Kasım’ın Devrimci Ruhu
Share on Facebook Share on Twitter

 
Diğer yazılar
 

"Ölümsüzler ayı" nedir sorusuna, hepsi de gerçeğin bir yönünü yansıtan pek çok cevap verebiliriz. "Bir çağrıdır" cevabı, bizi tüm yanıtların kesişme noktasına ulaştırır. Evet, ölümsüzler ayı herşeyden önce bir çağrıdır.
"Cüreti ve feda ruhunu yükseltin yoldaşlar" çağrısı. "Kendini yenile yoldaş" çağrısı.
"Bizi aşın yoldaşlar" çağrısı. "Sorumluluk bilincini bile yoldaş" çağrısı.
"Ortamlarımızı yoldaşlık sevgisiyle güçlendirin yoldaşlar" çağrısı. "Bencilliğin aklını uyuşturmasına, kalbini körleştirmesine izin verme yoldaş" çağrısı.
"Planlı-hedefli çalışmada birkaç adım öne yoldaşlar" çağrısı. "Dilini, üslubunu eğit, yeniden şekillendir yoldaş" çağrısı.
"Az söz, çok iş yoldaşlar" çağrısı. "Sorunun değil, çözümün bir parçası ol yoldaş" çağrısı. "Yüzünüzü dışa, sınıf mücadelesine, onun sorun ve görevlerine dönün yoldaşlar" çağrısı. "Kendine ağlamayı bırak yoldaş" çağrısı.
"Partinin kazanımlarını, başarılarını özümseyin, ileri taşıyın yoldaşlar" çağrısı. "Okuma, öğrenme tembelliğini yenilgiye uğrat yoldaş" çağrısı.
"Kararları uygulama düzeyini yükseltin yoldaşlar" çağrısı. "Kolektivizm zihniyetini güçlendir yoldaş" çağrısı.
"Öncü irade olun yoldaşlar", "öncü irade ol yoldaş" çağrısı.
Partimiz, tek tek örgütlerimiz, tek tek üye ve aday üye partililer bu çağrıyı, verili gerçeklikleri ve özgün devrimci ihtiyaçları temelinde somut biçimde söze dökebilirler. Hedef, verili durumu değiştirmek, devrimin örgütlenmesinde ve militanlıkta yeni bir düzey yakalamak için atılacak ilk adımla, onu izleyecek birkaç adımın doğru biçimde saptanması ve iradesinin oluşturulmasıdır.
Bu nedenle Kasım, bir özeleştiri =değişim=eylem ayıdır.
Politik koşullar ve görevlerden baktığımızda görüyoruz ki, dönem, bedel dönemi. Kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim ferahlığıyla en ağır zorlukları göğüsleme dönemi. Devrimci sabır, devrimci öfke ve devrimci kararlılık dönemi. Savaş siperlerini daha ileri hatlara taşıma, öncü kararlılığa nitelik kazandırma dönemi. Her zamankinden daha örgütlü, daha disiplinli, daha kurallı hareket etme dönemi. En küçük bir enerji kaçağına izin vermeme dönemi. Kendi gelişimini yönetmede çıtayı yükseltme dönemi. "Bugün", partimiz, tek tek örgütlerimiz, üye ve aday üyelerimiz için, devrimciliğinin, ideolojik, politik ve örgütsel iddialarının üretilip geliştirileceği zemin budur.
İşaret edilen zeminde, kendini yeniden şekillendirmenin, devrimci savaşımın ihtiyaçlarına cevap olacak niteliklerle donatmanın temel koşulu, verili gerçeğimizi eleştirel devrimci bakışla ele almaktır. Bu çerçevede, her tür genellikten kaçınarak, somut düşünmeli, somut konuşmalı, somut hedefler oluşturmalı, somut adımlar atmalıyız.
Meseleyi, başta profesyonel devrimciler olmak üzere, tek tek üye ve aday üyeler açısından tartışalım.
Kendini sakınmaktan en fazla kaçınacağın bir dönemde, kendini sakınma duygu ve pratikleriyle açık, kararlı bir mücadeleye girişmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Yirmidört saatinin hiç değilse ondört saatini devrimci ihtiyaçlara göre düzenlemek yerine, güne işçilerden, emekçi köylülerden, kreşe veya okula giden çocuklardan çok daha geç başlarsan veya zamanını savrukça kullanırsan, sözün hükmü kalır mı?
Aynı organda çalıştığın bir yoldaşla kişilik özelliklerinizdeki sürtünmelerle bağlı gerilimler doğmasını önlemek için, yoldaşça diyalog ve kendinden verme pratiği geliştirmek yerine, ortamımızdaki oksijenin azaltmasına yol açarsan, sözün hükmü kalır mı?
Şiddetli bir okuma, öğrenme ihtiyacın varken, televizyon karşısında, internet karşısında veya modern kahvehanelerde vakit tüketirsen, sözün hükmü kalır mı?
Kolektivizmi güçlendirmek için toplantılara hazırlıklı gitmek, her toplantıda hazırlık düzeyini biraz daha yükseltmek gerekirken, şu ya da bu gerekçeyle toplantıya bir tek gündem üzerinde bile etraflıca düşünmeden gidersen, sözün hükmü kalır mı?
Deney ve bilgi eksikliğinden yakınır, hatta bunun acısını çekerken, bu konuda ciddi biçimde katkı alabileceğin, parti deney ve birikimini yansıtan kitap ve broşürleri okuyup incelemezsen, sözün hükmü kalır mı?
Üslubun, dilin sıradansa, küçük burjuvacaysa, kabaysa, erkekse, onu, devrimci incelikle, ideolojik güzellikle yeniden kurmak için kararlı bir emek ve disiplin sergilemek yerine, dil-üslup konforuna hoşgörü istersen, sözün hükmü kalır mı?
Yoldaşları, işçi ve emekçileri az dinlediğin, söylediklerini ciddiyetle düşünmediğin, öğrenmeyi bilmediğin eleştirisi aldığın veya bu durumun farkına kendi dikkatinle vardığın halde, dinleme ve öğrenme yeteneğini geliştirmek için pratiğine kararlı bir müdahalede bulunmazsan, sözün hükmü kalır mı?
Bulunduğun ortamlara yoldaşlık ruhu, başarma inancı ve moral taşımak yerine, memnuniyetsizlik, bezginlik, değişime ve yenilenmeye inançsızlık duygusu taşıyorsan, sözün hükmü kalır mı?
Herşeyi bilmede, akıl vermede, eleştiride birinci, yapmada, uygulamada, yetersizliklerine öfkelenmede geri sıralardaysan, sözün hükmü kalır mı?
Ölümsüzlük haberlerinin durmak bilmediği aylar ve yıllar yürünürken, bu ay ve yıllarda, senin en önemli gündemin sen olmuşsan, sözün hükmü kalır mı?
Planlayıp uygulamak dışında bir engelin yokken ayda bir kez olsun ölümsüzlerimizden veya tutsaklarımızdan birinin ailesini ziyaret etmezsen, onlarla yoldaşlaşmak için emek harcamazsan, sözün hükmü kalır mı?
Kesimci düşünüş ve ruh halini gerçek bir tehlike olarak görüp, bu konudaki her tür hata ve sorumsuzluğuna karşı ciddi, sonuç alıcı bir mücadeleye girişmez, zihinsel dönüşüme yönelmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Belirli bir andaki ve süreçteki bir devrimci görev karşısında, şu ya da bu konforunu (-sevgili ilişkisi de içinde olmak üzere- aile, kent, yaşam alışkanlıkları, cephe, alan, meslek vb) terk etmemeyi veya yeni görevin değişik tipten zorluklarını taşımamayı ya da yeni görevin yakınlaştırdığı hapishane vb olasılıkları kendinden uzak tutmayı tercih edersen, sözün hükmü kalır mı?
Bir tutumu, bir alışkanlığı, bir yaklaşımı veya yoldaşlık tarzı hakkında gıyabında başkalarıyla "dertleştiğin", başkalarına yakındığın yoldaşınla ilişkilerde eleştiri-özeleştiri kurumunu işletmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Disiplinin askeri biçimleri, bunun politik askeri birim ve ortamlarda ideolojik, politik ve örgütsel önemi, hayatiyeti üzerine bilgilerini sergiledikten sonra, bir kitle kurumu ortamının, bir hapishane hücresi ortamının, bir mahalle derneği ortamının disiplin biçimleriyle hareket edersen, sözün hükmü kalır mı?
"İlk hata son hatadır" kuralına göre düzenlenmek zorunda olunan çalışmalarda ve ortamlarda, kurallılık düzeyindeki yetersizliğin, denetim zayıflığının ya da talimat muğlaklığının sorumlusu olursan, sözün hükmü kalır mı?
İç dökmek veya dedikodu tarzından kopuşamamak nedeniyle iç illegaliteyi çiğniyorsan, düşmandan korunması gereken bilgi ve materyallerin korunmasının gereklerini en titiz biçimde yerine getirmiyorsan, yazışmalarda, tartışmalarda bunun gerektirdiği disiplini sergilemiyorsan, sözün hükmü kalır mı?
Parti basınının, partinin pek çok eylemine ve etkinliğine yer vermediği veya bu çalışmaları zayıf yansıttığı eleştirisini defalarca yaptığın halde, bir parçası olduğun eylem ve etkinlikte, aynı zamanda gönüllü bir muhabir olarak hareket etmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Politik kitle ajitasyonu tarzında veya bire bir ilişkiler yoluyla dağıtımın örgütlenmesini bulunduğun birimde tartışmak, örgütlenmesini zorlamak, pratiğinle yoldaşları da ileri itmek yerine, parti basınının dağıtılmadığı ya da çok az dağıtıldığı üzerine konuşmak, yakınmak, "üzülmek," "öfkelenmek" tarzı sergilersen, sözün hükmü kalır mı?
Hayır, kalmaz.
Oysa, sözün hükmü olmalı. Bunun yegane imkanı, söz-eylem tutarlılığıdır.
Faşist politik islamcı rejimin devrimci ve ulusal demokratik hareketi ezmek, antifaşist parti ve çevreleri iradesizleştirmek, işçi sınıfının ve ezilenlerin öncü bölüklerini umutsuzluk ve inançsızlığa prangalamak için tüm güç ve imkanlarıyla saldırmaya devam ettiği 2018 Kasım'ında, devrimci nitelik ve eylemimizde, bu politik koşullara uygun bir değişimi örgütleyip örgütlemediğimiz görüş açısıdan bakmalıyız gerçeğimize. Berrakça kavramalıyız ki, dünkü kendini yönetme düzeyimizle, dünkü yoldaşlık, kolektivizm, disiplin, kafa emekçiliği düzeyimizle, dünkü iç illegalite, kurallılık, emek, özveri, militanlık düzeyimizle, dünkü planlılık, hedeflilik, olanak örgütleme, çalışkanlık ve örgütsel işleyiş düzeyimizle mevcut koşullardaki görevlerimizin üstesinden gelemeyiz. İşçi sınıfı ve ezilenlerin partimizden beklentilerini ve partimizin halklarımız önündeki görevlerini yerine getiremeyiz. Bu nitelik kazanma, dönüşüm ve yenilenmenin öznesi olarak, her yoldaş, Kasım'dan başlayarak önüne somut değişim ve yenilenme hedefleri koymakla sorumludur.
Kasım'dan itibaren, önümüzdeki dört ayda hangi gerilik ve yetersizliğimi aşacağım? İkinci dört ayda kendimde hangi açıdan bir gelişim örgütleyeceğim? Bir yılın sonunda Kasım'a ulaştığımda toplamda ideolojik niteliklerimi, devrimci eylemimi ve yoldaşlığımı hangi yönlerden geliştirmiş, kendimi hangi yönlerden aşmış olacağım? Komünist öncünün her üyesi, her aday üyesi, bu konuyu tartışmak üzere Ekim ayı içinde kendisiyle bir toplantı düzenlemeli, kararlar almalı ve onları uygulamak için harekete geçmelidir.
Böyle bir pratik, ölümsüzlerimize sevginin, bağlılığın, yoldaşlığın ifadelerinden biri olacak, onlara dair sözlerimizin boş bir kabuğa dönüşmesini engelleme imkanı yaratacak, duygu-düşünce bütünlüğümüzü güçlendirecektir.
Öyleyse yoldaşlar, öyleyse komünistler, Kasım'ı bir kılavuza, bir enerji kaynağına, ölümsüzlerimizle bireysel durum ve gelişimimizi tartıştığımız bir imkana dönüştürelim. Kasım'ın çağrısına en yalın biçimde cevap olmak için, öncelikle eleştiri-özeleştiri olanağını bir sanatçı inceliği, bir sanatçı titizliğiyle değerlendirelim. Devrimci niteliklerimizi, devrimci çalışmalarımızı geliştirerek, devrimci eylemimizi yükselterek, ölümsüzlerimizle kol kola yürüme hakkını kazanalım.

 

 

Arşiv

 

2018
Ekim Ocak
2017
Kasım Ağustos
Mayıs Şubat
2016
Eylül Temmuz
Şubat
2015
Aralık Ağustos
Mayıs

 

Kasım’ın Devrimci Ruhu
fc Share on Twitter

 

"Ölümsüzler ayı" nedir sorusuna, hepsi de gerçeğin bir yönünü yansıtan pek çok cevap verebiliriz. "Bir çağrıdır" cevabı, bizi tüm yanıtların kesişme noktasına ulaştırır. Evet, ölümsüzler ayı herşeyden önce bir çağrıdır.
"Cüreti ve feda ruhunu yükseltin yoldaşlar" çağrısı. "Kendini yenile yoldaş" çağrısı.
"Bizi aşın yoldaşlar" çağrısı. "Sorumluluk bilincini bile yoldaş" çağrısı.
"Ortamlarımızı yoldaşlık sevgisiyle güçlendirin yoldaşlar" çağrısı. "Bencilliğin aklını uyuşturmasına, kalbini körleştirmesine izin verme yoldaş" çağrısı.
"Planlı-hedefli çalışmada birkaç adım öne yoldaşlar" çağrısı. "Dilini, üslubunu eğit, yeniden şekillendir yoldaş" çağrısı.
"Az söz, çok iş yoldaşlar" çağrısı. "Sorunun değil, çözümün bir parçası ol yoldaş" çağrısı. "Yüzünüzü dışa, sınıf mücadelesine, onun sorun ve görevlerine dönün yoldaşlar" çağrısı. "Kendine ağlamayı bırak yoldaş" çağrısı.
"Partinin kazanımlarını, başarılarını özümseyin, ileri taşıyın yoldaşlar" çağrısı. "Okuma, öğrenme tembelliğini yenilgiye uğrat yoldaş" çağrısı.
"Kararları uygulama düzeyini yükseltin yoldaşlar" çağrısı. "Kolektivizm zihniyetini güçlendir yoldaş" çağrısı.
"Öncü irade olun yoldaşlar", "öncü irade ol yoldaş" çağrısı.
Partimiz, tek tek örgütlerimiz, tek tek üye ve aday üye partililer bu çağrıyı, verili gerçeklikleri ve özgün devrimci ihtiyaçları temelinde somut biçimde söze dökebilirler. Hedef, verili durumu değiştirmek, devrimin örgütlenmesinde ve militanlıkta yeni bir düzey yakalamak için atılacak ilk adımla, onu izleyecek birkaç adımın doğru biçimde saptanması ve iradesinin oluşturulmasıdır.
Bu nedenle Kasım, bir özeleştiri =değişim=eylem ayıdır.
Politik koşullar ve görevlerden baktığımızda görüyoruz ki, dönem, bedel dönemi. Kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim ferahlığıyla en ağır zorlukları göğüsleme dönemi. Devrimci sabır, devrimci öfke ve devrimci kararlılık dönemi. Savaş siperlerini daha ileri hatlara taşıma, öncü kararlılığa nitelik kazandırma dönemi. Her zamankinden daha örgütlü, daha disiplinli, daha kurallı hareket etme dönemi. En küçük bir enerji kaçağına izin vermeme dönemi. Kendi gelişimini yönetmede çıtayı yükseltme dönemi. "Bugün", partimiz, tek tek örgütlerimiz, üye ve aday üyelerimiz için, devrimciliğinin, ideolojik, politik ve örgütsel iddialarının üretilip geliştirileceği zemin budur.
İşaret edilen zeminde, kendini yeniden şekillendirmenin, devrimci savaşımın ihtiyaçlarına cevap olacak niteliklerle donatmanın temel koşulu, verili gerçeğimizi eleştirel devrimci bakışla ele almaktır. Bu çerçevede, her tür genellikten kaçınarak, somut düşünmeli, somut konuşmalı, somut hedefler oluşturmalı, somut adımlar atmalıyız.
Meseleyi, başta profesyonel devrimciler olmak üzere, tek tek üye ve aday üyeler açısından tartışalım.
Kendini sakınmaktan en fazla kaçınacağın bir dönemde, kendini sakınma duygu ve pratikleriyle açık, kararlı bir mücadeleye girişmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Yirmidört saatinin hiç değilse ondört saatini devrimci ihtiyaçlara göre düzenlemek yerine, güne işçilerden, emekçi köylülerden, kreşe veya okula giden çocuklardan çok daha geç başlarsan veya zamanını savrukça kullanırsan, sözün hükmü kalır mı?
Aynı organda çalıştığın bir yoldaşla kişilik özelliklerinizdeki sürtünmelerle bağlı gerilimler doğmasını önlemek için, yoldaşça diyalog ve kendinden verme pratiği geliştirmek yerine, ortamımızdaki oksijenin azaltmasına yol açarsan, sözün hükmü kalır mı?
Şiddetli bir okuma, öğrenme ihtiyacın varken, televizyon karşısında, internet karşısında veya modern kahvehanelerde vakit tüketirsen, sözün hükmü kalır mı?
Kolektivizmi güçlendirmek için toplantılara hazırlıklı gitmek, her toplantıda hazırlık düzeyini biraz daha yükseltmek gerekirken, şu ya da bu gerekçeyle toplantıya bir tek gündem üzerinde bile etraflıca düşünmeden gidersen, sözün hükmü kalır mı?
Deney ve bilgi eksikliğinden yakınır, hatta bunun acısını çekerken, bu konuda ciddi biçimde katkı alabileceğin, parti deney ve birikimini yansıtan kitap ve broşürleri okuyup incelemezsen, sözün hükmü kalır mı?
Üslubun, dilin sıradansa, küçük burjuvacaysa, kabaysa, erkekse, onu, devrimci incelikle, ideolojik güzellikle yeniden kurmak için kararlı bir emek ve disiplin sergilemek yerine, dil-üslup konforuna hoşgörü istersen, sözün hükmü kalır mı?
Yoldaşları, işçi ve emekçileri az dinlediğin, söylediklerini ciddiyetle düşünmediğin, öğrenmeyi bilmediğin eleştirisi aldığın veya bu durumun farkına kendi dikkatinle vardığın halde, dinleme ve öğrenme yeteneğini geliştirmek için pratiğine kararlı bir müdahalede bulunmazsan, sözün hükmü kalır mı?
Bulunduğun ortamlara yoldaşlık ruhu, başarma inancı ve moral taşımak yerine, memnuniyetsizlik, bezginlik, değişime ve yenilenmeye inançsızlık duygusu taşıyorsan, sözün hükmü kalır mı?
Herşeyi bilmede, akıl vermede, eleştiride birinci, yapmada, uygulamada, yetersizliklerine öfkelenmede geri sıralardaysan, sözün hükmü kalır mı?
Ölümsüzlük haberlerinin durmak bilmediği aylar ve yıllar yürünürken, bu ay ve yıllarda, senin en önemli gündemin sen olmuşsan, sözün hükmü kalır mı?
Planlayıp uygulamak dışında bir engelin yokken ayda bir kez olsun ölümsüzlerimizden veya tutsaklarımızdan birinin ailesini ziyaret etmezsen, onlarla yoldaşlaşmak için emek harcamazsan, sözün hükmü kalır mı?
Kesimci düşünüş ve ruh halini gerçek bir tehlike olarak görüp, bu konudaki her tür hata ve sorumsuzluğuna karşı ciddi, sonuç alıcı bir mücadeleye girişmez, zihinsel dönüşüme yönelmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Belirli bir andaki ve süreçteki bir devrimci görev karşısında, şu ya da bu konforunu (-sevgili ilişkisi de içinde olmak üzere- aile, kent, yaşam alışkanlıkları, cephe, alan, meslek vb) terk etmemeyi veya yeni görevin değişik tipten zorluklarını taşımamayı ya da yeni görevin yakınlaştırdığı hapishane vb olasılıkları kendinden uzak tutmayı tercih edersen, sözün hükmü kalır mı?
Bir tutumu, bir alışkanlığı, bir yaklaşımı veya yoldaşlık tarzı hakkında gıyabında başkalarıyla "dertleştiğin", başkalarına yakındığın yoldaşınla ilişkilerde eleştiri-özeleştiri kurumunu işletmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Disiplinin askeri biçimleri, bunun politik askeri birim ve ortamlarda ideolojik, politik ve örgütsel önemi, hayatiyeti üzerine bilgilerini sergiledikten sonra, bir kitle kurumu ortamının, bir hapishane hücresi ortamının, bir mahalle derneği ortamının disiplin biçimleriyle hareket edersen, sözün hükmü kalır mı?
"İlk hata son hatadır" kuralına göre düzenlenmek zorunda olunan çalışmalarda ve ortamlarda, kurallılık düzeyindeki yetersizliğin, denetim zayıflığının ya da talimat muğlaklığının sorumlusu olursan, sözün hükmü kalır mı?
İç dökmek veya dedikodu tarzından kopuşamamak nedeniyle iç illegaliteyi çiğniyorsan, düşmandan korunması gereken bilgi ve materyallerin korunmasının gereklerini en titiz biçimde yerine getirmiyorsan, yazışmalarda, tartışmalarda bunun gerektirdiği disiplini sergilemiyorsan, sözün hükmü kalır mı?
Parti basınının, partinin pek çok eylemine ve etkinliğine yer vermediği veya bu çalışmaları zayıf yansıttığı eleştirisini defalarca yaptığın halde, bir parçası olduğun eylem ve etkinlikte, aynı zamanda gönüllü bir muhabir olarak hareket etmezsen, sözün hükmü kalır mı?
Politik kitle ajitasyonu tarzında veya bire bir ilişkiler yoluyla dağıtımın örgütlenmesini bulunduğun birimde tartışmak, örgütlenmesini zorlamak, pratiğinle yoldaşları da ileri itmek yerine, parti basınının dağıtılmadığı ya da çok az dağıtıldığı üzerine konuşmak, yakınmak, "üzülmek," "öfkelenmek" tarzı sergilersen, sözün hükmü kalır mı?
Hayır, kalmaz.
Oysa, sözün hükmü olmalı. Bunun yegane imkanı, söz-eylem tutarlılığıdır.
Faşist politik islamcı rejimin devrimci ve ulusal demokratik hareketi ezmek, antifaşist parti ve çevreleri iradesizleştirmek, işçi sınıfının ve ezilenlerin öncü bölüklerini umutsuzluk ve inançsızlığa prangalamak için tüm güç ve imkanlarıyla saldırmaya devam ettiği 2018 Kasım'ında, devrimci nitelik ve eylemimizde, bu politik koşullara uygun bir değişimi örgütleyip örgütlemediğimiz görüş açısıdan bakmalıyız gerçeğimize. Berrakça kavramalıyız ki, dünkü kendini yönetme düzeyimizle, dünkü yoldaşlık, kolektivizm, disiplin, kafa emekçiliği düzeyimizle, dünkü iç illegalite, kurallılık, emek, özveri, militanlık düzeyimizle, dünkü planlılık, hedeflilik, olanak örgütleme, çalışkanlık ve örgütsel işleyiş düzeyimizle mevcut koşullardaki görevlerimizin üstesinden gelemeyiz. İşçi sınıfı ve ezilenlerin partimizden beklentilerini ve partimizin halklarımız önündeki görevlerini yerine getiremeyiz. Bu nitelik kazanma, dönüşüm ve yenilenmenin öznesi olarak, her yoldaş, Kasım'dan başlayarak önüne somut değişim ve yenilenme hedefleri koymakla sorumludur.
Kasım'dan itibaren, önümüzdeki dört ayda hangi gerilik ve yetersizliğimi aşacağım? İkinci dört ayda kendimde hangi açıdan bir gelişim örgütleyeceğim? Bir yılın sonunda Kasım'a ulaştığımda toplamda ideolojik niteliklerimi, devrimci eylemimi ve yoldaşlığımı hangi yönlerden geliştirmiş, kendimi hangi yönlerden aşmış olacağım? Komünist öncünün her üyesi, her aday üyesi, bu konuyu tartışmak üzere Ekim ayı içinde kendisiyle bir toplantı düzenlemeli, kararlar almalı ve onları uygulamak için harekete geçmelidir.
Böyle bir pratik, ölümsüzlerimize sevginin, bağlılığın, yoldaşlığın ifadelerinden biri olacak, onlara dair sözlerimizin boş bir kabuğa dönüşmesini engelleme imkanı yaratacak, duygu-düşünce bütünlüğümüzü güçlendirecektir.
Öyleyse yoldaşlar, öyleyse komünistler, Kasım'ı bir kılavuza, bir enerji kaynağına, ölümsüzlerimizle bireysel durum ve gelişimimizi tartıştığımız bir imkana dönüştürelim. Kasım'ın çağrısına en yalın biçimde cevap olmak için, öncelikle eleştiri-özeleştiri olanağını bir sanatçı inceliği, bir sanatçı titizliğiyle değerlendirelim. Devrimci niteliklerimizi, devrimci çalışmalarımızı geliştirerek, devrimci eylemimizi yükselterek, ölümsüzlerimizle kol kola yürüme hakkını kazanalım.