share on Twitter

 
Diğer yazılar
 

 

 Partinin Sesi / Kasım / Sayı 98


"Dağı taşı gökyüzüne vursam / yaşam toprağını darmadağın etsem / yersiz yurtsuz kalıp yok olsam / geçmişin rüzgarlarında / yüzümü kavurucu sıcaklara döndüm / gel artık gitme deli divane / yazın sıcağında gel / senin gibi gitti niceleri de / gidişin bir başlangıçtır" (Baran yoldaşın söylemeyi çok sevdiği Helin ezgisinden bir bölüm)
Suruç katliamının ardından yapılan bir askeri törende konuşan Baran yoldaş, "Suruç katliamında 33 yoldaşımızın bize bıraktığı bir mesaj var. Dün ne yapıyorsanız, nöbet tuttuğunuz mevzilerden okuma gruplarına, zindanlardan savaş cephelerinin büyük küçük tüm alanlarında üstlendiğiniz görev ve sorumluluklarda bugün birkaç adım öne çıkmak zorundasınız. Eğer Suruç katliamında ölümsüzleşen yoldaşların bıraktığı bayrağı devralıp birkaç adım öne çıkmıyorsanız, Suruç'tan hiçbir şey anlamadınız demektir" diyerek, tüm yoldaşları bulunduğu mevzilerden birkaç adım öne çıkmaya, Suruç'un hesabını sormaya çağırmıştır.
Şimdi aynı görev ve sorumluluk duygusuyla bizleri mevzilerin en önüne çağıran yine Baran yoldaş olmuştur.
Bu duyguyla sana dair yazmak istedim sevgili yoldaşım. Bizlere bıraktığın miras, sözlerin yol göstericimiz olacak, anılar, yürüme irademizi belirleyecektir.
Yaşamın her anında önder duruşa sahip olman, senin karakterinin doğal yansımasıydı. Örneğin, bir yoldaşla sohbet ederken de aynı ciddiyet ve sevgiyle ilişkilenir, bir ağacın çiçek açması, bir köpeğin doğum yapması, bir şarkının ezgisini de aynı sevecenlik ve heyecanla karşılardın. Bir dakika önce tartıştığın yoldaşla, bir dakika sonra ağaç tepesinde sevgiyle poz verip fotoğraf çektirirdin. Senin olduğun ortamlarda yıkılan ve yok olan, her zaman, yoldaşlar değil, eleştiri konusu olan olaylar olmuştur. Yoldaşları güçlendirmek, yönlendirmek ve insan sevgisiyle donatmak senin temel aldığın konuların başında gelirdi.
Devrimin tüm ihtiyaçlarına öncü olmak ve öyle ilişkilenmek perspektifiyle hareket ederdin. Her devrimcinin devrim kadrosu niteliğiyle donanması için canla başla çalışıp emek verdin.
Kurumuş çöl topraklarında yeşilin boy vereceğinde, devrimcide gördüğün imkanlarda ısrardan hiç vazgeçmedin. Her devrimcideki imkanı gördün, üzerine örtülü tozu uzlaşmaz eleştiri gücüyle sildin ve yeniden ayağa kaldırdın. Bu duruş, elbette parti politikalarının senin kişiliğinde vücut bulmuş en önemli özelliğiydi.
Devrim kadrolarının okuyan, araştıran, soru soran, sorgulayan ve eleştiren olması için özel çaba harcardın. Seni tanıyan herkesin bildiği meşhur sözlerinden biri de, "Bir devrimci nasıl başarırım sorusuna kilitlenmeli" olmuştur. Böylelikle hiçbir işin başarısız sonuçlanmayacağına inanç aşılar, devrimci ısrar ve iradeyle her türlü zorluğun altından kalkma gücünü buldururdun.
Plansız, programsız ve kendiliğindenci yaklaşımlarla asla uzlaşmaz ve en büyük kavgaları buralarda verirdin. Örneğin, "Bugünkü planlamamda hiçbir iş yapmayacağım, dinleneceğim ya da yatacağım diyorsanız da, bunu planlayarak yapın. Kendiliğindenci rüzgara kapılıp günübirlik yaşamayın, yaşamın her anını örgütleyin" derdin. Ve kendi planında da öyle uygulardın. Bir sohbetimizde, Rojava devrimine katıldığın ilk yıl için kendine dair yaptığın planda, devrim dışında bir alana dair çalışma ve okuma yapmayacağını, tüm zamanını ve emeğini devrime vereceğini planladığından bahsetmiştin. Öyle de ilişki kurdun, Baran yoldaş. Devrimin tüm alanlarıyla bu yönde ilişki kurdun. Devrim topraklarının çok sevdiği yeşille buluşması için toprağa da emek verdin, her devrimcinin bağrında umut filizini yeşertmek için de emek verdin.
Çok yönlü devrimciler olmamız için özel çaba sarf ettin. Örneğin, bir yandan ideolojik, teorik eğitimlerimizin örgütlenmesiyle uğraşırken, diğer yandan hayal gücü ve zenginliği katacak filmler izlememizi örgütlerdin. Devrim şarkılarının sesini yükseltmeyle uğraşırken, bu alanda yetenekli yoldaşların önünü açan, imkan sağlayandın. Keman, kemençe, saz, gitar, flüt gibi müzik aletlerinin bulunması ve yoldaşlar tarafından kullanılmasını örgütlerken, diğer yandan da Rojava sokaklarının estetik görselliğin öne çıkması için grafiti yazılamalarıyla süslenmesini sağladın, olanak açtın. Bunlar elbette, partinin devrimde, devrimin de partide açtığı yeni düzeydi.
Her bir yoldaşın eğitimi ve gelişimiyle özel olarak ilgilendin. Devrim topraklarında devrimin dilinin öğrenilmesi ve konuşulması için özel olarak çaba harcadın, görevlendirmeler yaptın. Bir dönem, günün belli bölümlerinde Kürtçe dışındaki bir dille konuşmayı yasakladın. Zorlansak da, kazanımı daha fazla olmuştur.
Partinin önümüze koyduğu nitelik yükseltme hedefiyle hızla ilişkilenerek, olanak yaratarak, belirli periyotlarla özel ideolojik, politik, örgütsel, teorik eğitim çalışmaları örgütledin. Bir grup eğitimci yoldaşla beraber verdiğin eğitimleri alan devrelerdeki her bir yoldaş daha kararlı yürümüştür. Verdiğin parti tarihi eğitiminden aldığımız, parti deneyimine yaslanma görüş açısı, her yoldaşın aklındadır. "Kendi yaşınıza ve örgütsel deneyiminize, parti aklı ve deneyimini de ekleyerek yürümelisiniz" derdin. Örneğin, 20 yaşında genç bir devrimciyseniz, kendi deneyiminize parti aklı ve deneyimini de ekleyerek, 45 yıllık deneyim ve birikimle yürümelisiniz. Artık kendinizi genç ve deneyimsiz görmemelisiniz, parti deneyimine ve birikimine yaslanarak hareket etmelisiniz, diye tarif ederdin bunu.
Partinin örnek deneyleri, eylemleri ve eksikliklerinden öğrenme ve öğretme, ders çıkarma görüş açısıyla, sorgulayan ve araştıran devrimciler yetiştirme görüş açısıyla hareket ederdin. Senin eğitiminden geçen her yoldaşla aranda bir parola vardı. Dönem dönem bu parolayı hatırlatır ve sorumluluğa davet ederdin. O parola şimdi her birimizin parolası olmuştur: "kararlı, kurallı, cesaretli olmak". Bu parola yoldaş yüreklerdeki tüm kapıları açardı.
Eleştiri ve özeleştirinin gücünü değişimin anahtarı olarak görür, eleştiriyi dikkate alır, dinler ve anlamaya çalışır, özeleştiriyi de aynı rahatlıkla yapardın. Parti ortamlarımızın niteliğinin yükseltilmesi için özel bir uğraş içindeydin. Örneğin, "Bir ortamda yüzde 10'luk bir olumluluk varsa, kalan yüzde 90 olumsuzluksa, siz o yüzde 10'u baz alarak çoğaltmalı ve yükseltmelisiniz, yapıcı ve birleştirici olmalısınız" diyerek, bütünleyici bir görüş açısıyla bizlerin ilişkilenmesini sağlardın.
Bir hücrede, bir evde, bir kurumda, bir semtte, bir mevzide, zindanda, özgür dağlarda ya da başkaca özel çalışma alanlarında, "nerede olduğunuzun bir önemi yok, önemli olan devrimci ruhu ve savaşımı yükseltmektir" diyerek, alan ayrımı ya da görev ayrımı yapmadan, her türden görevle doğru ilişkilenerek, her yönden gelişimimiz için uğraşırdın.
"İşiniz ne olursa olsun, bunların yanında iyi bir okur, iyi bir eleştirmen, asgari düzeyde yazı yazabilen, politikaya güç katan yoldaşlar olmakla birlikte, aynı zamanda kendinize kültürel yeteneklerinizi geliştirme yönlü de hedefler koyun. Bu, yürüyüşünüzü her yönden daha güçlü hale getirecektir. Hayal gücünüzü yükseltecektir. Kültür-sanat alanında resim çizmek, şarkı söylemek, şiir yazmak, öykü yazmak da hedefleriniz arasında, yan bir yeteneğiniz olsun. Asıl yürüttüğünüz görevleriniz yanında bunlar nefes borularınızdır. Asıl işinizi tavsatmamakla birlikte, yeteneklerinizi geliştirin. Politik askeri gerillanın politikliğini güçlendirin, kolektif etkin bireyin kolektif aklını güçlendirin" diyerek, her yönde gelişimimizi örgütlemeye çalışırdın.
Her girdiğimiz ortamda altın gibi parlayacak niteliğe, yoldaşlığa, kişiliğe sahip olmamızı isterdin. Bu senin doğallığında edindiğin bir özelliğindi. Yoldaşlık sevginle, verdiğin emekle, değerle, özveriyle bizlerle ilişkilenişin her birimizin yüreğinde yeri doldurulamaz bir önder olmanı sağlamıştır.
Faşizme indirilen her darbe, bağrında açılan her gedik seni heyecanlandırırdı. Faşizme öfkesi güçlü bir militandın. Her alanda, her zeminde, her yerde, her türlü araç ve biçimle faşizmden hesap sorulacağını düşünür ve savunurdun. Devrimci savaşın yürütülmesini sağlayan araçların tanımında çok geniş bir görüş açın vardı. Örneğin, bildiğimiz temel silah ve zor araçları dışında, taş, sopa, çekiç gibi aletleri de tanımlar, bunların hiçbirinin olmadığı koşullardaysa, duruma göre yumruk, slogan ve gerekirse tükürüğü de bu araçların arasında sayardın.
Faşizme karşı mücadelede ölümsüzleşmiş her yoldaşın mirasına sahip çıkar ve büyütür, her alanda büyük bir coşku ve minnetle anar ve anılarını yaşatırdın. Onlardan öğrenmeyi de, bizlere öğretmeyi de rehber edinirdin. Berçem ve Ekin yoldaşların eylemlerini örnek gösterir, onların intikamı almamız ve onlara sıkılan tek tek her merminin hesabını ayrı ayrı sormamız gerektiğini söylerdin. Senin deyiminle Baran yoldaş, ateş taşıyıcısı olup düşman inlerini ateş altında tutmak sana verdiğimiz sözdür.
Sevgili yoldaşım, kendini tanımladığın biçimiyle uçurumun kenarında açan bir çiçektin ve bu uçurum kenarında filiz vermiş çiçeği her birimizin aklında ve yüreğinde açtırdın. İçli bir ezgi tadında yaşadın ve yaşattın. Senin sesinden, sözünden, pratiğinden, eğiticiliğinden, yol göstericiliğinden öğrenerek yürüyeceğiz.
Sen bizi savaş siperlerinin en önüne davet ettin, davetine yanıt olmak boyun borcumuzdur. Uçurumun kenarında senin yeşilinle filizleneceğiz. Halka duyduğun sevgiden, yoldaş sevgisinden, coşkunluğundan, tutkulu devrimciliğinden, örgütçülüğünden, devrimcilikteki ısrarından, emekçiliğinden öğreneceğiz. İyi bir ateş taşıyıcısı olup, o ateşi tüm mevzilere Baranlaşarak taşıyacağız. Devrimi bu topraklarda senin sesinle taçlandıracağız.
Acımız ve kaybımız büyük, ama öfkemiz de bir o kadar güçlü. Görülecek hesabımız arttı. Sana söz olsun yoldaş, hesabını soracağız. Sana söz olsun yoldaş, senin sevgiyle ektiğin, her yürekte filizlenen o umut çiçeklerini büyütüp yeşerteceğiz bu topraklarda.
Sevgili yoldaşım, komutanım, öğretmenim, parolamız neydi?


"Kararlı, Kurallı, Cesaretli"
Daima bizimlesin, daima seninleyiz!
Em ê bi serkevin!


Polen Cebo Serhat

 

 

Arşiv

 

2019
Kasım Temmuz
Mayıs
2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz
Şubat

 

Savaş Siperlerinin En Önüne Baranlaşmaya
fc Share on Twitter

 

 

 Partinin Sesi / Kasım / Sayı 98


"Dağı taşı gökyüzüne vursam / yaşam toprağını darmadağın etsem / yersiz yurtsuz kalıp yok olsam / geçmişin rüzgarlarında / yüzümü kavurucu sıcaklara döndüm / gel artık gitme deli divane / yazın sıcağında gel / senin gibi gitti niceleri de / gidişin bir başlangıçtır" (Baran yoldaşın söylemeyi çok sevdiği Helin ezgisinden bir bölüm)
Suruç katliamının ardından yapılan bir askeri törende konuşan Baran yoldaş, "Suruç katliamında 33 yoldaşımızın bize bıraktığı bir mesaj var. Dün ne yapıyorsanız, nöbet tuttuğunuz mevzilerden okuma gruplarına, zindanlardan savaş cephelerinin büyük küçük tüm alanlarında üstlendiğiniz görev ve sorumluluklarda bugün birkaç adım öne çıkmak zorundasınız. Eğer Suruç katliamında ölümsüzleşen yoldaşların bıraktığı bayrağı devralıp birkaç adım öne çıkmıyorsanız, Suruç'tan hiçbir şey anlamadınız demektir" diyerek, tüm yoldaşları bulunduğu mevzilerden birkaç adım öne çıkmaya, Suruç'un hesabını sormaya çağırmıştır.
Şimdi aynı görev ve sorumluluk duygusuyla bizleri mevzilerin en önüne çağıran yine Baran yoldaş olmuştur.
Bu duyguyla sana dair yazmak istedim sevgili yoldaşım. Bizlere bıraktığın miras, sözlerin yol göstericimiz olacak, anılar, yürüme irademizi belirleyecektir.
Yaşamın her anında önder duruşa sahip olman, senin karakterinin doğal yansımasıydı. Örneğin, bir yoldaşla sohbet ederken de aynı ciddiyet ve sevgiyle ilişkilenir, bir ağacın çiçek açması, bir köpeğin doğum yapması, bir şarkının ezgisini de aynı sevecenlik ve heyecanla karşılardın. Bir dakika önce tartıştığın yoldaşla, bir dakika sonra ağaç tepesinde sevgiyle poz verip fotoğraf çektirirdin. Senin olduğun ortamlarda yıkılan ve yok olan, her zaman, yoldaşlar değil, eleştiri konusu olan olaylar olmuştur. Yoldaşları güçlendirmek, yönlendirmek ve insan sevgisiyle donatmak senin temel aldığın konuların başında gelirdi.
Devrimin tüm ihtiyaçlarına öncü olmak ve öyle ilişkilenmek perspektifiyle hareket ederdin. Her devrimcinin devrim kadrosu niteliğiyle donanması için canla başla çalışıp emek verdin.
Kurumuş çöl topraklarında yeşilin boy vereceğinde, devrimcide gördüğün imkanlarda ısrardan hiç vazgeçmedin. Her devrimcideki imkanı gördün, üzerine örtülü tozu uzlaşmaz eleştiri gücüyle sildin ve yeniden ayağa kaldırdın. Bu duruş, elbette parti politikalarının senin kişiliğinde vücut bulmuş en önemli özelliğiydi.
Devrim kadrolarının okuyan, araştıran, soru soran, sorgulayan ve eleştiren olması için özel çaba harcardın. Seni tanıyan herkesin bildiği meşhur sözlerinden biri de, "Bir devrimci nasıl başarırım sorusuna kilitlenmeli" olmuştur. Böylelikle hiçbir işin başarısız sonuçlanmayacağına inanç aşılar, devrimci ısrar ve iradeyle her türlü zorluğun altından kalkma gücünü buldururdun.
Plansız, programsız ve kendiliğindenci yaklaşımlarla asla uzlaşmaz ve en büyük kavgaları buralarda verirdin. Örneğin, "Bugünkü planlamamda hiçbir iş yapmayacağım, dinleneceğim ya da yatacağım diyorsanız da, bunu planlayarak yapın. Kendiliğindenci rüzgara kapılıp günübirlik yaşamayın, yaşamın her anını örgütleyin" derdin. Ve kendi planında da öyle uygulardın. Bir sohbetimizde, Rojava devrimine katıldığın ilk yıl için kendine dair yaptığın planda, devrim dışında bir alana dair çalışma ve okuma yapmayacağını, tüm zamanını ve emeğini devrime vereceğini planladığından bahsetmiştin. Öyle de ilişki kurdun, Baran yoldaş. Devrimin tüm alanlarıyla bu yönde ilişki kurdun. Devrim topraklarının çok sevdiği yeşille buluşması için toprağa da emek verdin, her devrimcinin bağrında umut filizini yeşertmek için de emek verdin.
Çok yönlü devrimciler olmamız için özel çaba sarf ettin. Örneğin, bir yandan ideolojik, teorik eğitimlerimizin örgütlenmesiyle uğraşırken, diğer yandan hayal gücü ve zenginliği katacak filmler izlememizi örgütlerdin. Devrim şarkılarının sesini yükseltmeyle uğraşırken, bu alanda yetenekli yoldaşların önünü açan, imkan sağlayandın. Keman, kemençe, saz, gitar, flüt gibi müzik aletlerinin bulunması ve yoldaşlar tarafından kullanılmasını örgütlerken, diğer yandan da Rojava sokaklarının estetik görselliğin öne çıkması için grafiti yazılamalarıyla süslenmesini sağladın, olanak açtın. Bunlar elbette, partinin devrimde, devrimin de partide açtığı yeni düzeydi.
Her bir yoldaşın eğitimi ve gelişimiyle özel olarak ilgilendin. Devrim topraklarında devrimin dilinin öğrenilmesi ve konuşulması için özel olarak çaba harcadın, görevlendirmeler yaptın. Bir dönem, günün belli bölümlerinde Kürtçe dışındaki bir dille konuşmayı yasakladın. Zorlansak da, kazanımı daha fazla olmuştur.
Partinin önümüze koyduğu nitelik yükseltme hedefiyle hızla ilişkilenerek, olanak yaratarak, belirli periyotlarla özel ideolojik, politik, örgütsel, teorik eğitim çalışmaları örgütledin. Bir grup eğitimci yoldaşla beraber verdiğin eğitimleri alan devrelerdeki her bir yoldaş daha kararlı yürümüştür. Verdiğin parti tarihi eğitiminden aldığımız, parti deneyimine yaslanma görüş açısı, her yoldaşın aklındadır. "Kendi yaşınıza ve örgütsel deneyiminize, parti aklı ve deneyimini de ekleyerek yürümelisiniz" derdin. Örneğin, 20 yaşında genç bir devrimciyseniz, kendi deneyiminize parti aklı ve deneyimini de ekleyerek, 45 yıllık deneyim ve birikimle yürümelisiniz. Artık kendinizi genç ve deneyimsiz görmemelisiniz, parti deneyimine ve birikimine yaslanarak hareket etmelisiniz, diye tarif ederdin bunu.
Partinin örnek deneyleri, eylemleri ve eksikliklerinden öğrenme ve öğretme, ders çıkarma görüş açısıyla, sorgulayan ve araştıran devrimciler yetiştirme görüş açısıyla hareket ederdin. Senin eğitiminden geçen her yoldaşla aranda bir parola vardı. Dönem dönem bu parolayı hatırlatır ve sorumluluğa davet ederdin. O parola şimdi her birimizin parolası olmuştur: "kararlı, kurallı, cesaretli olmak". Bu parola yoldaş yüreklerdeki tüm kapıları açardı.
Eleştiri ve özeleştirinin gücünü değişimin anahtarı olarak görür, eleştiriyi dikkate alır, dinler ve anlamaya çalışır, özeleştiriyi de aynı rahatlıkla yapardın. Parti ortamlarımızın niteliğinin yükseltilmesi için özel bir uğraş içindeydin. Örneğin, "Bir ortamda yüzde 10'luk bir olumluluk varsa, kalan yüzde 90 olumsuzluksa, siz o yüzde 10'u baz alarak çoğaltmalı ve yükseltmelisiniz, yapıcı ve birleştirici olmalısınız" diyerek, bütünleyici bir görüş açısıyla bizlerin ilişkilenmesini sağlardın.
Bir hücrede, bir evde, bir kurumda, bir semtte, bir mevzide, zindanda, özgür dağlarda ya da başkaca özel çalışma alanlarında, "nerede olduğunuzun bir önemi yok, önemli olan devrimci ruhu ve savaşımı yükseltmektir" diyerek, alan ayrımı ya da görev ayrımı yapmadan, her türden görevle doğru ilişkilenerek, her yönden gelişimimiz için uğraşırdın.
"İşiniz ne olursa olsun, bunların yanında iyi bir okur, iyi bir eleştirmen, asgari düzeyde yazı yazabilen, politikaya güç katan yoldaşlar olmakla birlikte, aynı zamanda kendinize kültürel yeteneklerinizi geliştirme yönlü de hedefler koyun. Bu, yürüyüşünüzü her yönden daha güçlü hale getirecektir. Hayal gücünüzü yükseltecektir. Kültür-sanat alanında resim çizmek, şarkı söylemek, şiir yazmak, öykü yazmak da hedefleriniz arasında, yan bir yeteneğiniz olsun. Asıl yürüttüğünüz görevleriniz yanında bunlar nefes borularınızdır. Asıl işinizi tavsatmamakla birlikte, yeteneklerinizi geliştirin. Politik askeri gerillanın politikliğini güçlendirin, kolektif etkin bireyin kolektif aklını güçlendirin" diyerek, her yönde gelişimimizi örgütlemeye çalışırdın.
Her girdiğimiz ortamda altın gibi parlayacak niteliğe, yoldaşlığa, kişiliğe sahip olmamızı isterdin. Bu senin doğallığında edindiğin bir özelliğindi. Yoldaşlık sevginle, verdiğin emekle, değerle, özveriyle bizlerle ilişkilenişin her birimizin yüreğinde yeri doldurulamaz bir önder olmanı sağlamıştır.
Faşizme indirilen her darbe, bağrında açılan her gedik seni heyecanlandırırdı. Faşizme öfkesi güçlü bir militandın. Her alanda, her zeminde, her yerde, her türlü araç ve biçimle faşizmden hesap sorulacağını düşünür ve savunurdun. Devrimci savaşın yürütülmesini sağlayan araçların tanımında çok geniş bir görüş açın vardı. Örneğin, bildiğimiz temel silah ve zor araçları dışında, taş, sopa, çekiç gibi aletleri de tanımlar, bunların hiçbirinin olmadığı koşullardaysa, duruma göre yumruk, slogan ve gerekirse tükürüğü de bu araçların arasında sayardın.
Faşizme karşı mücadelede ölümsüzleşmiş her yoldaşın mirasına sahip çıkar ve büyütür, her alanda büyük bir coşku ve minnetle anar ve anılarını yaşatırdın. Onlardan öğrenmeyi de, bizlere öğretmeyi de rehber edinirdin. Berçem ve Ekin yoldaşların eylemlerini örnek gösterir, onların intikamı almamız ve onlara sıkılan tek tek her merminin hesabını ayrı ayrı sormamız gerektiğini söylerdin. Senin deyiminle Baran yoldaş, ateş taşıyıcısı olup düşman inlerini ateş altında tutmak sana verdiğimiz sözdür.
Sevgili yoldaşım, kendini tanımladığın biçimiyle uçurumun kenarında açan bir çiçektin ve bu uçurum kenarında filiz vermiş çiçeği her birimizin aklında ve yüreğinde açtırdın. İçli bir ezgi tadında yaşadın ve yaşattın. Senin sesinden, sözünden, pratiğinden, eğiticiliğinden, yol göstericiliğinden öğrenerek yürüyeceğiz.
Sen bizi savaş siperlerinin en önüne davet ettin, davetine yanıt olmak boyun borcumuzdur. Uçurumun kenarında senin yeşilinle filizleneceğiz. Halka duyduğun sevgiden, yoldaş sevgisinden, coşkunluğundan, tutkulu devrimciliğinden, örgütçülüğünden, devrimcilikteki ısrarından, emekçiliğinden öğreneceğiz. İyi bir ateş taşıyıcısı olup, o ateşi tüm mevzilere Baranlaşarak taşıyacağız. Devrimi bu topraklarda senin sesinle taçlandıracağız.
Acımız ve kaybımız büyük, ama öfkemiz de bir o kadar güçlü. Görülecek hesabımız arttı. Sana söz olsun yoldaş, hesabını soracağız. Sana söz olsun yoldaş, senin sevgiyle ektiğin, her yürekte filizlenen o umut çiçeklerini büyütüp yeşerteceğiz bu topraklarda.
Sevgili yoldaşım, komutanım, öğretmenim, parolamız neydi?


"Kararlı, Kurallı, Cesaretli"
Daima bizimlesin, daima seninleyiz!
Em ê bi serkevin!


Polen Cebo Serhat