Parti Sensin
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

"İdeolojik kanama!" Bu kavram neredeyse iki yıldır parti basınında yer tutmayı sürdürdü. İlkin verili gerçeğimizin analizi, tanımlanması ve değiştirilmesi mücadelesinin, ardından bu savaşımda elde edilen sonuçlara dair değerlendirmelerin konusu olarak, parti önderliğinin metinlerinde ve bu metinlere dair tartışmalarda yer buldu. Bu sorunda, "nereden nereye geldik" sorusuna cevap verilirken, nüans farklılıkları bir yana, sonuçta, ideolojik kanamaya iradi bir müdahalede bulunulduğu, partimizin devrimi örgütleme iddiasını, savaşkanlığını, mevcut kadroların devrimle özdeşliklerini, yetiştirilmekte olan kadroların adanmış, feda ruhuna, güçlü bir yoldaşlık ruhuna sahip militanlar olarak şekillenmelerini zayıflatan, bir aşamadan sonra zehirleyen bu sorunla mücadelede belirli bir yol aldığımız, bu doğrultuda ilerlediğimiz görüldü.

Komünist öncü, kendi gelişimini yönetme rotasında gelişmeyi sürdürür, politik mücadele içindeki yerini, iç atmosferini, militanlarının faşist sömürgeci düşmanla dişe diş savaşım anlarındaki tutumlarını, değerlerini sahiplenme pratiğini devrimci ve marksist-leninist iddialarına uygun biçimde şekillendirirken, iç ideolojik kanama yıllarının kimi kalıntı ve tortularıyla eksiksiz bir hesaplaşma tavrını elden bırakmıyor. Bu kadro politikasına değin her alanda yansımalarını buluyor. Kuşkusuz bu alanda daha bir hayli yol alınması gerekiyor.

Şehit, tutsak veya gazi yoldaşların şahsındaki önemli nitelik kayıplarına, devrimden kaçışlarla doğan boşluklara, önderlik yetmezliklerinin sınırlandırıcılığına, kimi süreçlerde içinde mücadele yürüttüğümüz koşulların etkisine karşın, partimizin sağlam bir devrimci gövdeye sahip olduğu, 19 yıllık tarihimiz içinde politik gerileme, örgütsel daralma ve ideolojik kanama yıllarından kararlı devrimci atılımlarla çıkışlarda ve kendini her seferinde daha ileri bir düzeyde kuruşunda veya üretişinde görüldü. Yaralarını sarma sürecinin kısa ya da görece uzunluğu, vurgulanan gerçeğin bir parçası olmaktan öte anlam taşımıyor. Şüphe yok ki, partinin önderlik anlayışına, politik mücadele tarzına pratik bağlılık, merkezi önderlik tarzı ve düzeyi, kadroların niteliği ve doğru kadro politikası bu meselenin can damarını oluşturuyor.

Politik ve örgütsel çıkış ile kendini daha ileri düzeyde kurma hattındaki partimizin başarısının koşullarından biri olarak, bugün, kadroların niteliği ve doğru kadro politikası sorununu ciddiyetle ele almaya devam etmek zorundayız. Bu çerçevede, profesyonel devrimci kadrolar ve yerel kadroların taşımaları gereken nitelikler sorununda ideolojik kanama yıllarının yarattığı hastalıkların, anlayış geriliklerinin, yorgun devrimciliğin yansımalarının iz veya kalıntılarına karşı bilinçli yaklaşım, kadro politikasında hangi ölçülerle hareket edildiğinin net kavranması ve uygulama perspektifleri konusu önemli olmayı sürdürüyor.

Devrim kadrosu olarak toprağa düşen şehitler, hapishanelerde gürül gürül yatan savaşçılar, şu an çeşitli cephelerde devrimci görevlerinin başında kendilerini daha büyük bir mücadeleye göre yenileyen yoldaşlar, görmek isteyen herkese, komünist öncünün kadrosal nitelik ve kadro politikasında ulaştığı düzeyi gösteriyor. Bunu daha büyük ölçeklerde başarmak ellerimizdedir.

Ne İstiyoruz Başarmak İçin Nelerle Mücadele Etmeliyiz

Partimiz daha büyük bir mücadele yürütmeli. Yüzünü içe, partiye değil, dışa, kitlelere, onların sorun, talep ve özlemlerine dönmeli. Takvim devrimciliğine zincirlenmemeli. Kaydedicilik, seyircilik, olguculukla barışık olmamalı. Dışında gelişen gündemlere müdahaleyle yetinmemeli, aynı zamanda gündem belirleyen bir politik odak haline gelmeli. İşçileri ve ezilenleri burjuvaziye, faşist rejime ve inkarcı sömürgeciliğe karşı siyasal bir ordu olarak birleştirmeli, demokratik talepli kavgalarda ve devrimci savaşımda onlara öncülük ve önderlik etmeli. Yasal ve yasadışı, barışçı ve kitle şiddetine dayalı, silahsız ve silahlı bütün mücadele biçimleriyle politika yapma pratiğini siyasi mücadelenin ihtiyaçlarına uygun bir düzeye yükseltmeli. Yeraltı örgütlenmesini sağlamlaştırmalı, illegal temelini güçlendirmeli, gizli çalışma tekniklerini ve yeteneklerini günün gereklerine uygun hale getirmeli, ilkellik ve amatörlüğün güncel biçimleriyle mücadelesini süreklileştirmeli. Kadro politikasında, bütün bunlara uygun bir çizgi izlemeli.

Diğer arzu ve beklentileri bir yana bırakalım, parti üye ve aday üyelerinin, ileri taraftar, taraftar ve sempatizan güçlerinin komünist öncüden yukarıda sıralanan tipte bir varoluşu talep ettikleri kimsenin meçhulü değil. Parti, politik önderlik anlayışına ve politik mücadele tarzına uygun bir hatta mevzilensin, bunu eylemiyle göstersin, kavgasını kendini büyüten bir çizgide ilerletsin isteniyor.

Bunlara kim itiraz edebilir ki?

Peki kim başaracak bütün bunları? Başta profesyonel devrimciler olmak üzere, parti üyeleri ve aday üyeleri bütün bunların gerektirdiği adımları atmaz, pratiğini bu istek ve beklentilerin gerektirdiği düzeye yükseltmezler, kendilerini politik ve örgütsel ihtiyaçların değişen gereklerini cevaplayacak tarzda yenilemezlerse böyle bir parti gerçeği nasıl varedilecek?

Daha büyük bir savaşım, daha güçlü bir örgüt, daha yetkin bir yeraltı varoluşu isteyen, bu doğrultuda çok, çok ve çok konuşan, çok eleştiri yapan, çok akıl veren, hiç bir şeyden memnun olmayan buna karşın, örneğin, hayatını onyıllarca bir yatağa, bir tekerlekli sandalyeye mıhlanmış halde üreten Işık yoldaşın militanlığının kıyısına bile ulaşamayan bir kadro tipiyle bunlar nasıl başarılacak?

Kendini yeni koşulların gereklerine bağlı tarzda yenilemeyen, kendine bakışını değiştiremeyen, lafta ne derse desin, pratikte kendini "olmuş, bitmiş, tamamlanmış" sayma yanılgısına sıkıca yapışmış bir kadro tipiyle bu hedeflere nasıl ulaşılacak?

Adanmışlığa evet ama beni mazur görün! Feda ruhuna evet ama beni dışta tutun! Gerilla tarzı yaşama evet ama benden öyle yaşamamı beklemeyin! Bedel ödenmesine evet ama benim risklerin dışında kalma pratiğime göz yumun! Eleştiri-özeleştiri değişimdir, vazgeçilmezdir ama bu konuda üstüme gelmeyin! Örgütsel güvenlik kurallarına uymamak suçtur ama beni idare edin! Görevle militanca ilişkilenmek komünistin temel özelliklerinden biridir ama bu konudaki geriliklerimle uzlaşın! Rapor sistemi ve denetim partinin çalışma tarzının vazgeçilmezleridir ama beni bu konularda sıkıştırmayın! Disiplin bir partinin niteliklerinden biridir ama beni disiplin düzeyimin düşüklüğüyle kabul edin!

Böyle bir kadro tipiyle ya da böyle kadro tiplerinin damgasını vurduğu örgütlerle istenen, beklenen siyasal mücadele düzeyi yaratılabilir mi? Özlenen, beklenen düzeydeki bir savaşımı örgütleyip, yürütecek örgütsel nitelik kazanılabilir mi?

Parti sensin ey yoldaş! Partinin daha büyük bir mücadele yürütmesini istiyor, özlüyor ve bekliyorsan, kendine sormalısın: "ben daha büyük bir mücadeleye hazır mıyım, mevcut durumumu bunun gereklerine göre düzenliyor muyum, genel olarak değil, somut olarak, yürüttüğüm görevin yerine getirilmesinde bir kaç adım öne çıkıyor muyum?" Buna pratik cevabın "hayır"sa, "parti daha büyük bir mücadele yürütsün" sözünü telaffuzdan vazgeçmelisin. Çünkü pratiğin bunu boş bir söze, bir tekerlemeye, memnuniyetsizlik, yakınmacılık, umutsuzluk kuyusuna çeviriyor. Üretici değil, tüketici bir ortam yaratıyor.

Partimiz, Güneşlerden, Yaseminlerden, Işıklardan, Ahmet Metinlerden, Süleymanlardan, Hüseyinlerden, Hasanlardan, Ali Haydarlardan, Tuncaylardan, Kayacılardan, Özgür Evrimlerden, Abuzerlerden, Özkanlardan, Yılmazlardan, Serkanlardan, Erdallardan, Zeynellerden, Alilerden, Erkutlardan oluşan örgütlerle donanmazsa; Rezzanlarla, Aynurlarla, Fintözlerle, Mehmetlerle, Cengizlerle, Erollarla, Hasan Albayraklarla, Mümtazlarla, İsmihanlarla sarılıp sarmalanmazsa; partimizin profesyonel devrimci iskeleti böyle bir varoluş içinde olmaz, partinin kendini böyle bir toprakta üretişini örgütlemezse o özlenen, istenen, beklenen düzey elde edilebilir mi? Gelişen yoldaşlar, yarının profesyonel devrimci veya yerel kadro adayları böyle bir zihniyetle ve ruh haliyle şekillendirilmezse, partinin kadro politikası böyle bir rotada yükseltilmezse devrimi örgütleme iddiası söz olmaktan çıkabilir, parti, mücadelesini kendini büyüten bir çizgide ilerletebilir mi? Bir gizli derneğin veya tutarlı bir sendikanın önderlik ve mücadele anlayışı, tarzı, pratiği yönetici militan olarak yetişen kadroların eyleminde aşılmazsa, partimiz, faşist diktatörlüğü ve inkarcı sömürgeciliği yerle bir etmeye adanmış bir öncü müfreze olabilir mi? Devrimci hareketin deneyleri ve partimizin geride kalan 19 yıllık tarihinin zengin dersleri bütün bu konularda eğitici, aydınlatıcı, yol gösterici değil mi?

Büyük Bir Mücadele İsteyen Bulunduğu Konumdan Bunun Pratiğini Geliştirmeli

Gerçeğin gözlerinin içine dimdik bakmak partimizi karakterize eden niteliklerinden biridir. Her yoldaş çok iyi bilmeli ki, siyasi gerilik, siyasi sınırlanmışlık ve görevin gerektirdiği sorumlulukları üstlenmemek tarzının mücadelemizi küçük-büyük adımlara dayanan yürüyüşlerle, koşularla, sıçrayışlarla, kopuşlarla büyütme ihtimali yoktur.

Partimizin profesyonel devrimci ve yerel kadroları ile yerel üyeleri, mücadelenin günümüzdeki istekleri karşısındaki gerçeklerine cesurca bakmak ve durumlarında değişmesi gereken ne varsa değiştirmek zorundadırlar. Aksi halde sözlerin, beklentilerin, özlemlerin bir değeri kalmaz. Sözle eylemin tutarsızlığı ideolojik kanamaya yol açar. Politik faaliyet kendisine yeter bir amaç haline getirilerek, partinin iktidar bilinçli, iktidar hedefli mücadeleden uzaklaşması tehlikesine kanal açılır.

"Adanmışlık", "feda ruhu", "devrimci irade", "manevi birlik", "koparıp alma tarzı", "politik iddia", "kolektif etkin birey", "devrimci cüret" "şehitlere bağlılık", "devrimci emekçilik" bugün her tür engele karşı açık bir mücadele içinde, deyim uygunsa dövüşe dövüşe yükseltilmesi gereken değerlerimizdir. Profesyonel devrimci nitelik gerektirenler başta olmak üzere, yönetici görev isteyen veya yüklenen her yoldaş bu değerlere sımsıkı bağlı kalmalı, görevinin gerektirdiği tarzda yaşamalıdır. Komünist öncünün genç kalması, amaçlarından kopmaması ancak böyle bir kadro gerçeği ve örgüt atmosferiyle mümkündür. Parti, büyük siyasi ve örgütsel başarıları bu ideolojik kültürle kazanmış, bu temelde gelişip güçlenmiş veya geriye düştüğü durumlarda bu ideolojik kültürle kendini yeniden yaratmayı başarmıştır.

Daha büyük bir mücadele, devrimin örgütlenmesinde etkili adımlar, savaşımın kendini büyüten bir çizgide ilerletilmesi, devrimci durumlardan devrim çıkaracak ufuk açıklığı ve cesarete, disiplin ve iradeye, politik ve manevi birliğe sahip bir parti yaratılması istek ve beklentisi taşıyan her yoldaş, en başta da profesyonel devrimciler, verili durumlarında buna uygun bir değişiklik yapmak göreviyle yüzyüzedir. İstisnasız her partili bir kaç adım öne çıkmak zorunda. Dıştan konuşma, "büyük" sözler etme fakat risk alanlarından uzak durma, eleştiriyi, çağrıyı, kararı, direktifi üstüne almama, yenilenmeye kapalılık, sekreterlik tipi görevlerde karar verme sorumluluğunu üstlenmeme, devrim nereye çağırıyorsa oraya gitme ruh hali ve kararlılığıyla donanmama, politik iddia ve devrimci cüret yerine, vasatlığı yeterli görmek ve sağlamcılık yolundan yürümek gibi engeller aşılmak zorundadır.

Amaçlarına sımsıkı bağlılık temelinde büyük mücadelelere yürüme, büyük bedeller ödeme kararlılığı taşıyan partimizin her yönetici militanı, yeni dönemde şehitlerin yoldaşı olmayı bir kez daha haketme sorumluluğuyla yüz yüze olduğunu kendisine yüksek sesle söylemelidir. Profesyonel devrimciliğin, çocuk sahibi olma-aile düzeni kurmakla, meslek ve okul bağımlılığıyla, gerilla tarzı yaşamın (devrimci görevler nerede olmayı, ne yapmayı gerektiriyorsa orada olma, onu yapma eyleminin) gereklerine göre hareket etmemekle, görevler karşısındaki tavrın sağlık sorunları tarafından veya hapishane, ölüm vb olasılıklar tarafından yönetilmesiyle, değişik cephelerde faaliyet yürütmeyi veya değişik tipten görevleri kendi dışında görmekle bağdaşmayacağı tüm partililer için açık olmalı, kadro politikasında bu temelde hareket edilmesi normu ve kültürü her alana yerleştirilmelidir.

Partimiz adanmış devrimciliğin, feda ruhunun, devrimin kadrosu olma bilinç ve pratiğinin kendini ürettiği, bereketli bir fideliktir. Onun normlarını yüksekte tutmak, kadro politikasına uygun davranmak, kadro yetiştirilmesinde bu normlarla hareket etmek kişisel tercihe bağlı değildir. Bütün parti örgütleri pratiklerini bu açıdan incelemeli, tartışmalı ve yenilenmelidirler.

 

 

Arşiv

 

2019
Aralık Kasım
Temmuz Mayıs
2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz

 

Parti Sensin
fc Share on Twitter
 

"İdeolojik kanama!" Bu kavram neredeyse iki yıldır parti basınında yer tutmayı sürdürdü. İlkin verili gerçeğimizin analizi, tanımlanması ve değiştirilmesi mücadelesinin, ardından bu savaşımda elde edilen sonuçlara dair değerlendirmelerin konusu olarak, parti önderliğinin metinlerinde ve bu metinlere dair tartışmalarda yer buldu. Bu sorunda, "nereden nereye geldik" sorusuna cevap verilirken, nüans farklılıkları bir yana, sonuçta, ideolojik kanamaya iradi bir müdahalede bulunulduğu, partimizin devrimi örgütleme iddiasını, savaşkanlığını, mevcut kadroların devrimle özdeşliklerini, yetiştirilmekte olan kadroların adanmış, feda ruhuna, güçlü bir yoldaşlık ruhuna sahip militanlar olarak şekillenmelerini zayıflatan, bir aşamadan sonra zehirleyen bu sorunla mücadelede belirli bir yol aldığımız, bu doğrultuda ilerlediğimiz görüldü.

Komünist öncü, kendi gelişimini yönetme rotasında gelişmeyi sürdürür, politik mücadele içindeki yerini, iç atmosferini, militanlarının faşist sömürgeci düşmanla dişe diş savaşım anlarındaki tutumlarını, değerlerini sahiplenme pratiğini devrimci ve marksist-leninist iddialarına uygun biçimde şekillendirirken, iç ideolojik kanama yıllarının kimi kalıntı ve tortularıyla eksiksiz bir hesaplaşma tavrını elden bırakmıyor. Bu kadro politikasına değin her alanda yansımalarını buluyor. Kuşkusuz bu alanda daha bir hayli yol alınması gerekiyor.

Şehit, tutsak veya gazi yoldaşların şahsındaki önemli nitelik kayıplarına, devrimden kaçışlarla doğan boşluklara, önderlik yetmezliklerinin sınırlandırıcılığına, kimi süreçlerde içinde mücadele yürüttüğümüz koşulların etkisine karşın, partimizin sağlam bir devrimci gövdeye sahip olduğu, 19 yıllık tarihimiz içinde politik gerileme, örgütsel daralma ve ideolojik kanama yıllarından kararlı devrimci atılımlarla çıkışlarda ve kendini her seferinde daha ileri bir düzeyde kuruşunda veya üretişinde görüldü. Yaralarını sarma sürecinin kısa ya da görece uzunluğu, vurgulanan gerçeğin bir parçası olmaktan öte anlam taşımıyor. Şüphe yok ki, partinin önderlik anlayışına, politik mücadele tarzına pratik bağlılık, merkezi önderlik tarzı ve düzeyi, kadroların niteliği ve doğru kadro politikası bu meselenin can damarını oluşturuyor.

Politik ve örgütsel çıkış ile kendini daha ileri düzeyde kurma hattındaki partimizin başarısının koşullarından biri olarak, bugün, kadroların niteliği ve doğru kadro politikası sorununu ciddiyetle ele almaya devam etmek zorundayız. Bu çerçevede, profesyonel devrimci kadrolar ve yerel kadroların taşımaları gereken nitelikler sorununda ideolojik kanama yıllarının yarattığı hastalıkların, anlayış geriliklerinin, yorgun devrimciliğin yansımalarının iz veya kalıntılarına karşı bilinçli yaklaşım, kadro politikasında hangi ölçülerle hareket edildiğinin net kavranması ve uygulama perspektifleri konusu önemli olmayı sürdürüyor.

Devrim kadrosu olarak toprağa düşen şehitler, hapishanelerde gürül gürül yatan savaşçılar, şu an çeşitli cephelerde devrimci görevlerinin başında kendilerini daha büyük bir mücadeleye göre yenileyen yoldaşlar, görmek isteyen herkese, komünist öncünün kadrosal nitelik ve kadro politikasında ulaştığı düzeyi gösteriyor. Bunu daha büyük ölçeklerde başarmak ellerimizdedir.

Ne İstiyoruz Başarmak İçin Nelerle Mücadele Etmeliyiz

Partimiz daha büyük bir mücadele yürütmeli. Yüzünü içe, partiye değil, dışa, kitlelere, onların sorun, talep ve özlemlerine dönmeli. Takvim devrimciliğine zincirlenmemeli. Kaydedicilik, seyircilik, olguculukla barışık olmamalı. Dışında gelişen gündemlere müdahaleyle yetinmemeli, aynı zamanda gündem belirleyen bir politik odak haline gelmeli. İşçileri ve ezilenleri burjuvaziye, faşist rejime ve inkarcı sömürgeciliğe karşı siyasal bir ordu olarak birleştirmeli, demokratik talepli kavgalarda ve devrimci savaşımda onlara öncülük ve önderlik etmeli. Yasal ve yasadışı, barışçı ve kitle şiddetine dayalı, silahsız ve silahlı bütün mücadele biçimleriyle politika yapma pratiğini siyasi mücadelenin ihtiyaçlarına uygun bir düzeye yükseltmeli. Yeraltı örgütlenmesini sağlamlaştırmalı, illegal temelini güçlendirmeli, gizli çalışma tekniklerini ve yeteneklerini günün gereklerine uygun hale getirmeli, ilkellik ve amatörlüğün güncel biçimleriyle mücadelesini süreklileştirmeli. Kadro politikasında, bütün bunlara uygun bir çizgi izlemeli.

Diğer arzu ve beklentileri bir yana bırakalım, parti üye ve aday üyelerinin, ileri taraftar, taraftar ve sempatizan güçlerinin komünist öncüden yukarıda sıralanan tipte bir varoluşu talep ettikleri kimsenin meçhulü değil. Parti, politik önderlik anlayışına ve politik mücadele tarzına uygun bir hatta mevzilensin, bunu eylemiyle göstersin, kavgasını kendini büyüten bir çizgide ilerletsin isteniyor.

Bunlara kim itiraz edebilir ki?

Peki kim başaracak bütün bunları? Başta profesyonel devrimciler olmak üzere, parti üyeleri ve aday üyeleri bütün bunların gerektirdiği adımları atmaz, pratiğini bu istek ve beklentilerin gerektirdiği düzeye yükseltmezler, kendilerini politik ve örgütsel ihtiyaçların değişen gereklerini cevaplayacak tarzda yenilemezlerse böyle bir parti gerçeği nasıl varedilecek?

Daha büyük bir savaşım, daha güçlü bir örgüt, daha yetkin bir yeraltı varoluşu isteyen, bu doğrultuda çok, çok ve çok konuşan, çok eleştiri yapan, çok akıl veren, hiç bir şeyden memnun olmayan buna karşın, örneğin, hayatını onyıllarca bir yatağa, bir tekerlekli sandalyeye mıhlanmış halde üreten Işık yoldaşın militanlığının kıyısına bile ulaşamayan bir kadro tipiyle bunlar nasıl başarılacak?

Kendini yeni koşulların gereklerine bağlı tarzda yenilemeyen, kendine bakışını değiştiremeyen, lafta ne derse desin, pratikte kendini "olmuş, bitmiş, tamamlanmış" sayma yanılgısına sıkıca yapışmış bir kadro tipiyle bu hedeflere nasıl ulaşılacak?

Adanmışlığa evet ama beni mazur görün! Feda ruhuna evet ama beni dışta tutun! Gerilla tarzı yaşama evet ama benden öyle yaşamamı beklemeyin! Bedel ödenmesine evet ama benim risklerin dışında kalma pratiğime göz yumun! Eleştiri-özeleştiri değişimdir, vazgeçilmezdir ama bu konuda üstüme gelmeyin! Örgütsel güvenlik kurallarına uymamak suçtur ama beni idare edin! Görevle militanca ilişkilenmek komünistin temel özelliklerinden biridir ama bu konudaki geriliklerimle uzlaşın! Rapor sistemi ve denetim partinin çalışma tarzının vazgeçilmezleridir ama beni bu konularda sıkıştırmayın! Disiplin bir partinin niteliklerinden biridir ama beni disiplin düzeyimin düşüklüğüyle kabul edin!

Böyle bir kadro tipiyle ya da böyle kadro tiplerinin damgasını vurduğu örgütlerle istenen, beklenen siyasal mücadele düzeyi yaratılabilir mi? Özlenen, beklenen düzeydeki bir savaşımı örgütleyip, yürütecek örgütsel nitelik kazanılabilir mi?

Parti sensin ey yoldaş! Partinin daha büyük bir mücadele yürütmesini istiyor, özlüyor ve bekliyorsan, kendine sormalısın: "ben daha büyük bir mücadeleye hazır mıyım, mevcut durumumu bunun gereklerine göre düzenliyor muyum, genel olarak değil, somut olarak, yürüttüğüm görevin yerine getirilmesinde bir kaç adım öne çıkıyor muyum?" Buna pratik cevabın "hayır"sa, "parti daha büyük bir mücadele yürütsün" sözünü telaffuzdan vazgeçmelisin. Çünkü pratiğin bunu boş bir söze, bir tekerlemeye, memnuniyetsizlik, yakınmacılık, umutsuzluk kuyusuna çeviriyor. Üretici değil, tüketici bir ortam yaratıyor.

Partimiz, Güneşlerden, Yaseminlerden, Işıklardan, Ahmet Metinlerden, Süleymanlardan, Hüseyinlerden, Hasanlardan, Ali Haydarlardan, Tuncaylardan, Kayacılardan, Özgür Evrimlerden, Abuzerlerden, Özkanlardan, Yılmazlardan, Serkanlardan, Erdallardan, Zeynellerden, Alilerden, Erkutlardan oluşan örgütlerle donanmazsa; Rezzanlarla, Aynurlarla, Fintözlerle, Mehmetlerle, Cengizlerle, Erollarla, Hasan Albayraklarla, Mümtazlarla, İsmihanlarla sarılıp sarmalanmazsa; partimizin profesyonel devrimci iskeleti böyle bir varoluş içinde olmaz, partinin kendini böyle bir toprakta üretişini örgütlemezse o özlenen, istenen, beklenen düzey elde edilebilir mi? Gelişen yoldaşlar, yarının profesyonel devrimci veya yerel kadro adayları böyle bir zihniyetle ve ruh haliyle şekillendirilmezse, partinin kadro politikası böyle bir rotada yükseltilmezse devrimi örgütleme iddiası söz olmaktan çıkabilir, parti, mücadelesini kendini büyüten bir çizgide ilerletebilir mi? Bir gizli derneğin veya tutarlı bir sendikanın önderlik ve mücadele anlayışı, tarzı, pratiği yönetici militan olarak yetişen kadroların eyleminde aşılmazsa, partimiz, faşist diktatörlüğü ve inkarcı sömürgeciliği yerle bir etmeye adanmış bir öncü müfreze olabilir mi? Devrimci hareketin deneyleri ve partimizin geride kalan 19 yıllık tarihinin zengin dersleri bütün bu konularda eğitici, aydınlatıcı, yol gösterici değil mi?

Büyük Bir Mücadele İsteyen Bulunduğu Konumdan Bunun Pratiğini Geliştirmeli

Gerçeğin gözlerinin içine dimdik bakmak partimizi karakterize eden niteliklerinden biridir. Her yoldaş çok iyi bilmeli ki, siyasi gerilik, siyasi sınırlanmışlık ve görevin gerektirdiği sorumlulukları üstlenmemek tarzının mücadelemizi küçük-büyük adımlara dayanan yürüyüşlerle, koşularla, sıçrayışlarla, kopuşlarla büyütme ihtimali yoktur.

Partimizin profesyonel devrimci ve yerel kadroları ile yerel üyeleri, mücadelenin günümüzdeki istekleri karşısındaki gerçeklerine cesurca bakmak ve durumlarında değişmesi gereken ne varsa değiştirmek zorundadırlar. Aksi halde sözlerin, beklentilerin, özlemlerin bir değeri kalmaz. Sözle eylemin tutarsızlığı ideolojik kanamaya yol açar. Politik faaliyet kendisine yeter bir amaç haline getirilerek, partinin iktidar bilinçli, iktidar hedefli mücadeleden uzaklaşması tehlikesine kanal açılır.

"Adanmışlık", "feda ruhu", "devrimci irade", "manevi birlik", "koparıp alma tarzı", "politik iddia", "kolektif etkin birey", "devrimci cüret" "şehitlere bağlılık", "devrimci emekçilik" bugün her tür engele karşı açık bir mücadele içinde, deyim uygunsa dövüşe dövüşe yükseltilmesi gereken değerlerimizdir. Profesyonel devrimci nitelik gerektirenler başta olmak üzere, yönetici görev isteyen veya yüklenen her yoldaş bu değerlere sımsıkı bağlı kalmalı, görevinin gerektirdiği tarzda yaşamalıdır. Komünist öncünün genç kalması, amaçlarından kopmaması ancak böyle bir kadro gerçeği ve örgüt atmosferiyle mümkündür. Parti, büyük siyasi ve örgütsel başarıları bu ideolojik kültürle kazanmış, bu temelde gelişip güçlenmiş veya geriye düştüğü durumlarda bu ideolojik kültürle kendini yeniden yaratmayı başarmıştır.

Daha büyük bir mücadele, devrimin örgütlenmesinde etkili adımlar, savaşımın kendini büyüten bir çizgide ilerletilmesi, devrimci durumlardan devrim çıkaracak ufuk açıklığı ve cesarete, disiplin ve iradeye, politik ve manevi birliğe sahip bir parti yaratılması istek ve beklentisi taşıyan her yoldaş, en başta da profesyonel devrimciler, verili durumlarında buna uygun bir değişiklik yapmak göreviyle yüzyüzedir. İstisnasız her partili bir kaç adım öne çıkmak zorunda. Dıştan konuşma, "büyük" sözler etme fakat risk alanlarından uzak durma, eleştiriyi, çağrıyı, kararı, direktifi üstüne almama, yenilenmeye kapalılık, sekreterlik tipi görevlerde karar verme sorumluluğunu üstlenmeme, devrim nereye çağırıyorsa oraya gitme ruh hali ve kararlılığıyla donanmama, politik iddia ve devrimci cüret yerine, vasatlığı yeterli görmek ve sağlamcılık yolundan yürümek gibi engeller aşılmak zorundadır.

Amaçlarına sımsıkı bağlılık temelinde büyük mücadelelere yürüme, büyük bedeller ödeme kararlılığı taşıyan partimizin her yönetici militanı, yeni dönemde şehitlerin yoldaşı olmayı bir kez daha haketme sorumluluğuyla yüz yüze olduğunu kendisine yüksek sesle söylemelidir. Profesyonel devrimciliğin, çocuk sahibi olma-aile düzeni kurmakla, meslek ve okul bağımlılığıyla, gerilla tarzı yaşamın (devrimci görevler nerede olmayı, ne yapmayı gerektiriyorsa orada olma, onu yapma eyleminin) gereklerine göre hareket etmemekle, görevler karşısındaki tavrın sağlık sorunları tarafından veya hapishane, ölüm vb olasılıklar tarafından yönetilmesiyle, değişik cephelerde faaliyet yürütmeyi veya değişik tipten görevleri kendi dışında görmekle bağdaşmayacağı tüm partililer için açık olmalı, kadro politikasında bu temelde hareket edilmesi normu ve kültürü her alana yerleştirilmelidir.

Partimiz adanmış devrimciliğin, feda ruhunun, devrimin kadrosu olma bilinç ve pratiğinin kendini ürettiği, bereketli bir fideliktir. Onun normlarını yüksekte tutmak, kadro politikasına uygun davranmak, kadro yetiştirilmesinde bu normlarla hareket etmek kişisel tercihe bağlı değildir. Bütün parti örgütleri pratiklerini bu açıdan incelemeli, tartışmalı ve yenilenmelidirler.